Samsun İlinde Sığır Besiciliği Faaliyetlerinden Ortaya Çıkan Atık ve Yan Ürünlerin Değerlendirilmesi ve Yönetimi

Yazar: Hatice Türkten, Çağatay Yıldırım, Vedat Ceyhan, Orhan Günbüz
Yıl: 2016
Yayım Yeri: Anadolu Tarım Bilimleri Dergisi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet

Sığır besiciliğinin bütün aşamalarında meydana gelen atıkların yönetilmesi ve değerlendirilmesi hem işletmeler hem de çevre ve insan sağlığını koruma görevi olan hükümet açısından önem taşımaktadır. Bu sebeple bu araştırmada sığır besiciliğinde gerek yetiştirme dönemi gerekse de kesim sonrası dönemde ortaya çıkan hayvansal atıkların ve yan ürünlerinin miktarının belirlenmesi, atıkların yönetiminde mevcut durumun ortaya konulması, atıkların değerlendirme şekillerinin belirlenmesi ve sığır besiciliği yapan kişilerin atık yönetimi konusundaki bilgi düzeylerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma verileri Samsun ilinde sığır besiciliği yapan 38 adet işletmeden anket yoluyla ve Samsun ilinde faaliyet gösteren Kırmızı Et Üreticileri Birliği ile 21 adet mezbahadan bireysel mülakatlar ve nitelikli gözlemler yoluyla elde edilmiştir. Hayvansal atıkların miktarının ve değer lendirme biçimlerinin belirlenmesinde “süreç değerlendirmesi (process evaluation)” yaklaşımı kullanılmıştır. Sığır besiciliği yapan kişilerin atık yönetimi konusundaki bilinç düzeylerinin ortaya konulmasında, amaca uygun olarak geliştirilmiş ölçek kullanılmıştır. Araştırma sonuçları Samsun ilinde büyükbaş hayvanların kesim sonrası yılda ortalama 240 bin ton hayvansal atık ve yan ürün ortaya çıktığını ve bu atıkların yönetiminde ve değerlendirilmesinde kurumsal bir sistemin olmadığını göstermiştir. Araştırmada ayrıca Samsun ili sığır besicilerinin atıkların değerlendirmesinin kendilerine sağlayacakları katkılardan haberdar olmadıklarını ve atık yönetimi konusunda bilinç düzeylerinin istenen düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. İncelenen Üretici Birlikleri karkas kısmı alındıktan sonra geriye kalan atıkların değerlendirmesi için yatırım yapmaya oldukça isteklidirler. Hayvansal atıkların yönetilmesi ve değerlendirilmesi konularında üreticilere eğitim verilmesi, üretici örgütlerine atık değerlendirme tesisi kurmak ve işletmek için ihtiyaç duydukları finansman ve teknik desteğinin sağlanması ve hayvansal atık yönetiminin etkinleştirilmesi için gerekli alt yapı ve mevzuat düzenlemelerinin yapılması işletme düzeyinde ve ulusal düzeyde elde edilecek ekonomik katkıları artırabilecek ve çevresel sürdürülebilirliğe olumlu katkılar sağlayabilecektir.

