Küreselleşme Çerçevesinde Tanm Arazileri Değerlemesinde Kamulaştırma Kanunu Uygulaması: Konya İli Ereğli İlçesi Örneği

Yazar: Zuhal Karakayacı, Cennet Oğuz
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarımsal Kıymet Takdiri ve Bilirkişilik
Özet
Türkiye’de tarım arazilerinin değerlemesinde gelir yönteminin uygulanması 1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve bu kanunun bazı maddelerini değiştiren 4650 sayılı Kanuna göre yasal zorunluluktur. Bu yönteme göre arazilere değer takdir edebilmek için söz konusu arazinin yıllık ortalama net gelirinin ve yörede geçerli olan kapitalizasyon oranının bilinmesi gerekmektedir. Zira gelir yöntemine göre bir malın değeri, yıllık ortalama net gelirinin (rantının) kapitalizasyon oranına oranlanması ile bulunmaktadır. Araştırmada, Konya ili Ereğli ilçesinde sulu ve kuru tarım arazilerinin ayrı ayrı değerleri tespit edilmiştir. Yörede sulu tarım arazileri için uygun bulunan kapitalizasyon oranlarına göre (%6,02 ve %5,5) en fazla arazi değeri, şeker pancarı-buğday-arpa münavebesi uygulanan arazilerde sırasıyla 1615,28 YTL/da ve 1768,00 YTL/da olarak bulunmuştur. Kuru tarım arazileri için uygun bulunan kapitalizasyon oranlarına göre (%7,0 ve % 6,5) en fazla arazi değeri, buğday-nadas-buğday münavebesi uygulanan arazilerde sırasıyla 419,86 YTL/da ve 452,15 YTL/da olarak saptanmıştır. Ayrıca tarım arazilerinin kente olan uzaklığı arttıkça arazinin değerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. Ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel alanlarda bütünleşmeyi ifade eden küreselleşme olgusuna gerek uluslararası sistemde gerekse ulusal düzeyde katılımın sağlanması gerekmektedir. Bu aşamada ulusların geleneksel yapısında ve işlevlerinde farklılaşmalar söz konusu olabilmektedir. Türkiye’de birçok alanda küreselleşmeye gidilirken Kamulaştırma Kanunu’nda da bu süreçte düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Tarım arazilerine sadece gelir yöntemine göre değerleme yapılmasının yasal bir zorunluluk haline getirilmesi uygulamada birçok zorluklara yol açmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde bu tür zorunluluklar uygulanmamaktadır. Türkiye’de uygulanan değerleme hakkındaki kanunlar küreselleşme kapsamında engel teşkil etmektedir. Araştırmada bu tür uygulamalara açıklama getirilmiştir
Anahtar Kelimeler: Tarım Arazisi, Değerleme, Gelir Yöntemi

Araştırmayı İndir

AB’ne Uyum Sürecinde Türk Tarım Hukukunda Son Gelişmeler

Yazar: Mehmet Kılıç
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Diğer
Özet
Toprakla insan arasındaki ilişkileri düzenleyen ve bu yönüyle arazi hukukunun bir dalı olarak değerlendirilen klasik tarım hukuku, son yıllardan itibaren tarımsal faaliyetlerdeki gelişmeler doğrultusunda kapsam ve sınırları genişleyerek gelişen modem bir hukuk dalı niteliğini kazanmıştır Modem tarım hukuku anlayışının, arazi kavramı yerine tarımsal işletme kavramını esas alması, bu alanın, klasik hukuk düzenlemeleri dışında özel kanunlarla düzenlenmesi zorunluluğunu doğurmuştur Tüm dünyada ve özellikle AB’nde Ortak Tarım Politikası kapsamında tarım kesiminde ortaya çıkan her türlü ilişkileri özel kanunlarla düzenleyen modem bir tarım hukuku anlayışı geliştirilmiştir. AB’ne uyum sürecinde, Ortak Tarım Politikasına yapısal uyumun sağlanabilmesi, öncelikle tarım hukuku alanında yapılacak düzenlemelerin sistemli ve modem bir anlayışla oluşturulmasına bağlıdır AB Ortak Tarım Politikasına uyum sürecinde özellikle mevzuat uyumu kapsamında değişik hukuki düzenlemelerin kabul edilmesi veya mevcut düzenlemelerin değiştirilmesi uyum sağlanabilmesi bakımından önemli çalışmalardır. Ancak anılan düzenlemelerin yapılması kadar, bu düzenlemelerin uygulayıcısı konumundaki siyasi otoritenin kararlılık ve etkinliği de bunların hayata geçirilmesi bakımından büyük bir role sahiptir AB’nin uzun yıllar süren çalışmalar sonucu oluşmuş, karmaşık ve başlangıcından günümüze kadar birçok değişikliğe uğramış tarım hukukuna ilişkin düzenlemelere uyumun sağlanması, sadece yeni kanunların kabul edilmesi veya mevcut düzenlemelerin değiştirilmesi ile gerçekleşebilecek bir olgu değildir. Anılan çalışmalarla birlikte, bu çalışmalara hayata geçirebilecek niteliğe sahip kurumsal yapıların oluşturulması kaçınılmazdır. Bu bakımdan, çalışmada, AB’ne uyum sürecinde Ortak Tarım Politikası kapsamında yapılan tarım hukukuna ilişkin çalışmaların karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Tarım Hukuku, Avrupa Birliği, Ortak Tarım Politikasına Uyum

