Yerel Buğday Çeşitlerinin Korunması, Çevre ve Yoksulluk İlişkisi: Ege Bölgesi Örneği

Yazar: H. Ece Salalı, Ela Atış
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
İnsanlığın, yaşamsal ihtiyaçlarının değişerek çeşitlenmesi sonucu, bunların karşılanması için doğal olmayan yollarla, verim artışı gerekçesiyle uygulanan suni gübreler ve kimyasallar, toprak, su ve hava kirliliğini beraberinde getirmiştir. Bu tür uygulamalar toprağı daha da verimsizleştirirken, verim düştükçe çiftçi daha fazla ilaç ve gübre kullanmaya yönelmiştir. Bu noktada, tarım ve çevre arasındaki ilişkiye bakıldığında, karmaşık ve çift yönlü olduğu görülmektedir. Tarımsal faaliyetler, ekosistemlerin bozulmasına neden olurken, bozulmuş ekosistemler de yoksulluğun önemli etkileri ile birlikte tarımın canlılığını tüketmektedir. Hâlbuki tarımsal üretim, sulama için gerekli olan yeraltı ve yüzey sularının sağlanması, bitkisel ve hayvansal hastalıkların düzenlenmesi, toprak verimliliğinin korunması, bitkisel ve hayvansal ürünlerin devamlılığının korunması ve atıkların ayrıştırılması gibi nedenlerle sağlıklı ekosistemlere ve yerel türlere bağımlı durumda bulunmaktadır. Ancak, tüm bunlara rağmen, bazı tarımsal uygulamalar, çoğu zaman bağımlı oldukları biyoçeşitlilik ve ekosistem fonksiyonlarına zarar vermişlerdir.
Tarımsal üretim ve ekosistem işleyişi arasında bir köprü durumunda olan tarımsal biyoçeşitlilik, yapay destekleyiciler yerine daha değerli olan doğal hizmetlerin arayışı içindedir. Bu anlamda, yerel çeşitlerin muhafazası, mevcut üretim alanlarının korunması faaliyetleri çok büyük önem kazanmaktadır. Tarımsal üretimin: bölgedeki üretici ve tüketicilerin, gıda güvenliği ve beslenme ihtiyaçlarını karşılaması ve ekonomik ve demografik değişimlere dinamik olarak cevap verebilmesi, doğal ve insan kaynaklı bozulmalara karşı dayanıklı olmasının gerekliliği tarımsal biyoçeşitliliğin önemini arttırmaktadır.
Bu çalışmada, tarımsal üretimin sürdürülebilir, verimli ve ekolojik açıdan uygun olması amacına yönelik kriterlerden birisi olan, tarımsal biyoçeşitliliğin mevcut ve gelecek kullanımlar için en iyi şekilde yönetilmesi kriteri dikkate alınmıştır. Buna göre, tarım, çevre ve yoksulluk ilişkisi çerçevesinde tarımsal biyoçeşitliliğin global olarak korunması, ancak yerel olarak da tarımsal üretimi devam ettirecek şekilde yönetilmesi gerekir.
Bu çerçevede, bu çalışmada tarımsal biyoçeşitlilikte en önemli rolü oynayan üreticilerin görüşleri ve yerel çeşitlere bakış açıları dikkate alınmıştır. Ege Bölgesi’nde yürütülmüş olan bu çalışmada, yerel buğday çeşitlerinin üretimi açısından çiftçi hedeflerinin analizi, bulanık eşli karşılaştırma yöntemi ile yapılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Yerel çeşit, tarımsal biyoçeşitlilik, çevre, yoksulluk
Araştırmayı İndir

Türkiye’de Tarım Ve C02Emisyonu Arasındaki İlişkinin Çevresel Kuznets Eğrisi Yaklaşımı İle Değerlendirilmesi