Anahtar Kelimeler: Atık yönetimi, Hayvansal atıklar, Samsun, Sığır besiciliği

Araştırmayı İndir

Gediz Havzası Su Kirliliğinin Önlenmesinde Tarımın Rolü

Yazar: Mehmet Şenol, Tugay Gül, Ela Atış, H.Ece Salalı
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar Ve Çevre Ekonomisi
Özet
Tarım ve sanayi faaliyetlerinin, su kullanımı üzerinde önemli etkilerinin olduğu dikkate alındığında, özellikle tarımsal üretimde su kullanımının etkinliğinin ve veriminin arttırılmasına yönelik çalışmalar daha da önem kazanmaktadır. Su kaynakları açısından önemli çevre sorunlarından birisi yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesidir. Türkiye’de su kirliliğinin başlıca etkenleri kentleşme, sanayileşme ve bazı tarımsal uygulamalardır. Sanayinin çevre üzerindeki olumsuz etkisi diğer faktörlerden çok daha fazla olmakla birlikte, tarım da kirlilikte rol oynamaktadır. Özellikle, entansif tarımın yaygınlaşması ile kullanılan kimyasal gübre ve pestisit kalıntıları yeraltı ve yüzey sularına karışarak kirliliğe neden olmaktadır. Bu çalışma, endüstriyel gelişme, yoğun tarımsal faaliyetler ve hızla artan nüfus ile birlikte, Ege Bölgesinde önemli bir yere ve ciddi bir ekonomik potansiyele sahip Gediz Havzası’nı kapsamaktadır. Çalışmanın verileri, Gediz Havzası’nda su kirliliğinin ve tarımsal üretimin en yoğun olduğu köylerde 105 üretici ile yapılan anketlerden elde edilmiştir. Çalışmada, üreticilerin tarımın çevre ve su kaynaklarına etkileri konusundaki düşünceleri likert ölçeği analizi ile çevre politikaları kapsamında uygulanacak teşvik ve cezalara ilişkin görüşleri ise en iyi/en kötü analizi yoluyla hesaplanmıştır.
Anahtar kelimeler: Su kirliliği, Gediz Havzası, tarımsal faaliyet, çevre politikası

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Hes’lerin Varlığı, Çevreye Ve Tarıma Olan Etkileri

Yazar: Türkay Bars, Cuma Akbay, İlkay Uçum
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar Ve Çevre Ekonomisi
Özet
Dünya nüfusunun giderek artması, kentleşmenin ve sanayileşmenin gelişmesi ile enerjiye olan talep artmaktadır. Ülkeler mevcut fosil enerji kaynaklarının dışında yeni enerji kaynak arayışlarına girmektedirler. Bu bağlamda suyun hareket gücünün kullanılmasıyla üretilen hidroelektrik enerji yenilenebilir enerji kaynağı olarak mevcutların yanında yeni HES’lerin ve barajların yapımını gündeme getirmektedir. Barajlar: sulama, su temini, hidroelektrik enerji üretimi, ulaşım ve su akışının kontrollü olması gibi birçok amaca yönelik olarak inşa edilmektedir. Ancak bu yapılar yeraltı sularının azalması, fiziksel ve biyolojik çevrenin olumsuz etkilenmesi gibi istenmeyen sonuçlar da doğurabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de HES’lerin iller bazında sayısını araştırmak ve bu HES’lerin çevre ve tarımsal yapıya olan etkilerini ortaya koymaktır.
Anahtar kelimeler: HES, enerji, çevre, tarım

Araştırmayı İndir

Hatalı Tarımsal Uygulamaların Toprak Ve Su Kirliliği Üzerine Etkileri Ve Çözüm Önerileri

Yazar: Güneş Eren Yalçın, Fatma Öcal Kara, Şeyda İpekçioğlu, Ebru Yazıcı
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar Ve Çevre Ekonomisi
Özet
Dünya nüfusu hızla artış göstermekte olup bugün 7 milyarı aşmıştır. Bu nüfusun en büyük gereksinimi yaşamlarını devam ettirebilmek için sağlıklı ve yeterli beslenmedir. Beslenme, gıda ürünleri ile gerçekleşmekte olup, gıda ürünleri ise tarımsal üretim sonucu elde edilmektedir. Türkiye, tarım ülkesi olma özelliğini korumakta olup, artan nüfusun başta gıda ihtiyaçları olmak üzere taleplerini karşılamak üzere zaman içinde aile içinde gerçekleşen geçimlik tarımdan ticari tarıma geçiş yapmıştır. Tarımsal üretimin geçimlik tarımdan ticari tarıma geçmesi ile birlikte talebi karşılayacak miktar ve kalitede ürünü arz edebilmek için gelişmiş girdi ve teknolojiler üretime dahil edilmiştir. Fakat tarımda verim artışı için yapılan bu uygulamaların, hatalı, aşırı ve bilinçsiz şekilde gerçekleştirilmesinden ötürü hatalı tarımsal uygulamaları da beraberinde getirmiŞtir. Zirai ilaç kullanımı, kimyasal gübre kullanımı, bitkisel ve hayvansal artıkların imha edilmesi, sulama gibi uygulamaların hatalı gerçekleşmesinden ötürü, toprak ve su kaynakları hızla kirlenmektedir. Başta toprak ve su olmak üzere doğa ile birebir iliŞki içerisinde gerçekleşen tarımsal üretimde ekonomik anlamda gelişime katkı çevrenin korunmasına bağlıdır. Kaynakların doğru ve etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak için, çiftçilerin zirai ilaç ve kimyasal gübre kullanımı, sulama, bitkisel artıkların yok edilmesi gibi konularda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada da: hatalı olarak gerçekleşen tarımsal uygulamaların toprak ve su kirliliğine olan etkilerinin neler olduğu belirtilmeye ve çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Toprak, su, kirlilik, tarımsal uygulamalar

