Türkiye ve AB Tütün Politikaları ve Karşılaştırmalı Bir Analiz

Yazar: Yener Ataseven
Yıl: 2004
Yayım Yeri: 6. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Uluslararası Tarım ve Ticaret
Özet: Tütün, Türkiye’nin ekolojik koşullarına ve sosyal yapısına uygun nitelikte bir üründür ve yıllardan beri Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde daha çok aile tarımı şeklinde yetiştirilmektedir. Tütün, başta dış salım olmak üzere istihdam, devlet gelirleri ve ulusal gelir açısından Türkiye ekonomisine oldukça önemli katkıları bulunmaktadır. Tütün sektörü Türkiye dış satımı açısından da çok önemlidir. Türkiye’nin genel ihracatı içinde tütünün yaklaşık % 1-2.5′ luk, tarım ürünleri ihracatı içinde de yaklaşık % 15-20’lik bir payı bulunmaktadır. Ayrıca. Türk tütününün dünya tütün üretiminde ve dış ticaretinde de çok önemli bir yeri vardır. Tütün AB için de çok önemli bir ürün niteliğindedir. Ortak Piyasa Düzeni içine 1970 yılında alınmış, hem tarım hem de endüstri ürünü olması nedeniyle Birlik içinde özel bir konuma sahip olmuştur. AB uzun yıllardan beri tütüne destekler vermektedir. Fakat son yıllarda, tütüne verilen desteklerin genel bütçeye çok fazla yük getirmesi sonucu tütün sektöründe reformlar yapılmış ve sektör yeniden yapılandırılmıştır. Bu çalışmada Türkiye ve AB tütün sektörü incelenmiş, temel farklılıklar ve benzerlikler ortaya konularak Türkiye’nin AB tütün sektörüne uyum sağlayabilmesi için alması gereken önlemler açıklanmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Türkiye, AB, Tütün, Politika, Uyum

Araştırmayı İndir

Türkiye’de İyi Tarım Uygulamaları’na Yönelik Politikalardaki Gelişmeler

Yazar: Yener Ataseven
Yıl: 2014
Yayım Yeri: 11. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Avrupa’daki yaş meyve ve sebze pazarının büyük kısmına hakim olan perakendeciler tüketicilerine sundukları yaş meyve ve sebze ürünlerinde, 1990’lı yıllarda gündeme gelen ve insan sağlığını tehdit eden bazı riskleri azaltmak amacıyla 1999 yılında bugünkü İyi Tarım Uygulamaları (İTU)’nın temeli olan EUREPGAP standartlarını oluşturmuşlardır. EUREPGAP standardı 2007 yılında yenilenerek tüm dünya ülkeleri tarafından kabul görmüştür ve GLOBALGAP adını almıştır. Son yıllarda bir miktar azalma görülmesine rağmen Türkiye’de yaş meyve ve sebze ürünlerinin ihracatında özellikle tarımsal mücadele ilacı kalıntıları bakımından önemli sorunlar ile karşılaşılabilmektedir. Özellikle, Türkiye’den Avrupa Birliği ülkelerine ve Rusya’ya ihraç edilen yaş meyve ve sebze ürünlerinde bu sorun kendini göstermektedir. Türkiye’nin bu ürünlerde diğer ülkelerle rekabet
gücü kazanabilmesi ve ayrıca iç ve dış pazarda güvenli, sağlıklı, kaliteli gıda üretme zorunluluğu nedeniyle İTU büyük önem taşımaktadır. Dünyada ve Avrupa’da yaşanan bu gelişmelere Türkiye de kayıtsız kalmamış; dünya genelinde aynı esaslara dayanan düzenlemeler yapılarak bu konudaki yasal altyapı oluşturulmuştur. Bu çalışma, literatüre dayalı olarak hazırlanmıştır. Bu çalışmada; konu ile ilgili olan yayınlar, veri tabanları ve internet kaynakları kullanılmıştır. Yöntem olarak; incelenen kaynakların yorumlanması, çeşitli açılardan değerlendirilmesi ve sentezlenmesi kullanılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de İTU’ya yönelik uygulanan politikaların ortaya konulması, yaşanan sorunların belirlenmesi ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin getirilmesi amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: İyi Tarım Uygulamaları (İTU), GLOBALGAP, Türkiye, Üretim, Politika gelişmeleri.

