Türk Tarımının Avrupa Birliği Ülkeleri Karşısındaki Sektörel Rekabet Gücü

Yazar: Orhan Çoban, Ayşe Esra Peker, Yeşim Kubar
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Uluslararası Tarım ve Ticaret
Özet
Ulusal ve uluslararası piyasalarda yaşanan istikrarsızlıkların yanı sıra global krizlere bağlı olarak karşılaşılan sorunlar mikro ölçekte sektörlerin makro ölçekte ise ekonomilerin değişen piyasa koşullarına göre yeniden yapılandırılması gereğini ortaya çıkarmıştır. Diğer taraftan küreselleşme sürecine bağlı olarak meydana gelen gelişmeler ülkeleri yeni arayışlara sürüklemiştir. Bu bağlamda özellikle sektörel düzeyde ülke ekonomilerinin rekabet gücü önem kazanmaya başlamıştır. Çalışmada Türk tarım sektörünün Avrupa Birliği ülkeleri karsısındaki rekabet gücü Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler indeksi yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Türkiye’nin meyve-sebze sektörü, şeker-bal ticareti, şeker ham maddesi ticareti yüksek rekabet gücüne sahipken canlı hayvan ticaretinde ise oldukça düşük rekabet gücüne sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Türk tarım sektörü, açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler indeksi, rekabet gücü

Araştırmayı İndir

Küresel Ekonomik Krizin Ve İklim Değişikliğinin Ekolojik Tarımın Yaygınlaşmasına Etkileri

Yazar: Zeynep Şenel, Aydın Gürel
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: İklim Değişikliği
Özet
Ülkemizde ekolojik tarım basta AB ülkeleri olmak üzere, dış ülkelerden gelen talepler doğrultusunda ilk olarak 1985 yılında sözleşmeli çiftçi modeli uygulamalarıyla Ege Bölgesi’nde ekolojik kuru üzüm ve ekolojik kuru incir üretimi ile başlamıştır. Bu bağlamda tüketiciler arasında sağlıklı gıda tüketimi ve çevreyi koruma bilincinin giderek yaygınlaşmasına paralel olarak, 1990 yılından sonra farklı ekolojik ürünler ile ülkemizde de ekolojik üretim yapan üretici sayısı giderek artmıştır. Küresel ekonomik krize karsı AB ülkeleri, Kuzey Amerika ve Avustralya’da ekolojik ürünlerin ticaret hacmi hızla büyürken, ülkemizin dünyadaki ekolojik ürün payı oldukça düşük kalmıştır. Diğer taraftan atmosferde oluşan sera gazları (CO2, CH4 ve NO2) küresel iklim değişikliğine neden olmakta ve bu da tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Ekolojik tarım ile ortaya çıkan COgazının konvansiyonel tarıma göre %50 oranından daha az olması, ekolojik tarımın yaygınlaşmasını destekleyen unsurlardandır. Bu çalışmada, dünyada ve Türkiye’de ekolojik tarım ve gıda ürünleri ticaretinin mevcut durumu, karşılaşılan sorunlar, küresel ekonomik krizin ve küresel iklim değişikliğinin ekolojik tarımın yaygınlaşmasına olası etkileri irdelenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Organik Tarım, Ekolojik Tarım, Küresel İklim Değişikliği, Küresel Ekonomik Kriz, Ekolojik Tarımın Yaygınlaşması

Araştırmayı İndir

Tarımsal Biyoçeşitliliğin Korunmasında Yerel Tohum Ağları Ve Ekolojik Tarımdaki Yeri

