Jeotermal Seracılık Yapan İşletmelerin Sosyo-Ekonomik Yapıları Ve İşgücü Kaynakları

Yazar: Mehmet Hasdemir, Umut Gül, Mine Hasdemir
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Yenilenebilir enerji kaynaklardan biri olan jeotermal kaynak, farklı kullanım alanları yanında, sera ısıtmasında kullanılmaktadır. Bu araştırmada, ısı kaynağı olarak jeotermal enerjinin kullanıldığı sera işletmeleri ile birlikte, sera alanlarının bulunduğu bölgede üretim yapan, ancak jeotermal enerjiyi kullanmayan diğer seraların sosyo ekonomik yapıları ve işgücü kaynakları analiz edilmiştir. Türkiye’de jeotermal seracılığın yapıldığı toplam 10 ilde yürütülen bu araştırmada, jeotermal kaynak kullanan işletmeler için tam sayım yöntemine göre, jeotermal kaynak kullanmayan işletmeler için de oransal örnek hacmi yöntemine göre belirlenen toplam 277 işletme ile anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçları doğrultusunda, jeotermal kaynak kullanan ve kullanmayan işletmelere ait sosyo ekonomik özelliklerin birbirleri ile olan ilişkilerini ortaya koymak üzere çoklu uyum analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre jeotermal kaynak kullanımı ile işletme sahiplerinin eğitim ve gelir durumu arasında önemli bir ilişki olduğu görülmüştür. İşgücü kaynakları değerlendirildiğinde, jeotermal kaynak kullanmayan işletmelerde aile işgücü öne çıkarken, jeotermal kaynak kullanan işletmelerde ise daha çok geçici veya daimi işçi istihdam edilmektedir. Jeotermal kaynak kullanan bir işletmede, ortalama 18,22 daimi işçi istihdam edilmekte olup bu istihdam içerisinde kadın istihdamının oranı %69,10’dur. Ayrıca jeotermal kaynak kullanan işletmelerin %45,08’i en az bir teknik personel istihdam etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Jeotermal seracılık, sosyo ekonomik özellikler, istihdam, çoklu uyum analizi.

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Yem Bitkileri Arz Açığına Yönelik Çözüm Önerileri

Yazar: Umut Gül, Mine Hasdemir
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Pazarlama
Özet
Türkiye’de yem bitkilerinde mevcut durum ve arz açığının giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin yansıtıldığı bu çalışmada tarımsal yapı içinde yem bitkilerinin yeri, önemi, üretimi artırma olanakları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tarımsal faaliyet içerisinde önemli bir yere sahip olması gereken yem bitkileri hayvansal üretimin sigortası konumundadır. Yem bitkileri ucuz bir kaynak olması, hayvanların mide florası için gerekli besin maddelerini içermesi mineral ve vitaminlerce zengin olması, hayvanların üreme gücünü artırması ve yüksek kalitede hayvansal ürün sağlaması bakımından hayvan beslemede önemlidir.
Ülkemizde 2010 yılı içinde toplam işlenen tarım alanı 21.4 milyon hektardır. Tarla bitkileri olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin ekim alanı 16.3 milyon hektar ve nadas alanları 4.2 milyon hektardır. 1.5 milyon hektar olan yem bitkileri ekim alanı, toplam ekim alanlarının %7’sini oluşturmaktadır. 2009 yılı yem bitkileri üretimi başta yonca ve fiğ olmak üzere 6,6 milyon tondur.
Yem bitkileri üretiminin artırılması için üreticilerin bilinçlendirilerek üretimine yönelik teşvikler artırılmalı, kışlık olarak yetiştirilen tahılların ardından ana ya da ikinci ürün olarak silajlık mısır, sorgum yetiştirilmeli; pamuk, ayçiçeği, çeltik, ve şeker pancarı gibi yazlık ürünlerin hasadından sonra kış döneminde ekim nöbetine dahil edilmeli, nadasın uygulandığı veya tarlanın boş olduğu yılda tek yıllık baklagil yem bitkileri yetiştirilmelidir. Bu durum özellikle kendisinde sonra gelen bitkiler açısından olumlu etkilere sahip olacaktır. Ayrıca GAP alanında sulamaya açılan alanlarda yem bitkileri yetiştiriciliği bölgede hayvancılığın gelişim durumu dikkate alınarak yaygın hale getirilmesi gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Yem Bitkisi, Kaba Yem, Arz açığı