Yazar: Ahmet Özçelik, O. Orkan Özer, Selma Kayalak
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Bu çalışmada, Türkiye’de tarımın ve çevreye etkisi Çevresel Kuznets Eğrisi varsayımı çerçevesinde eş-bütünleşme analizi yardımıyla değerlendirilmiştir. Kuznets (1955) yılındaki çalışmasında, ekonomik gelişmeye bağlı olarak kişi başına düşen gelir miktarının arttığını ancak gelişmenin ilk safhasında gelir eşitsizliğinin de artmakta olduğunu belirtmiştir. Ayrıca artan gelir eşitsizliğinin ekonomik gelişmenin devam etmesiyle belirli bir dönüm noktasından sonra azalacağını ileri sürmüştür. Kuznets Eğrisi, 1990 yılların başında gelir düzeyi ve çevre kalitesi arasındaki ilişkiye göre tekrar yorumlanmıştır. Gelir dağılımın dengesiz ve yoksulluğun yoğun olduğu ülkelerde, insanlar kaynak kullanımında çevreye duyarlı olamamakta, bu durumda çevre kirliliğini bir kısır döngüye dönüştürebilmektedir. Ülkelerin kişi basına düşen gelir miktarları ve çevre kirliliği arasındaki ilişki irdelendiğinde, gelir artışı ile önce artan çevre kirliliğinin yaşam kalitesinin başlangıçta bozulduğunu ancak gelir artışının devam etmesiyle tekrar düzeldiğini gözlemişlerdir. Çalışmada, 1970-2010 yılları arasında, Türkiye’de kişi başına düşen CO2 emisyonu ile kişi başına düşen GSYİH, kişi başına düşen tarımsal üretim değeri ile işlenebilir arazinin 100 km2’ sine düşen traktör varlığının verileri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarıyla, kişi başına düşen C02 emisyonunu kişi başına düşen GSYİH’nin %1 artmasının %2,86 ve işlenebilir arazinin 100 km2’sine düşen traktör varlığının %1 artmasının ise %0,61 artırdığı bulunmuştur. Diğer taraftan kişi başına düşen tarımsal üretim değerinin %1 artmasının ise kişi başına düşen CO2 emisyonunu %1,70 azalttığı bulunmuştur.

Anahtar Kelimeler:Çevresel Kuznets Eğrisi, CO2 emisyonu, Kişi Başına Düşen GSYİH, Kişi Başına Düşen Tarımsal Üretim Değeri, Eş Bütünleşme Analizi.
Araştırmayı İndir

Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı ve Bu Programı Uygulamada Görevli Personellerin Çevre Duyarlılıkları

Yazar: Mehmet Hasdemir,Mine Hasdemir
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, toprak ve su kalitesinin korunması, erozyonun önlenmesi ve tarımın olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla Çevre Amaçlı Tarımsal Arazilerin Korunması (ÇATAK) Programı yürütülmektedir. Bu çalışmada, ÇATAK programı kapsamında yıllar itibariyle yapılan desteklemeler ele alınmış, ayrıca uygulamadan sorumlu Bakanlık personelinin çevre duyarlılığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bakanlık personelinin çevre duyarlılığını belirlemek amacıyla Dunlap vd. (2000)’e göre Yeni Çevresel Paradigması Ölçeğinde hazırlanan sorular yardımıyla 70 personele anket çalışması yapılmıştır. Anket yapılan personel sayısı, ÇATAK uygulamasının yapıldığı 25 ilden oransal örnek hacmi yöntemine göre belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: ÇATAK, çevre duyarlılığı, yeni çevresel paradigma.
Araştırmayı İndir

Gıda Güvenliğini Sağlamada Ekolojik Önlemler

Yazar: Seher Ersoy Quadır, Hülya Karaman
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Son zamanlarda pek çok uzman tarafından gıda güvensizliğinin temel nedeni, doğal kaynakların tahrip edilmesinden kaynaklanan çevresel faktörler olarak belirlenmiştir. Bu çevresel faktörlerin başında yeşil alanların azalması ve endüstriyel tarım nedeniyle oluşan erozyon, kuraklık ve beraberinde su kıtlığı gelmektedir. Ayrıca endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan küresel ısınma ve beraberinde meydana gelen iklim değişiklikleri, bazı bölgelerde aşırı yağış ve selleri, bazı bölgelerde de kuraklığı meydana getirmektedir. Bu da tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Tarımda kimyasal gübre ve ilaç kullanılması, bitki ve hayvan genetiğinin değiştirilmesi, organik tarımda sertifikalı tohum kullanma zorunluluğu nedeniyle de yerel bitki örtüsü ve biyolojik çeşitlilik yok olmaya bağlamaktadır. Düzensiz kentleşmenin yanı sıra maden, kömür, petrol arama çalışmaları da toprağın yapısını bozmakta ve kullanılabilir tarım arazilerini azaltmaktadır. Üstelik doğal kaynakların aşırı kullanımı sonucu bitki örtüsünde meydana gelen bütün bu tahripler, vahşi hayatın tehlikeye girmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bu araştırmada amaç, sürdürülebilir tarımsal kalkınma ve gıda güvenliği için tutarlı ve çok boyutlu bir farkındalığın önemini vurgulamaktır. Bu bağlamda, toplumların üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ekolojik bozulmaların nedenleri ve alınması gereken önlemler tartışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: gıda güvenliği, doğal kaynak yönetimi, ekolojik bozulma, ekolojik önlemler
Araştırmayı İndir