Araştırmayı İndir

İklim Değişikliği İle Mücadele Ve Uyumda Tarımın Rolü

Yazar: Kübra Polat, İlkay Dellal
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: İklim Değişikliği
Özet
Dünya nüfusunun hızla artması, temel gıda maddelerine duyulan ihtiyacı artırmakta ve böylece doğal kaynaklar giderek zarar görmektedir. OECD 2012 verilerine göre dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 9,2 milyona yükselmesi öngörülmektedir. Araştırmalar, artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması hususunda atılacak her adımda, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kullanımı gözetilmediği takdirde, gelecek nesillerin tehdit altında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü bu kaynaklar üzerindeki baskı sadece kirlilikle kalmamakta, aynı zamanda iklim değişikliğine de sebep olmaktadır. İklim değişikliği, insan faaliyetleri sonucunda açığa çıkan sera gazlarının, kuvvetlenmiş sera etkisi oluşturarak atmosferin doğal yapısını bozmasından kaynaklanmaktadır. Atmosferdeki sera gazları doğal yollarla oluşabildiği gibi, fosil yakıt kullanımı, tarım, ormansızlaşma ve diğer endüstriyel faaliyetler gibi insan faaliyetleri ile oluşmaktadır. Bu faaliyetler içerisinde ormancılık dahil %24’lük paya sahip olan tarım, gübreleme, ilaçlama, hayvancılık, arazi kullanım değişimi, çeltik üretimi gibi pek çok uygulama sonucunda metan (CH4,), nitröz oksit (N2 O) ve karbondioksit (CO2) emisyonlarına sebep olmaktadır. FAO (Gıda ve Tarım Örgütü)’nun verilerine göre, tarım kaynaklı sera gazlarının en geniş kaynağını oluşturan nitröz oksit ve metan gazının, önlem alınmadığı takdirde 2030 yılına kadar %60 oranında artacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla, iklim değişikliği ile tarımsal mücadele ve uyum konusunda, ARGE çalışmalarının ve toplum bilincinin artırılması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, iklim değişikliği ve sera etkisi, tarımın iklim değişikliği ile mücadele ve uyumdaki rolü ve bu kapsamda alınması gereken tarımsal önlemler incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: Tarımsal uygulamalar, iklim değişikliği, mücadele, uyum, emisyon

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Pestisit Kullanımı Ve Çevresel Etkiler