Araştırmayı İndir

Kırsal Kalkınma Desteklerinin Ulusal Düzeyde Etkileri: Tarım Ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Projelerine İlişkin Araştırma Sonuçları

Yazar: Bülent Gülçubuk, Özdal Köksal, Yener Ataseven, Umut Gül, Mustafa Kan
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Kırsal Kalkınma
Özet
AB’nin diğer aday ülkelere de sağlamış olduğu Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’ndan biri olan “Kırsal Kalkınma” bileşeni Türkiye’de de uygulanmaktadır. IPARD bileşeni altında Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından yürütülen çalışmalar hâlihazırda 42 ilde devam etmektedir. Bu araştırmada, TKDK desteklerinin süt ve besi hayvancılığı yetiştiriciliği tedbirlerindeki genel ve özel etkileri ortaya konulmuş: desteklerin etkinliğinin ve etkililiğinin ekonomik, çevresel ve sosyo-kültürel boyutta neler olduğu ile ilgili yapılan araştırma sonuçlarından bulgular verilmiştir. Araştırmanın kapsamını TKDK tarafından 2011 yılından bu yana desteklenen ve hayata geçen projeler oluşturmaktadır. FAZ-I illerinden toplam 6 il 33 proje faydalanıcısı ve FAZ-II illerinden toplam 4 il 14 proje faydalanıcısı olmak üzere 10 ilden toplam 47 proje faydalanıcısı araştırmaya dahil olmuştur. Anket yöntemi ile elde edilen veriler “Çoklu Uyum Analizi Yöntemi” ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre: süt hayvancılığı alt tedbirinden yararlanan işletme sahiplerinin, proje desteği almadan önceki uğraşları ile benzer alana yatırım yaptıkları, yatırım miktarlarının 250 bin ile 1 milyon TL arasında olduğu, geçmişten gelen bir tarımsal deneyime sahip oldukları, mesleklerinin çiftçi ve genellikle ortaokul düzeyinde bir eğitim düzeyine sahip oldukları söylenebilir. Besi hayvancılığı alt tedbirinden yararlanan işletme sahiplerinin önemli çoğunluğunun herhangi bir tarımsal deneyimlerinin olmadığı, hibe desteğinden önce tarımsal konularda bir yatırımlarının bulunmadığı, yatırım tutarlarının 1 ile 2.5 milyon TL arasında değiştiği ve ticaret ile uğraşan bireyler olduğu söylenebilir.
Anahtar Kelimeler: TKDK, IPARD, kırsal kalkınma destekleri, etki değerlendirme

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Organik Tarımda Yaşanan Son Gelişmeler Ve Uygulanan Politikalar

Yazar: Zeliha Yasan, Umut Gül
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Son yıllarda tarımsal faaliyetlerde yoğun bir şekilde kullanılan kimyasal gübre ve ilaçlar hava, su ve toprak kirliliğine yol açarak, flora ve faunanın bozulması ve toprak erozyonu gibi çevre kirliliği sorunlarını meydana getirmektedir. Tarımsal çevre politikalarının önemli bileşenlerinden birisi olan organik tarım tarımsal faaliyetler neticesinde çevrede oluşabilecek kirlenmelerin önlenmesi konusunda bir çözüm yolu olabilmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde bilinçlenen üreticiler ve tüketiciler çevreye zarar vermeyen ve canlılar üzerinde zararlı etkisi olmayan tarım ürünlerinin üretimi ve tüketimine yönelmişlerdir. Tarımsal üretimin çevre ve insan sağlığına yaptığı olumsuz etkilerin engellenmesi için ortaya konulan organik tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalara bağlı olarak zarar gören veya yok olan doğal dengenin yeniden kurulmasına yönelik olarak insan ve çevre dostu tüm üretim sistemlerini içermektedir. 1980’li yılların ortasında Avrupalı firmaların geleneksel ihraç ürünlerine odaklı olarak özellikle kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı üretimi ile başlayan organik tarım daha sonraki yıllarda hızla gelişerek önemli bir konuma gelmiştir. Türkiye’de organik tarımda 2008 yılı verilerine göre geçiş süreci dahil olmak üzere: 247’ye ulasan ürün sayısı ile birlikte 166.883 da’lık üretim alanında yaklaşık 14.926 adet üretici ile 530.225 ton üretim yapılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de organik tarımda yaşanan son gelişmeler ve organik tarıma yönelik olarak uygulanan politikalar incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: organik tarım, politika, üretim, Türkiye