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Tarım Politikalarının Gıda Güvencesi ve Güvenliği Açısından Değerlendirilmesi

Yazar: Yener Ataseven, Hasan Arısoy, Özdal Köksal
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Gıda güvencesinin sağlanması; yeterli gıdanın bulunabilirliği, arzın nispeten kararlılığı ve gıdaya ihtiyacı olanların onu elde edebilmesidir. Ülkelerin, tarım ürünleri ve özellikle gıda maddeleri bakımından kendine yeterliliği sağlamayı tarım sektöründe öncelikli amaç edindikleri göz önüne alındığında tarım sektörünün önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de de tarım politikalarının önde gelen hedeflerinden birisi gıda maddeleri ihtiyacının yurtiçi olanaklarla karşılanmasıdır.
Türkiye’de son yıllarda izlenen tarım politikaları neticesinde stratejik bazı ürünler açısından üretimde sorunlar oluşmaya başlamıştır. Özellikle Türkiye’nin daha önceden kendine yeterli olduğu baklagil ürünlerinde ve yağlı tohumlarda günümüzde önemli sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu ürünlerdeki yetersiz arz ve dolayısıyla fiyatlarda meydana gelen önemli artışlar gıda güvencesinde sorunların veya beslenmede yetersizliklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Tarım politikaları kapsamında gıda güvencesi kadar önemli olan bir diğer konu da gıda güvenliğidir. Gıda güvenliği; sağlıklı gıda üretimini sağlamak amacı ile gıdaların üretim, işleme, saklama, taşıma ve dağıtım aşamalarında gerekli kurallara uyulması ve önlemlerin alınması olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, gıdaların üretiminden tüketimine kadar meydana gelebilecek fiziksel, kimyasal ve biyolojik risklerin belirlenmesi ve bu risklerin ortadan kaldırılması sağlıklı ve güvenilir gıda üretimi ve tüketimi için gereklidir. Bu nedenle, tarımsal ürünlerin kalitesi ve hijyen şartlarına uygun olarak üretilmesi ve tüketilmesi aşamalarında uygulanan politikalar da önemlidir.
Çalışmada, konu ile ilgili olan yerli ve yabancı yayınlardan, kitaplardan, raporlardan, istatistiklerden, benzer çalışmalardan ve internet veri tabanlarından ve kaynaklarından temin edilen bilgiler kullanılmıştır.
Bu çalışmanın amaçları, Türkiye’de gıda güvencesi ve güvenliği konusundaki son gelişmelerin incelenmesi, sorunlarının belirlenmesi ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerinin getirilmesidir. Böylece, Türkiye için gıda güvencesi ve güvenliği açısından uygulanan politikalar değerlendirilecek ve konuya ilişkin politika önerileri geliştirilecektir.

Anahtar Kelimeler: Gıda Güvencesi, Gıda Güvenliği, Tarım Politikaları, Türkiye
Araştırmayı İndir

Kırsal Kalkınma Desteklerinin Ulusal Düzeyde Etkileri: Tarım Ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Projelerine İlişkin Araştırma Sonuçları