Yazar: Zerrin Çelik
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Küresel ısınma, çevre kirliliği ve açlığın arttığı son yüzyılda tarımsal biyoçesitlilik büyük önem kazanmıştır. Yerel tarımsal biyoçesitliliğin (köylü çeşitleri) bu sorunlarla güçlü bir şekilde basa çıkma kapasitesinin de olduğu bilinmektedir. Binlerce yıl önce tarım, tohum ile başlamış ve o tarihten itibaren tohumun verimliliği ve diğer kalite değerleri yükseltilmeye çalışılmıştır. Geleneksel tarımın en önemli kaynaklarından yerel tohumlar ve çiftçiler arasındaki dolasım mekanizması, dünyanın her yerinde yüzyıllardır sosyal, çevresel ve önemli ekonomik çıktılar oluşturmuştur. Ancak endüstriyel tarımın yaygınlaşması, geleneksel tarımın dar alanlara sıkışmasına ve ürünlerinin de pazarlarda satısının imkânsız hale gelmesine neden olmuştur. Bu nedenlerle çiftçiler geleneksel çeşitler yerine pazar değeri yüksek olan ticari çeşitleri yetiştirir hale gelmişlerdir. OECD ve BM gibi uluslararası kurumlar hızla azalan tarımsal biyolojik çeşitliliğimizin en önemli koruyucusu ve yaşatıcısının, yerel tohumları kullanan çiftçiler olduğunu kabul etmektedir. Çiftçi çeşitlerinin yerinde (in-situ) korunmasına yönelik çalışmalar ülkemizde henüz yeni olup bu konuda fazla bir ilerleme sağlanamamıştır. Yerel tohum ağları ve bankaları bu açıdan önemli bir araç olmaktadır. Pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede ise bu konu ile ilgili ciddi uygulamalar bulunmaktadır. Bu çalışmada, Dünya ve Türkiye genelinde yerel çeşitlerin bulunması, saklanması ve yeniden kullanılarak ekonomik değere çevrilmesi konularında faaliyet gösteren yerel tohum ağları araştırılmış ve ekolojik tarımdaki potansiyeli değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Biyoçeşitlilik, yerel tohum ağı, yerel tohum bankaları, ekolojik tarım

Araştırmayı İndir

İçme Suyu Havzalarında Tarımsal Faaliyetlerden Kaynaklanan Nitrat Kirlenmeleri

Yazar: Yener Ataseven, Emine Olhan
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Tarımsal faaliyetler, genel olarak su kaynaklarının kirlenmesinde önde gelen faktörlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanabilecek kirlenmeler arasında da nitrat kaynaklı kirlenmeler giderek önem kazanmaktadır. Tarımsal üretimde kullanılan üre, amonyum nitrat, sıvı gübreler ve diğer ticari karışık gübrelerden kaynaklanan kalıntılar nitrat kirlenmesinde en önemli etmenlerdir. Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan bu tür kirlenmeler, toplum sağlığı ve çevresel kaygılar açısından son derece önemli bir konudur. Azot, çok önemli bir besin maddesidir ve küresel ekosistem içerisinde hayat için gereklidir. Fakat son yıllarda dünyada tarımsal faaliyetlerden kaynaklı azotun göllerde ve nehirlerde ötrofikasyona, yeraltı sularında nitrat kirlenmelerine ve N2O (azot dioksit) yolu ile küresel ısınma gibi çevresel bozulmalara neden olduğu konusunda görüşler vardır. Buna karsın nitratın tarımda sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için gerekli bir girdi olduğunu da belirtmek gerekmektedir. Bu çalışmada, içme suyu havza alanlarında tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan nitrat kirlenmelerinin yaratabileceği riskler ve bu risklere karsı alınabilecek önlemler ortaya konulmaya çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: tarımsal faaliyetler, içme suyu havzası, nitrat, kirlenme

Araştırmayı İndir

Tüketicilerin Genetiği Değiştirilmiş Gıdalara İlişkin Düşünceleri Ve Sağlık Hakkındaki Endişeleri: Tekirdağ İli Örneği