Avrupa Birliği ve Türkiye’de İnorganik Gübre Kullanım Düzeylerinin Karşılaştırılması: Bir Çevresel Kuznets Eğrisi Analizi

Yazar: Serkan Gürlük
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
İnorganik gübre kullanımı tarımsal üretimde en önemli girdilerden biridir. Toprakta yeterli bitki besin maddesi bulunmadığında verim ve kalitede önemli kayıplar olurken: bu eksiklik gübreleme yolu ile giderilebilmektedir. Ancak fazla uygulanması halinde ise özellikle azot ve fosforlu gübrenin yıkanması ile taban ve yüzey sularının kirliliğine, azot oksit emisyonu ile hava kirliliğine neden olmaktadır. Ötrofikasyon ise yıkanan gübrenin durgun sularda istenmeyen alg türlerinin balık ve diğer canlı türleri ile oksijen için rekabete girmelerine neden olan önemli bir çevre problemidir. Ayrıca azotlu gübrelerin fazla kullanılması durumunda yapraktaki nitrat miktarı özellikle yaprağı yenen sebzelerde insan sağlığını tehdit edecek düzeye ulaşabilmektedir. Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE), çevre kalitesi düzeylerini ülke bazında gösteren önemli bir istatistik analiz türüdür. ÇKE analizi uzun-yıllar istatistik verilere dayanmaktadır. Bu araştırmada Avrupa Birliği-15 (AB-15) ülkelerinin ekilebilir arazi miktarı başına düşen inorganik gübre tüketim miktarları ile kişi başı Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla değerleri regresyon analizine tâbi tutulacaktır. Diğer açıklayıcı değişkenler ise Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın her yıl yayınladığı “İnsanî Gelişim İndeksi’nin parçalarından olan ortalama yaşam süresi ve toplam üretim değeridir. Analiz sonucunda ülkelerin ters-U tipli eğriye sahip olup olmadıkları ortaya çıkarılarak karşılaştırmalar yapılacaktır. Bir diğer sonuç ise ülkelerin inorganik gübre kullanımında dönüm noktalarına sahip olup olmadıklarının ortaya konmasıdır. Bu kapsamda ekonomik gelişmenin hangi aşamasında inorganik gübre kullanım düzeylerinin azaltıldığı incelenecektir.

Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Çevresel Kuznets Eğrisi, Ekonomik Büyüme, İnsani Gelişim İndeksi
Araştırmayı İndir

İklim Değişikliği ve Yoksulluğun En Çok Etkilenenleri: Kırsal Alandaki Kadınlar

Yazar: Hilal Ar, Funda Kadim, Bülent Gülçubuk
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
İklim değişikliği küresel ölçekte bir sorun haline gelmiştir. Bu sorun dünyanın küçük bir bölümü için -sözde- fırsatlar yaratırken, büyük bir bölümü için önemli sorunlar ve de tehditler oluşturur hale getirmiştir. İklim değişikliği bazı ülkeler, toplumlar için her şeyden önce temel yoksulluk ve açlık nedeni olarak belirmektedir. Dünyanın hemen her ülkesi küresel iklim değişikliğinin ortaya çıkaracağı sorunlar ve bunlar arasında da yoksulluğun getireceği belirsizliklere karşı daha radikal önlemler alma yoluna gitmektedir. Ne yazık ki, iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı temel sorunlardan yoksulluk olgusundan en fazla kırsal alan ve burada da kadınlar en çok etkilenmektedir. Zaten var olan yoksulluk sorunu iklim değişikliği ile kırsalda etkisini daha da artırmaktadır. Bir yandan tarım dışı istihdam olanaklarının sınırlılığı, bir yandan küçük üreticilik ve/veya topraksızlık, diğer yandan iklim değişikliği ile kırsal alandaki daha fazla yaşam sorunsalları ile karşı karşıya kalmaktadır. TÜİK 2009 Yılı Yoksulluk Çalışması sonuçlarına göre, Türkiye’de yoksulluk oranı %18,08’dir. Kırsalda bu oran %40’a kadar yükselmektedir. İşte, kırsalda alanda ev içi ve ev dışı rollerinin getirdiği ağır koşullar nedeniyle kadınlar daha fazla etkilenmektedir. İklim değişiklikleri sonucu ortaya çıkan doğal kaynakların bozulması, çölleşme, ormansızlaşma, kuraklık gibi etmenlerin yanı sıra sosyal ve kültürel değerler, mülkiyet hakkından yoksunluk, üretim araçlarına erişememe sorunları nedeniyle kırsalda kadınlar yoksulluktan daha fazla etkilenmektedir. Nitekim son 10 yıl içinde kentlerde yoksul kadın sayısı çok az da olsa azalırken, kırsalda yoksul kadın sayısı 533.500’lük bir artış göstermiştir. Bunlardan hareketle kuraklık, çölleşme, buna bağlı doğal kaynakların bozulması, zaten mevcut şartlarda zorlanan kadınları daha da zor yaşam koşulları içine itmektedir. Bu bildiride iklim değişikliğinin küresel düzeyde ve Türkiye açısından ortaya koyduğu temel sorunlar açıklandıktan sonra iklim değişikliğinin olumsuzluklarının kırsal alandaki kadınları ne biçimde etkilediği neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde tartışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Kırsal Kadın, Yoksulluk
Araştırmayı İndir