Yazar: Bülent Gülçubuk, Özdal Köksal, Yener Ataseven, Umut Gül, Mustafa Kan
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Kırsal Kalkınma
Özet
AB’nin diğer aday ülkelere de sağlamış olduğu Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’ndan biri olan “Kırsal Kalkınma” bileşeni Türkiye’de de uygulanmaktadır. IPARD bileşeni altında Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından yürütülen çalışmalar hâlihazırda 42 ilde devam etmektedir. Bu araştırmada, TKDK desteklerinin süt ve besi hayvancılığı yetiştiriciliği tedbirlerindeki genel ve özel etkileri ortaya konulmuş: desteklerin etkinliğinin ve etkililiğinin ekonomik, çevresel ve sosyo-kültürel boyutta neler olduğu ile ilgili yapılan araştırma sonuçlarından bulgular verilmiştir. Araştırmanın kapsamını TKDK tarafından 2011 yılından bu yana desteklenen ve hayata geçen projeler oluşturmaktadır. FAZ-I illerinden toplam 6 il 33 proje faydalanıcısı ve FAZ-II illerinden toplam 4 il 14 proje faydalanıcısı olmak üzere 10 ilden toplam 47 proje faydalanıcısı araştırmaya dahil olmuştur. Anket yöntemi ile elde edilen veriler “Çoklu Uyum Analizi Yöntemi” ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre: süt hayvancılığı alt tedbirinden yararlanan işletme sahiplerinin, proje desteği almadan önceki uğraşları ile benzer alana yatırım yaptıkları, yatırım miktarlarının 250 bin ile 1 milyon TL arasında olduğu, geçmişten gelen bir tarımsal deneyime sahip oldukları, mesleklerinin çiftçi ve genellikle ortaokul düzeyinde bir eğitim düzeyine sahip oldukları söylenebilir. Besi hayvancılığı alt tedbirinden yararlanan işletme sahiplerinin önemli çoğunluğunun herhangi bir tarımsal deneyimlerinin olmadığı, hibe desteğinden önce tarımsal konularda bir yatırımlarının bulunmadığı, yatırım tutarlarının 1 ile 2.5 milyon TL arasında değiştiği ve ticaret ile uğraşan bireyler olduğu söylenebilir.
Anahtar Kelimeler: TKDK, IPARD, kırsal kalkınma destekleri, etki değerlendirme

Araştırmayı İndir

İçme Suyu Havzalarında Tarımsal Faaliyetlerden Kaynaklanan Nitrat Kirlenmeleri

Yazar: Yener Ataseven, Emine Olhan
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Tarımsal faaliyetler, genel olarak su kaynaklarının kirlenmesinde önde gelen faktörlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanabilecek kirlenmeler arasında da nitrat kaynaklı kirlenmeler giderek önem kazanmaktadır. Tarımsal üretimde kullanılan üre, amonyum nitrat, sıvı gübreler ve diğer ticari karışık gübrelerden kaynaklanan kalıntılar nitrat kirlenmesinde en önemli etmenlerdir. Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan bu tür kirlenmeler, toplum sağlığı ve çevresel kaygılar açısından son derece önemli bir konudur. Azot, çok önemli bir besin maddesidir ve küresel ekosistem içerisinde hayat için gereklidir. Fakat son yıllarda dünyada tarımsal faaliyetlerden kaynaklı azotun göllerde ve nehirlerde ötrofikasyona, yeraltı sularında nitrat kirlenmelerine ve N2O (azot dioksit) yolu ile küresel ısınma gibi çevresel bozulmalara neden olduğu konusunda görüşler vardır. Buna karsın nitratın tarımda sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için gerekli bir girdi olduğunu da belirtmek gerekmektedir. Bu çalışmada, içme suyu havza alanlarında tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan nitrat kirlenmelerinin yaratabileceği riskler ve bu risklere karsı alınabilecek önlemler ortaya konulmaya çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: tarımsal faaliyetler, içme suyu havzası, nitrat, kirlenme