Araştırmayı İndir

Tanmsal Faaliyetlerin Sürdürülebilirliğinin Değerlendirilmesi: Samsun İli Örneği

Yazar: Vedat  Ceyhan, Mehmet Bozoğlu, Kürşat Demiryürek, H.Avni Cinemre, Osman Kılıç
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Bu araştırmanın amacı Samsun ilinde yürütülen tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini değerlendirmektir Araştırmada kullanılan veriler 2004-2005 üretim dönemine ait olup, basit tesadüfi örnekleme metodu ile seçilmiş 93 tarım işletmesinden anket yoluyla elde edilmiştir. Araştırmada tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği ekonomik, sosyal, teknik açıdan ve çevre yönünden olmak üzere 4 ana grup altında İncelenmiştir. İnceleme alanı için toplam sürdürülebilirlik indeksi, seçilen 40 sürdürülebilirlik göstergesinden yararlanarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlan, inceleme alanında tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından ciddi problemlerin var olduğunu göstermiştir. Birinci ve II. alt bölgeler için en önemli problem ekonomik sürdürülebilirlik iken, III alt bölge için sosyal yönden sürdürülebilirlik en önemli sorunu teşkil etmektedir. İnceleme alanında sosyal sürdürülebilirliği tehdit eden en önemli sorunların kanalizasyon ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği gibi altyapı problemleri ile mülkiyet sorunu olduğu tespit edilmiştir. Sürdürülebilirlik açısından tarımsal faaliyetlere yatırılan sermaye karşılığında elde edilen gelirin yetersizliği ise en önemli ekonomik sorundur. Kimyasal girdilerin önerilen dozun üzerinde kullanılması, çevre yönünden sürdürülebilirliğe engel olabilecek en önemli unsurdur. Sulama suyu yetersizliği ile su erozyonu ise tarımsal faaliyetlerin teknik yönden sürdürülebilirliğini sınırlayan en önemli faktörlerdir. İnceleme alanında, işletme düzeyinde verimliliğin artırılması, maliyetlerin kontrol altına alınması, tarım dışı yatırımların tarıma yönlendirilmesi tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğine olumlu katkı sağlayabilecektir. İşletme düzeyinde alınacak bu önlemler ulusal düzeyde alınacak yapısal önlemlerle desteklenmeli ve özellikle altyapı sorunları ve mülkiyet sorunu hızlı bir şekilde çözümlenmelidir
Anahtar Kelimeler: Samsun, Sürdürülebilirlik Göstergeleri, Sürdürülebilirlik İndeksi

Araştırmayı İndir

Gıda Güvenirliği İçin Tüketicinin Ödeme İstekliliğinin Ordered Probit Modeli İle İncelenmesi (Adana Kentsel Kesimde Sığır Eti Tüketimi Örneği