Yazar: Yasemin Oraman, Emine Yılmaz, İ.Hakkı İnan
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Son dönemde tüketicilerin gıda güvenliği konusundaki endişeleri hızla artmaktadır. Örneğin kus gribi, deli dana, gıda zehirlenmesi ve son dönemde oldukça gündemi meşgul eden genetiği değiştirilmiş organizmalar(GDO) gibi. Bu çalışmanın amacı tüketicilerin genetiği değiştirilmiş gıdalar hakkında ne düşündüğü, bu konudaki endişe ve korkularını belirlemektir. Araştırmaya ait orijinal veriler Tekirdağ İli’nde tüketicilerle yüz yüze yapılmış olan anket bulgularından oluşmaktadır. Ankette demografik sorular kapalı uçlu, gıda korkuları, endişeler ve genetik değişikliğe uğramış gıdalar hakkındaki bilgi düzeylerini belirlemeye yönelik sorular ise Likert tipinde sunulmuştur. Ayrıca elde edilen verilerin değerlendirilmesi Faktör analizi(PCA) yardımıyla ayrıca istatistiksel olarak tanımlayıcı istatistikî analizlerle tüketicilerin korku ve endişeleri analiz edilmiştir. Sonuçlar göstermektedir ki Tekirdağ ilinde genetiği değiştirilmiş gıdalar hakkında kendilerini bilgilendirebilecek kaynakların içerisinde en fazla sağlık otoriteleri ve doktorlara güven duymaktadırlar. Sonuç olarak bu araştırma sonuçları bu konudaki politika düzenleyicilere essiz bir bakış açısı sunabilir.
Anahtar Kelimeler: Genetiği değiştirilmiş organizmalar, tüketici endişeleri, tutum, faktör

Araştırmayı İndir

GAP Bölgesinde Hayvansal Üretimde Mevcut Durum Ve Geliştirme Çalışmaları

Yazar: Ümit Yavuzer, Gülşah Bengisu, Cenap Cevheri
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Ülkemiz yüzölçümünün %9,7’sini ve ülke nüfusunda %9.8’ini kapsayan Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP) Cumhuriyet döneminin en önemli bütünleşmiş bölgesel kalkınma projesidir. Projenin amacı bölgedeki zengin toprak ve su kaynakları potansiyelini kullanarak, bölgenin sosyal ve ekonomik yapısının geliştirilmesi ve yasam düzeyinin yükseltilmesidir. Amaca ulaşma bölgede ana sektör konumunda bulunan tarım sektörünün kalkındırılması hayvansal üretimin geliştirilmesine bağlıdır. Hayvansal üretim yapan işletmelerin, tarımsal üretim içerisindeki oranı gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında, ülkemizde ve GAP bölgesinde daha düşük düzeylerdedir. GAP bölgesinin hayvansal üretim potansiyeli ve ülkemiz hayvan varlığı içindeki oranı hayvancılık faaliyetlerinin, bölgede artan bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Ülke genelinde toplam hayvan varlığımız incelendiğinde yaklaşık 21.749.508 bas koyun, 10.723.958 bas sığır, 234.082.206 adet tavuk varlığı olduğu görülmektedir. GAP bölgesin ülkemiz koyun varlığının %14,4’üne, sığır varlığının % 6,6’sına sahiptir (Anonim, 2007). Ülke genelinde büyük ve küçükbaş hayvan varlığındaki azalmadan, GAP bölgesinin de etkilendiği bir gerçektir.

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Organik Tarımda Yaşanan Son Gelişmeler Ve Uygulanan Politikalar