Araştırmayı İndir

Türkiye’de İşlenmiş Organik Tarım Ürünleri Üretimi Ve Ticeretindeki Gelişmeler

Yazar: Yener Ataseven, Erdoğan Güneş
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Bursa
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet: Türkiye’de 1980’li yıllarla beraber Avrupalı firmaların geleneksel ihraç ürünlerini organik olarak talep etmeleri bu alandaki işlenmiş tarım ürünleri üretimini de hızlandırmıştır. 2006 yılında işlenmiş organik tarımsal ürün üretimi 106,4 bin ton, iç pazar tüketimi 66,3 bin ton ve ihracatı 38,3 bin ton düzeyinde gerçekleşmiştir. Üretimin önemli bir bölümü önceleri yurt dışına ihraç edilirken, günümüzde ürün işleme teknolojisindeki gelişim, artan iç talep ve tüketici duyarlılığı, organik tarımsal üretimde gıda işletmelerini iç piyasaya yönlendirmiştir. Bu süreçte işletmeler özellikle üzüm, incir ve kayısı gibi kurutulmuş ürünlerde; organik elma, armut, nar ve üzüm suyu gibi yoğunlaştırılmış ürünlerde; vişne, biber, domates ve kayısı gibi konserve ürünlerde, çilek, vişne, kayısı, biber ve kiraz gibi dondurulmuş ürünlerde piyasa taleplerine yönelik üretimde bulunmuşlardır. 2006 yılında işlenmiş organik tarımsal ürünlerin % 62’si iç piyasada tüketilmiştir.
Anahtar Kelimeler: İşlenmiş Organik Gıda, Türkiye, Üretim, Ticaret

Araştırmayı İndir

Akdeniz Bölgesi’nde Su Ürünleri Avcılığı Yapan İşletmelerin Sosyo-Ekonomik Analizi

Yazar: Kemalettin Taşdan, S.Ahmet Çeliker, Hasan Arısoy, Yener Ataseven, Deniz Dönmez, Umut Gül, Alkan Demir
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Bu araştırmanın amacı, Akdeniz Bölgesi’nde su ürünleri avcılığı yapan teknelerin/işletmelerin sosyo-ekonomik yapılarını ortaya koymak ve balıkçılığın ekonomik analizini yapmaktır. Araştırmada kullanılan veriler, bölgede faaliyet gösteren 140 balıkçı ile yapılan anketlerden elde edilen birincil verilerden oluşmaktadır. Araştırma sonuçları teknelerin teknik özellikleri, balıkçıların sosyo-ekonomik özellikleri, ekonomik faaliyet sonuçları ve balıkçıların avcılık faaliyetine ilişkin düşünce ve beklentileri baslıklarında toplanarak verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre bölgede balıkçılık ağırlıklı olarak küçük ölçeklidir ve ölçeğe bağlı olarak teknelerin teknik özelliklerinin yanı sıra gelir vb. ekonomik faaliyet sonuçları değişim göstermektedir. Bölgede balıkçılığın temel sorunlarının ise pazarlama, örgütlenme ve su ürünleri yönetimi konularında yoğunlaştığı görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Su ürünleri ekonomisi, akdeniz bölgesi, sosyo-ekonomik analiz

Araştırmayı İndir

Biyogüvenlik Kapsamında Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar

Yazar: Emine Olhan, Yener Ataseven
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü haricinde bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” (GDO, CîMO) denilmektedir Modern biyoıeknoloji en geniş kullanım alanım tarım sektöründe bulmuştur Yüksek miktar ve kalitede ürün üretmek amacıyla geleneksel kültür çeşitlerinin veya bunların yabani akrabalarının genetik yapıları değiştirilmektedir. Üretimi 1996 yılında başlayan GDO’lartn ekim alanı günümüze kadar 67 kat artarak 17 milyon hektardan 114 milyon hektara ulaşmıştır. GDO’ların ekiminin yaygınlaşması bu ürünlerin risklerinin de yoğun olarak tartışılmasına neden olmuştur Modern biyoteknolojinın biyolojik çeşitlilik, insan sağlığı ve sosyo-ekonomik yapı üzerine olumsuz etkilerinin olacağı tartışılmaktadır. Bu olumsuzlukları önceden belirleyerek gerekli tedbirlerin alınması biyogüvenlik sistemini gerektirmektedir. Bu çalışmada, tarımda modern biyoteknolojinin kullanılmasının oluşturacağı riskler tartışıldıktan sonra Cartagena Biyogüvenlik Protokolü kapsamında GDO’ların kullanımına yönelik politikalar verilecek ve daha sonra Türkiye’nin biyogüvenlik politikaları tartışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: GDO, Gıda Güvenliği, Risk

Araştırmayı İndir