Yazar: Seval Mutlu Çamoğlu, Oğuz Yurdakul
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Araştırma Yöntemleri
Özet
Avrupa Birliği yasalarına uyum sürecinde olan ülkemizde gıda ile ilgili olan uyum çalışmalarında temel hedeflerden biri, Türkiye’de var olan gıda güvenirliği sistemini geliştirmektir. Ülkemizde özellikle et ve et ürünlerinde mevcut üretimin bir bolümü gıda standartlarının çok altında gerçekleşmektedir. Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde işletmelerde gıda kalite sistemlerinin kurulması gerekliliği gıda sanayiine önemli miktarda üretim maliyetlerini de beraberinde getirmektedir. Bu durum ise tüketicilere daha yüksek fiyat olarak yansımaktadır. Bu çalışmanın amacı, sağlık açısından güvenirliği garanti edilmiş sığır eti için tüketicilerin piyasa fiyatından daha yüksek bir fiyat ödeme istekliliğine neden olan etkenleri ve bu etkenlerin göreceli önemleri belirlemektir Araştırma kapsamında 400 hane ile yüz yüze görüşme yöntemiyle anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tüketicilerin bir kısmı güvenirliği garanti edilmiş sığır eti için mevcut piyasa fiyatından daha fazla ödemeye istekli olmadıklarım belirtmişlerdir. Bu nedenle, tüketicinin ödeme istekliliğinin analizi için sınırlı bağımlı değişkenli modellerden biri olan Ordered Probit modeli kullanılmıştır Oluşturulan modelde bağımlı değişken, güvenirliği garanti edilmiş sığır eti için tüketicilerin piyasa fiyatından daha yüksek bir fiyat ödeme istekliliği olasılığıdır. Bu değişkeni ölçmek için bağımlı değerlendirme (Contingent Valuation, yaklaşımı kullanılmıştır. Analiz sonucunda, sığır eti için ödeme istekliliğinde belirleyici değişkenlerin: medyanın etkisi, gelir düzeyi, hanedeki birey sayısı, görüşülen kişinin ev hanımı olması, eti satın aldığı yer, tüketim sıklığı, eğitim düzey ve yaş olduğu tespit edilmiştir. Sertifikalandırılmış sığır eti için mevcut fiyatından %20 daha yüksek bir fiyat, tüketicilerin ödeme istekliliği olasılığının en yüksek olduğu düzey olarak bulunmuştur.
Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışları, Gıda Güvenirliği, Ordered Probit, Sığır Eti, Ödeme İstekliliği

Araştırmayı İndir

Tüketicilerin Genetiği Değiştirilmiş Ürünler Hakkında Bilinç Seviyelerinin Belirlenmesi: Tokat İli Örneği

Yazar: Ziya Gökalp Göktolga, Kemal Esengül, Orhan Gündüz
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tüketim Ekonomisi
Özet
Bu çalışma ile, Tokat ilindeki tüketicilerin genetiği değiştirilmiş ürünler hakkında bilinç seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın verilerini hanelerde yüz yüze yapılan 300 adet anket oluşturmaktadır. Anketler Ocak-Şubat 2006 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmada kısaca şu bulgulara ulaşılmıştır: Anket yapılan tüketicilerin %58,33’ü genetiği değiştirilmiş ürün (GDÜ) kavramını duymuştur. Ancak GDÜ kavramını duyan tüketicilerin yalnızca %58,86’sı GDÜ kavramını doğru bir şekilde tanımlayabilmiştir. Tüketicilerin %68 i GDÜ’lerin insan sağlığına zararlı olabileceğini düşünürken, tüketicilerin %45.33’ü ise GDÜ ürünlerinin çevreye zararı olabileceğini düşünmektedir. Yapılan ki-kare testi sonuçlarına göre tüketicilerin yaşı, eğitim seviyesi ve hane halkının gelir düzeyi ile GDÜ kavramını bilme durumu arasında istatistiksel olarak 0,01 anlamlılık düzeyinde ilişkinin varlığı tesbit edilmiştir. Tüketicilerin GDÜ kavramını daha iyi anlaya bilmesi ve bu alanda tüketicilerin bilinç seviyesinin yükseltilebilmesi için özellikle bu alanda politika yapıcılara, halkın eğitim ve gelir seviyesinin artırılmasına yönelik politikalar uygulamaları önerilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Genetiği Değiştirilmiş Ürünler, Tüketici Bilinci, Tokat.