Yazar: Zeliha Yasan, Umut Gül
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Son yıllarda tarımsal faaliyetlerde yoğun bir şekilde kullanılan kimyasal gübre ve ilaçlar hava, su ve toprak kirliliğine yol açarak, flora ve faunanın bozulması ve toprak erozyonu gibi çevre kirliliği sorunlarını meydana getirmektedir. Tarımsal çevre politikalarının önemli bileşenlerinden birisi olan organik tarım tarımsal faaliyetler neticesinde çevrede oluşabilecek kirlenmelerin önlenmesi konusunda bir çözüm yolu olabilmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde bilinçlenen üreticiler ve tüketiciler çevreye zarar vermeyen ve canlılar üzerinde zararlı etkisi olmayan tarım ürünlerinin üretimi ve tüketimine yönelmişlerdir. Tarımsal üretimin çevre ve insan sağlığına yaptığı olumsuz etkilerin engellenmesi için ortaya konulan organik tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalara bağlı olarak zarar gören veya yok olan doğal dengenin yeniden kurulmasına yönelik olarak insan ve çevre dostu tüm üretim sistemlerini içermektedir. 1980’li yılların ortasında Avrupalı firmaların geleneksel ihraç ürünlerine odaklı olarak özellikle kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı üretimi ile başlayan organik tarım daha sonraki yıllarda hızla gelişerek önemli bir konuma gelmiştir. Türkiye’de organik tarımda 2008 yılı verilerine göre geçiş süreci dahil olmak üzere: 247’ye ulasan ürün sayısı ile birlikte 166.883 da’lık üretim alanında yaklaşık 14.926 adet üretici ile 530.225 ton üretim yapılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de organik tarımda yaşanan son gelişmeler ve organik tarıma yönelik olarak uygulanan politikalar incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: organik tarım, politika, üretim, Türkiye

Araştırmayı İndir

GAP Bölgesinde Sulanan Alanlarda Buğdayın 2000-2009 Yılları Arasındaki Üretim Girdi Ve Maliyetindeki Değişimler

Yazar: Tali Monis, Ahmet Çıkman, Şeyda İpekçioğlu
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
GAP Bölgesi toplam arazi miktarı 7 541 000 ha. dır. Bu alanın 3 290 575 ha.’ında tarla tarımı yapılmaktadır (TUİK-2006). GAP Bölgesi tarla tarımı için yeterli arazi miktarına sahiptir. İnsan beslenmesindeki temel besinlerin ham maddesi olması açısından, Dünya’ da ve Türkiye’de buğday tarımı diğer tarımsal ürünlere oranla önemlilik arz etmektedir. Özellikle ülkemizde buğday ve buğdaydan yapılan gıda maddeleri tüketiminin birinci sırayı alması nedeniyle bu önemlilik daha da artmaktadır. Son on yılda dünya buğday verimi 2449-2750 kg/ha arasında gerçekleşirken, Türkiye buğday verimi 1787-2235 kg/ha ile dünya veriminin altında kalmıştır (Kün ve ark. 2004). Türkiye’de genel tarım alanlarının yaklaşık olarak %35’inde buğday üretimi yapılmaktadır (DİE 2005). Türkiye’de iç ve dış pazar isteklerine uygun buğday üretimi yapılan bölgeler İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgeleridir. Araştırma, 2000-2009 yılları arasında her üretim sezonu GAP Bölgesinde sulu alanlarda buğday üretim alanları gezilerek, buğday üretimi yapan belli sayıdaki işletmede yüzyüze anket çalışması yapılmak suretiyle yıllar itibariyle buğdayın üretim girdi ve maliyeti hesaplanmış, devletçe buğdaya verilen desteklemeler irdelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: GAP Bölgesi, buğday, maliyet