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Müzakerelerinde Tarım Sektöründe Mitigasyon

Yazar: Coşkun Şerefoğlu, Şule Şerefoğlu
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: İklim Değişikliği
Özet
Birleşmiş Milletler, yayınlamış olduğu iklim değişikliği sözleşmesinin 4. Maddesi 1 (c) bendinde tarımında yer aldığı ilgili sektörlerde insan kaynaklı sera gazları emisyonlarını önleyen veya azaltan veya kontrol altına alan süreçler, uygulamalar ve teknolojilerin transferini içeren uygulamalar konusunda işbirliğine vurgu yapmıştır. Bali Eylem Planı 1 (b) (iv) bendinde ise Sözleşmenin 4. Maddesi 1 (c) paragrafının uygulamasını artırmak için kooperatif sektörel yaklaşımlar ve sektöre özel faaliyetlerin oluşumuna değinilmiştir. Kyoto protokolünde tarımsal yutaklardan kaynaklanan azaltımlar ve kaynakların yol açtığı emisyonların dahil edilmesi Protokolün 3.4 maddesi altında isteğe bağlı bırakılmıştır.
Gelişmiş ülkeler tarım sektöründe mitigasyon uygulamalarının bir an önce yürürlüğe konulması gerektiğini savunurlarken, ekonomilerinde tarım sektörünün payı yüksek olan Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler, gıda güvencesinin yetersizliğini günbegün daha fazla hissettiklerinden dolayı, tarım sektöründe mitigasyon uygulamaları yerine, uyum politikalarının öncelikli olması gerektiği vurgulamaktadırlar. Gelişmiş ülkeler, COP (Taraflar konferansı) 16 Cancun ve COP 17 Durban’da yapılan İklim değişikliği müzakerelerinde tarımda mitigasyon uygulaması ilgili çeşitli önerilerde bulunmuşlardır. Ancak bu öneriler uygulama aşamasına geçememekle birlikte konu hala muğlâklığını sürdürmektedir.
Bu araştırmanın amacı, tarım sektöründe mitigasyon (azaltım) uygulamasına taraf olan ABD, Yeni Zelenda, Kanada gibi ülkeler ve bu uygulamalara karşı olan başta Çin, G-77 gibi ülkeleri mercek altına alarak tarım sektöründe mitigasyonunun uluslararası müzakerelerde her iki taraf içinde ne anlama geldiğini irdelemektir.

Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Tarım, Mitigasyon
Araştırmayı İndir

Trabzon İli Uzungöl Doğa Parkından Rekreasyonel ve Turizm Amaçlı Yararlanmanın Ekonomik Değerinin Belirlenmesi

Yazar: Murat Külekçi, Rıfkı Dönmez
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Bu çalışma Trabzon ili Uzun göl doğa parkının rekreasyonel ve turizm amaçlı kullanımının ekonomik değerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla Uzun göl doğa parkını ziyaret eden kişilerle yüz yüze gerçekleştirilen 117 anket çalışmanın ana materyalini oluşturmuştur. Çalışmada Uzun göl doğa parkının ekonomik değerini belirlemek için Seyahat Maliyeti Yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin kullanılmasında bağımlı değişken olarak yıllık ziyaret sayısı alınmıştır. Bağımsız değişkenler ise kişi başı seyahat maliyeti, ziyaretçi yaşı, öğrenim durumu, aylık hane halkı geliri, ailedeki birey sayısı, cinsiyet medeni hal ve araç sahibi olup olmama durumudur. Çalışmanın sonucunda bir kişi için gezi başına tüketici rantı ve beldenin rekreasyonel ve turizm amaçlı kullanım bedeli

Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, tüketici rantı, seyehat maliyeti, Uzungöl
Araştırmayı İndir

İklim Değişikliği ve Yoksulluk

Yazar: Murat Topal,E. Işıl Arslan Topal
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: İklim Değişikliği
Özet
Bu çalışmada, iklim, iklim değişikliği, yoksulluk terimleri tanımlanmış ve iklim değişikliği ve yoksulluk arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. İklim değişikliği insanların doğaya yapmış olduğu her türlü olumsuz faaliyetlerden dolayı ortaya çıkan bir sorundur ve bu sorun önlemler alınmadığı takdirde bütün canlıları özellikle de insanları olumsuz etkileyebilmektedir. İklim değişikliğinin önemli etkilerinden biri olan yoksulluk sorunu da bu duruma bir örnektir. İklim değişikliğinin giderek artması, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yoksul yaşamın artmasına, hastalıkların çoğalmasına, tarım alanlarının ve ürünlerin azalmasına, ülkelerin ekonomisinin gelişiminin azalmasına neden olabilmektedir.

Anahtar Kelimeler: İklim, yoksulluk, iklim değişikliği, Türkiye
Araştırmayı İndir

Ege Bölgesinde Seçilmiş Bir Yörede Meyve Üreticilerinin GLOBALGAP Sertifikalı Üretim Sistemini Benimsemesini Etkileyen Faktörler

Yazar: Gül Öner, Şule Işın
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Günümüzde sağlıklı yaşam bilincinin giderek artması ile birlikte insanlar güvenilir ve kaliteli ürünleri tüketmeye çalışmaktadırlar. Tüketiciler, sadece güvenilir ve kaliteli bir gıda değil, aynı zamanda çevreye ve doğaya zarar vermeden üretilen ürünleri tercih etmektedirler. Bu doğrultuda üretici ve perakendeciler, hem tüketicinin satın alacağı ürünlere karşı güvenini artırmak ve gıda güvenliğinin şartlarını belirlemek, hem de en yüksek kârı elde edebilmek amacıyla bir takım girişimlerde bulunmuşlardır.
Bu girişimlerden biri de, Avrupalı büyük perakendeci süpermarketler tarafından 1999 yılında hazırlanan ve İyi Tarım Uygulamaları (İTU)’na yönelik asgari standartların belirlendiği GLOBALGAP (EUREPGAP) protokolüdür. Bu perakendecilere ürün tedarik eden üretici ya da ihracatçı firmalar için GLOBALGAP sertifikası, minimum gıda güvenliği şartlarını içermesi bakımından ticarette bir ön koşuldur.
Bu gelişmeler hızla devam ederken, Türkiye meyve-sebze ihracatında özellikle tarımsal ilaç kalıntıları bakımından hâlâ ciddi sorunlar ile karşılaşılmaktadır. İhraç edilen meyve-sebzelerin bazılarında, limitlerin üzerinde ilaç kalıntısına rastlanılması, ithalatçı firmaların Türkiye’de üretilen bu ürünlere karşı bazı sınırlamalar getirmelerine neden olmaktadır. Bu da, istenilen düzeyde olmayan meyve-sebze ihracatının daha da azalmasına neden olmaktadır. GLOBALGAP protokolünde yer alan kriterlere uyum için gerekli önlemler alınmadığı takdirde ülkemizin karşılaştığı sorunların artması ve ihracatımızın da bundan olumsuz yönde etkilenmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle protokol kriterlerine uyum önem taşımaktadır. Üretici açısından değerlendirildiğinde de, belli kriterlere uyularak gerçekleştirilen sertifikalı bir üretim sisteminin satış ve pazar garantisi nedeniyle üreticilerin gelirlerinde kararlılık ve artış sağlayabileceği düşünülmektedir.
Yaş üzüm, kiraz ve şeftali, Türkiye’de özellikle de Ege bölgesinde ağırlıklı olarak yetiştirilmektedir. Bu ürünler, turunçgillerden sonra ihracatta önemli bir paya sahiptir. Bu çalışmada, söz konusu meyve üreticileri ile yüz yüze görüşülerek üreticilerin sertifikalı üretim yapıp yapmama durumu belirlenmiştir. Görüşülen üreticilerin GLOBALGAP tarım sistemini benimsemesinde etkili olduğu düşünülen üretici ve işletmeye ilişkin değişkenlerin etkisi incelenmeye çalışılmış ve bu amaçla logit model kullanılmıştır.

Anahtar Kelimeler:Yaş üzüm, kiraz ve şeftali üreticileri, GLOBALGAP, Logit model
Araştırmayı İndir