Yazar: Selda Arslan
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Hızla artan nüfus dünyada olduğu kadar Türkiye’de de önemli sorunlardan biri olan beslenme sorununu gündeme getirmektedir. Hızlı nüfus artışı ve tarım topraklarının farklı alanlar için kullanıma açılmasının önlenememesi ile tarım topraklarımız giderek azalmakta, bu da birim alandan en yüksek verimin sağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle bitkisel üretimde kayba neden olan hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede pestisit adı verilen kimyasalların kullanımına ihtiyaç duyulmaktadır. Pestisit: zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak amacıyla, tarımsal mücadele araştırma ve uygulamalarında kullanılan her türlü kimyasal maddelerdir (MEB, 2012a). 2014 yılı GTHB verilerine göre Türkiye’de 18 milyon 114 bin kg toz ve 21 milyon 608 bin lt sıvı pestisit kullanılmaktadır. Pestisitler, tarım ürünlerini zararlı, hastalık ve yabancı otlardan korumak ve kaliteli ürün elde etmek gibi avantajlarının yanı sıra kullanımı sonucunda insan, hayvan ve çevre sağlığı bakımından bazı problemler oluşturmaktadır. Tarımsal alanlara uygulanan pestisitler: hava, su ve toprağa, oradan da bu ortamlarda yaşayan diğer canlılara ulaşmaktadır. Pestisit kullanılırken, hem ürünün hastalık, zararlı ve yabancı otlara karşı korunması hem de insan ve çevreye olumsuz etkilerinin dikkate alınması önem taşımaktadır. Bu önemden dolayı derlemede: Türkiye’de pestisit kullanımı ve çevresel etkileri incelenerek, bu alanda ki karar alıcıların doğru karar almalarına yardımcı olacak bilgilerin üretilmesi amaçlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Pestisit, pestisit kullanımı, çevre, çevresel etki.

Araştırmayı İndir

Kuraklığın Tarım Sektörüne Etkileri: Kaliforniya Örneği

Yazar: Murat Kahraman
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: İklim Değişikliği
Özet
Hükümetler arası iklim Değişim Paneli (Intergovernmental Panel for Climate Change-IPCC) 1988 yılından bugüne kadar süren çalışmaları sonucunda iklimde değişimin var olduğunu ve insan kaynaklı olduğunu ortaya koymuştur (IPCC,1990: IPCC, 2001: IPCC, 2007). IPCC tarafından 2030 yılı senaryolarına göre artacak olan olası tehlikeler genelde: sıcak hava dalgaları, orman yangınları, kuraklık, şiddetli yağışlar, tropikal fırtınalar, tarım ve agro-kültür üzerinde etkiler şeklinde sıralanmıştır. Yağış miktarının kaydedilen ortalama seviyelerin önemli derecede altında kalmasıyla ortaya çıkan, toprak kaynakları ve tarımsal üretim sistemleri üzerine olumsuz etki eden, ciddi hidrolojik dengesizliklere neden olan, doğal olarak meydana gelen bir olay olarak tanımlanan kuraklık, iklim değişikliğinin yıllar içinde artan etkisi ile daha da ön plana çıkmaktadır. Kuraklık genellikle yavaş gelişir, sıklıkla uzun bir süreklilik gösterir ve doğal afetler içinde tahmini en zor olmasıyla birlikte etkileri de çok geniştir. Amerika Birleşik Devletleri’nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden birisi olan Kaliforniya eyaleti de kuraklıktan çekmektedir. 2015 üretim yılında eyalet çapında kuraklık nedeniyle 2,7 milyar $ ekonomik kayıp ve 21.000 kişiyi kapsayan istihdam kaybı olduğu tahmin edilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Kuraklık, İklim Değişikliği, Tarımsal Üretim, Tarım Ekonomisi

Araştırmayı İndir

Jeotermal Seracılık Yapan İşletmelerin Sosyo-Ekonomik Yapıları Ve İşgücü Kaynakları