Araştırmayı İndir

Küreselleşme, Yoksulluk ve Genetiği Değiştirilmiş Tarım Ürünleri

Yazar: Erkan Aktaş
Yıl: 2006
Yayım Yeri:7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
1980 sonra neo-klasik iktisadi politikalarla birlikte küreselleşen dünyada yoksulluk ve gelir dağımı eşitsizliği daha da ön plana çıkmıştır. Küreselleşme dalgası, çevre ülkelerin merkez ülkelere ticari bağımlılığının yanında teknolojik bağımlılığı da getirmiştir. Bu çalışmadaki amaç, dünyadaki küre sel leşe sürecini, teknolojik gelişme ve yoksulluk sonuçlan ile birlikte değerlendirebilmektir Artan nüfus ve birlikte açlığı çözüleceği sloganı gerekçelendirilen genetiği değiştirilmiş üretim ne yazık ki yalnızca gelişmiş ülkelerin ticari kaygılarına hitap etmektedir. Hatta genetiği değiştirilmiş ürünler etik yönden tartışılmadan ve insan sağlına ve ekolojiye olası etkileri tam olarak araştırılmadan “kar” hırsı ile birlikte çok hızlı bir şekilde yaşamımıza girmiş durumdadır. Bu çalışmadaki materyal, ikincil veriler ve konu ile ilgili literatürlerden oluşmaktadır. Bu çalışmada kullanılan yöntem ise, küreselleşmeyle birlikte, teknolojik gelişme ve yoksulluk (Açlık sorunu) arasındaki ilişkilerin betimsel olarak incelenmesidir. Sonuç olarak neo-klasik iktisadi teorilerin mutlak, göreli yoksulluğun yanında insani yoksulluğu da ön plana çıkarmaktadır özellikle tarım alanlarında oluşturulacak teknoloji politikalarında yalnız ekonomi Ön plana çıkartılmamalı ve bu teknolojilerin ekolojiye ve insana verebileceği zararları dikkate alınmalıdır
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yoksulluk, Genetiği Değiştirilmiş, Tarım Ürünleri

Araştırmayı İndir

Dünya Zeytinyağı Piyasasında Rekabet Analizi: Türkiye ve AB Karşılaştırması

Yazar: Canan Abay, Berna Türkekul, Bülent Miran, Cihat Günden
Yıl: 2006
Yayım Yeri:7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarımsal ve Tarıma Dayalı Sanayi
Özet
Bu çalışmada, 1990/94 ile 2000/04 dönemleri arasında, önemli dışalıma ülkeler olan ABD, Avustralya, Kanadı, Brezilya ve Japonya pazarında, Türkiye ve AB zeytinyağı üreticisi ülkelerin rekabet düzeyinin belirlenmesi amacıyla Sabit Pazar Payı Analiz yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler ele alman dönemde hedef pazarda, İtalya’nın rekabet üstünlüğü sağladığını göstermektedir. Rekabet düzeyi açısından, İtalya’yı, sırasıyla Yunanistan ve Türkiye izlemektedir. Aynı donemde İspanya’nın hedef pazara yönelik dışsatım miktarı artmasına rağmen, pazar payındaki azalma nedeniyle rekabeti olumsuz etkilenmiştir. Türkiye’nin zeytinyağında, uluslararası rekabette sürdürülebilir ve kalıcı bir başarı yakalayabilmesi, uygulanacak üretim, örgütlenme ve dış ticaret politikalarına dayanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Zeytinyağlı, Rekabet, Sabit Pazar Payı.

Araştırmayı İndir

Türkiye’nin Bitkisel Sıvı Yağ Açığını Gidermede Kanola’nın Rolü

Yazar: Gökhan Unakıtan, Dilşat Unakıtan
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarımsal ve Tarıma Dayalı Sanayi
Özet
Türkiye’nin bitkisel sıvı yağ üretimi 1 milyon ton civarında seyrelmektedir. Bu miktarın %40’ı iç piyasadan karşılanırken %60’ı ise yurt dışından tohum ve ham yağ ithalatı ile karşılanabilmektedir. Buna rağmen kişi başına bitkisel yağ tüketimi ortalama 19 kg civarında değişmektedir. Sağlıklı beslenme için bu rakamın 27 kg seviyelerine yükseltilmesi gerekmektedir. Kanola: uygun koşullarda dekara ortalama 250 kg/da verimi ve %40-45 ham yağ içeriği ile ayçiçeğinin önemli bir alternatifi durumundadır. Bu çalışmada, Türkiye’deki bitkisel yağ açığının giderilmesinde kanolanın nasıl bir rol oynayabileceği tartışılmaktadır. Bu amaçla, kanolanın ekim alanı ve verim modelleri oluşturulmuştur Modellerde kullanılan veriler 1961-2005 periyodunu kapsayan zaman serileridir. Modellerin tahmininde Box-Jcnkins yönetimi olarak bilinen ARIMA modellerinden yararlanılmıştır Ekim alanı modeli ARMA (1,3), verim modeli ise ARIMA (5,1,1) olarak tahmin edilmiştir. Ekim alanı modelinde açıklayıcı değişken olarak 1997 yılından sonraki ekim alanındaki artışı açıklamak üzere kukla değişken eklenmiştir ARIMA sonuçlarına göre 2015 yılında kanola veriminin 286 kg/da, ekim alanlarının 2062 hektar ve üretim miktarının ise 6000 ton civarında değişim göstereceği tahmin edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kanola, Bitkisel Yağ, ARIMA

Araştırmayı İndir

Gıda Sektörü Küresel Rekabette Güçlü Kriterlere Nasıl Sahip Olabilir?