Araştırmayı İndir

Ekolojik Ürünlerin Pazarlanmasında Yasal Mevzuatın Rolü

Yazar: Şule Öncel Ulusoy, Asuman Türeli, Yasemin Şahin
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Güvenli gıda üretimi ve tüketiminin temel bir hak ve sorumluluk olarak algılandığı, ekolojik değişimlerin insan hayatı üzerindeki olumsuz etkilerinin tartışıldığı, ekonomik krizle değişen maliyet-karlılık oranlarının işgücü verimliliğini yükseltip istihdamı daraltma baskısına neden olduğu günümüz koşullarında organik ürünlerin yaygınlaştırılması hem tüketiciler hem de işletmeler tarafından yeni bir fırsat ve alternatif olarak algılanmaktadır. Ülkemizde ekolojik dengenin korunması, organik tarımsal faaliyetlerin yürütülmesi, organik tarımsal üretimin ve pazarlamanın düzenlenmesi, geliştirilmesi, yaygınlaştırılmasına yönelik hizmetler Tarım ve Köyisleri Bakanlığı tarafından 01.12.2004 yılında yürürlüğe giren Organik Tarım Kanunu çerçevesinde yürütülmektedir. Yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen hizmetlerin basında sertifikasyon kuruluşlarının akreditasyonu ve kontrolü, üretim ve pazarlama faaliyetlerinin rutin denetimleri ile üreticilere yönelik kredi desteklemeleri gelmektedir. Organik ürünlerin sertifikasyonu ve kontrolü ekolojik ürünlerle konvansiyonel ürünler arasındaki farklılığın net biçimde ortaya koyularak tüketici güveninin kazanılmasını ve firmalar arasındaki haksız rekabetin önlenmesini sağlamaktadır. Tarımsal girdi kullanımı ve işletme sermayesinin sınırlı olduğu ve konvansiyonel üretimin gerçekleştirildiği yerlere kıyasla daha bakir olduğu düşünülen üretim alanlarının organik tarım amaçlı değerlendirilmesi, tarımsal nüfustaki atıl işgücünün aktif hale geçirilerek üretime katılması, yaratılacak yeni pazarlarla dış ticaret olanaklarının geliştirilmesi beklenen diğer kazanımlardır.
Anahtar Kelimeler: yasal mevzuat, organik tarım kanunu, sertifikasyon

Araştırmayı İndir

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Araştırma Enstitüsü Tarafından Düzenlenen Eğitimlerin Değerlendirilmesi

Yazar: Şeyda İpekçioğlu, İbrahim Halil Çetiner, Tamer Işgın
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Yayım ve Haberleşme
Özet
En yaygın ve kapsayıcı ifadeyle, özel ve tüzel kişilere ait is yerlerinde, belirli bir maaş veya ücret karşılığında ise alınmış veya çalışmakta olan kişilere, görevleriyle ilgili gerekli bilgi, beceri ve tutumları kazandırmak üzere verilen planlı eğitim etkinlikleri olarak tanımlanabilecek hizmet içi eğitim, günümüzde giderek daha önemli hale gelmektedir. Dünyada yaşanan yoğun rekabet, bilgi ve teknolojideki hızlı gelişmeler, hizmet öncesi eğitimle alınan bilgilerin zamanla is ortamında yetersiz kalmasını doğurmuştur. Bu durum, hizmet içi eğitimin gerekliliğini ortaya koymuştur. İş görenlere isin ve is yerinin gerektirdiği eğitimi vermek, emeğin ve kaynakların etkin ve verimli kullanılmasının yanında, ülke kaynaklarının da israf olmasını önleyecektir. Bu Araştırma GAP Toprak Su Kaynakları ve Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından 2009 yılı içerisinde tarım ile ilgili konularda düzenlenen eğitim çalışmaları sonucunda eğitime katılan kişilere yapılan anket sonucu verilerinden oluşmaktadır. Eğitim GAP Eylem Planı çerçevesinde eğitim – yayım konusunda daha yeni ve etkin bir misyon yüklenilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Eğitimler GAP illeri olan Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Diyarbakır, Siirt ve Batman illeri ile Malatya ve Elazığ bölgesindeki kamu kurumları ve sivil toplum kuruşlarından gelen talepler doğrultusunda belirlenmiştir. Araştırmada eğitime katılanların yasları, eğim durumları, en son bitirdikleri okul, eğitime katıldıkları kurum, bu tür toplantılara katılma sıklığı, eğitimi hangi kanal aracılığıyla duyduğu vb. sorular yöneltilmiştir.
Anahtar Kelimeler: hizmet içi eğitim, eğitim değerlendirme, anket

Araştırmayı İndir