Yazar: Mehmet Hasdemir, Umut Gül, Mine Hasdemir
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Yenilenebilir enerji kaynaklardan biri olan jeotermal kaynak, farklı kullanım alanları yanında, sera ısıtmasında kullanılmaktadır. Bu araştırmada, ısı kaynağı olarak jeotermal enerjinin kullanıldığı sera işletmeleri ile birlikte, sera alanlarının bulunduğu bölgede üretim yapan, ancak jeotermal enerjiyi kullanmayan diğer seraların sosyo ekonomik yapıları ve işgücü kaynakları analiz edilmiştir. Türkiye’de jeotermal seracılığın yapıldığı toplam 10 ilde yürütülen bu araştırmada, jeotermal kaynak kullanan işletmeler için tam sayım yöntemine göre, jeotermal kaynak kullanmayan işletmeler için de oransal örnek hacmi yöntemine göre belirlenen toplam 277 işletme ile anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçları doğrultusunda, jeotermal kaynak kullanan ve kullanmayan işletmelere ait sosyo ekonomik özelliklerin birbirleri ile olan ilişkilerini ortaya koymak üzere çoklu uyum analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre jeotermal kaynak kullanımı ile işletme sahiplerinin eğitim ve gelir durumu arasında önemli bir ilişki olduğu görülmüştür. İşgücü kaynakları değerlendirildiğinde, jeotermal kaynak kullanmayan işletmelerde aile işgücü öne çıkarken, jeotermal kaynak kullanan işletmelerde ise daha çok geçici veya daimi işçi istihdam edilmektedir. Jeotermal kaynak kullanan bir işletmede, ortalama 18,22 daimi işçi istihdam edilmekte olup bu istihdam içerisinde kadın istihdamının oranı %69,10’dur. Ayrıca jeotermal kaynak kullanan işletmelerin %45,08’i en az bir teknik personel istihdam etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Jeotermal seracılık, sosyo ekonomik özellikler, istihdam, çoklu uyum analizi.

Araştırmayı İndir

İklim Değişikliğinin Tarım Üzerine Çevresel Etkisi

Yazar: Iasmina Raluca Maximovici, Nisa Mencet Yelboğa
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: İklim Değişikliği
Özet
İklim değişikliği tarihin en önemli problemlerinden birisi olarak görülmektedir ve dünyanın kalan kısmında olduğu gibi Romanya ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler tarafından sıklıkla tartışılmaktadır. Bununla birlikte, Avrupa Birliği entegrasyon süreci iyi Tarım ve Çevre Koşulları (GAEC) gibi uygulamalar ile ilaç ve zararlı uygulamaları ile ormancılık alanında gereksinimler öne sürmektedir. Dolayısıyla, bu çalışma Avrupa Birliği üyelik sürecinde iklim değişikliğinin tarıma olan etkilerini değerlendirmektedir. Çalışma kapsamında Romanya ve Türkiye’deki ekili alanlarda toprak ve su yönetimi, yağış, sıcaklık ve kuraklık izleme ile orman ekimi ve yetkisiz arazi gaspı alanlarında veriler karşılaştırılırmıştır. Bunun sonucunda, iki ülkede de ihtiyaç duyulan önlemler vurgulanmıştır.
Anahtar Kelimeler: İklim değişikliği, tarım, GAEC, Avrupa Birliği, Türkiye, Romanya

Araştırmayı İndir

Küresel Doğan İşletmeler Ve Uluslararasılaşma Süreci

Yazar: Ebrahim Haghighti, Mevhibe Albayrak
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Uluslararası Tarım Ve Ticaret
Özet
Ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olan küresel doğan işletmelerin yapısı ve işleyişinin Türkiye açısından araştırılması büyük önem taşımaktadır. Geleneksel uluslararasılaşma sürecine ilişkin yaklaşımların öngördüğü aşamalardan geçmeden uluslararasılaşan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin erken uluslararası pazarlara açılmasını küresel doğan işletme yaklaşımı açıklamaktadır. Çalışmanın amaçlarını küresel doğan işletme anlayışının ortaya çıkış nedenleri ve özelliklerini içeren kavramsal çerçevenin ortaya konulması, küresel doğan işletmelerde ve uluslararasılaşmada önemli etkisi olan yöneticilerin öznel ve nesnel özelliklerinin değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Küresel doğan işletmelerde yöneticilerin öne çıkan nesnel özellikleri: yaş, eğitim, mesleki deneyim, bilgi birikimi, etnik köken, yurt dışı yaşam, seyahatler, yabancı dil bilgisi ve şebeke ilişkileri olarak belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Küresel doğan işletmeler, uluslararasılaşma süreci, yönetici özellikleri, nesnel özellikler.

Araştırmayı İndir