Yazar: Gülsevim Yumuk, Yasemin Oraman
Yıl: 2006
Yayım Yeri:7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu:Tarımsal ve Tarıma Dayalı Sanayi
Özet
Dünyadaki gelişim ve değişim trendi tüm sektörlerde olduğu gibi gıda sanayinde de yoğun bir rekabet ortamını beraberinde getirmiştir. Artan bu rekabet ortamında müşterilerine sağlıklı, yüksek kaliteli, düşük maliyetli vb. kriterlere sahip ürün ve hizmetleri en hızlı ve yeterli çeşitlilikte sunabilen işletmeler kazançlı olmaktadır, özellikle uluslararası ticaret çevrelerinde gıda güvenliği, kalitesi ve halk sağlığından duyulan endişe gıda sektörünün uluslararası rekabet için çok iyi koşulara sahip olmasını gerekli kılmaktadır. Bu amaçla ülkemizde faaliyet gösteren gıda sektöründe tüm uygulama ve yasalar AB’nin gereksinimlerine göre yeniden düzenlenmektedir. Gerek bu düzenlemelere uyum sağlamak, gerekse küresel rekabetin en güçlü unsurlarıyla karşı karşıya kaldıklarında rekabet edebilecek koşullara sahip olabilme yönünde uygulayabilecekleri yöntem ve teknikler hakkında detaylı bilgi sahibi olabilmeleri gıda sektörünün içinde bulunduğu konum itibariyle oldukça önemlidir. Bu çalışmada: gıda sanayinde kalite sistem karakteristikleri, etkileri, TKY’nin temel ilke ve hedeflerini hayata geçirmek amacıyla kullanılabilecek araç ve teknikler ve örnek uygulamalar (HACCP, GK4P (Good Aianafacturing Practice) uygulamaları, GHP (Good Hygiene Practice)) gibi gelişen ve sürekli değişen çağımızda ayakta kalabilmek ve başarılı olabilmek için başvurdukları teknikler değerlendirilmiştir. Ayrıca gıda ürünlerinde kalite geliştirmek ve kaliteden taviz vermeden maliyetleri aşağıya çekmek amacıyla kullanılabilecek kalite teknikleri örnek olaylarla analiz edilmiştir. Bunlara ilave olarak kalite araçlarının (beyin fırtınası, akış diyagramları, sebep sonuç diyagramları, çetele diyagramları, histogramlar, pareto analizi, dağılım diyagramları, kontrol kartları) gıda sektöründeki kullanım olanakları ortaya konmuştur
Anahtar Kelimeler: Gıda Sektörü. Küreselleşme, Kalite Araç Ve Teknikleri, Rekabet

Araştırmayı İndir

AB’ne Giriş Sürecinde Türk Gıda Sanayinin Gelişim Seyri ve Örgütlenme

Yazar: Semiha Kızıloğlu, Aslı Saklıca
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu:Tarımsal ve Tarıma Dayalı Sanayi
Özet
Gıda sanayi tüm dünya ülkeleri için gerekli ve en önemli sektörlerden biridir. Tarıma dayalı sanayi dayalı olan gıda sanayi Türkiye ekonomisi içinde çok önemli bir yere sahiptir. İmalat sanayi içinde yer alan gıda sanayinde işyeri sayısı 28 000 adet ve toplam kayıtlı işçi sayısı 100 000 kişiye yakındır. Yani istihdamın toplam imalat sanayii içindeki payı ise %13 00 düzeyindedir. Gıda sanayi, büyük işveren ve ihracatçı sektör olarak birliğin en önemli sanayi kolu durumundadır Avrupa Birliği‘nde 282 000 gıda şirketi mevcuttur. Sektördeki istihdam miktarı yaklaşık 4 000 000 kişidir. Bu çalışmada AB’ne giriş sürecinde, Türk gıda sanayinin mevcut yaptığı ve gelişim seyri istatistiki verilere göre incelenmiş, sorunları ele alınmış ve AB gıda sanayinin yapısı ortaya konmuştur. Ayrıca Türk gıda sanayinde mevcut sorunların çözümlenmesinde örgütlenmenin önemi ortaya konmaya çalışılmıştır
Anahtar Kelimeler:Gıda Sanayi, AB, Türkiye, Örgütlenme

Araştırmayı İndir