Araştırmayı İndir

Akdeniz Bölgesi’nde Su Ürünleri Avcılığı Yapan İşletmelerin Sosyo-Ekonomik Analizi

Yazar: Kemalettin Taşdan, S.Ahmet Çeliker, Hasan Arısoy, Yener Ataseven, Deniz Dönmez, Umut Gül, Alkan Demir
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Bu araştırmanın amacı, Akdeniz Bölgesi’nde su ürünleri avcılığı yapan teknelerin/işletmelerin sosyo-ekonomik yapılarını ortaya koymak ve balıkçılığın ekonomik analizini yapmaktır. Araştırmada kullanılan veriler, bölgede faaliyet gösteren 140 balıkçı ile yapılan anketlerden elde edilen birincil verilerden oluşmaktadır. Araştırma sonuçları teknelerin teknik özellikleri, balıkçıların sosyo-ekonomik özellikleri, ekonomik faaliyet sonuçları ve balıkçıların avcılık faaliyetine ilişkin düşünce ve beklentileri baslıklarında toplanarak verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre bölgede balıkçılık ağırlıklı olarak küçük ölçeklidir ve ölçeğe bağlı olarak teknelerin teknik özelliklerinin yanı sıra gelir vb. ekonomik faaliyet sonuçları değişim göstermektedir. Bölgede balıkçılığın temel sorunlarının ise pazarlama, örgütlenme ve su ürünleri yönetimi konularında yoğunlaştığı görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Su ürünleri ekonomisi, akdeniz bölgesi, sosyo-ekonomik analiz

Araştırmayı İndir

Balıkçıların Karadeniz Ve Ege’de Sürdürebilir Avcılık Ve Balıkçılık Geleceğine İlişkin Düşünceleri

Yazar: Umut Gül, Şeref Korkmaz, S. Ahmet Çeliker, Alkan Demir
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Diğer
Özet
Bu çalışmada, Karadeniz ve Ege’deki 569 balıkçıya sürdürülebilir balıkçılıkla ilgili bazı sorular soruldu ve bu konulardaki görüşleri tespit edildi. Araştırma verileri, yüz yüze görüşme tekniğiyle anket formları kullanılarak toplandı. Karadeniz ve Ege bölgelerinden toplanan veriler, sürdürülebilir balıkçılığa ilişkin yönetsel tedbirlerde muhtemel balıkçı davranışlarını tespit etmek için analiz edildiler.

Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Balıkçılık, Karadeniz, Ege Denizi

Araştırmayı İndir

Türkiye’nin Dış Ticaretteki Rekabet Gücüne Göre Dondurulmuş Gıda Sanayi Sektörünün Değerlendirilmesi

Yazar: Berrin Taşkaya, Umut Gül, Şevket Kalanlar
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Uluslararası Tarım ve Ticaret
Özet
Bu çalışmada, açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler kavramı ve yöntemi kullanılarak Türkiye dondurulmuş gıda sektörünün dış ticarete konu mallar üreten alt dalları için mukayeseli analiz yapılmıştır. Çalışmada rekabet güçlerinin (RCA) belirlenmesinin yanı sıra, eğilimleri de belirtilerek statik bir analiz yerine, zaman içindeki değişimlerin yönünün belirlenmesi amacı güdülerek, gelecek döneme ilişkin de bir kestirimin yapılabilmesi sağlanmıştır. Çalışmada kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumundan elektronik ortamda elde edilmiştir. Çalışmada metod kısmında belirtilen RCA indeksi formülü kullanılarak dondurulmuş gıda sektörü için yıllar itibari ile RCA değerleri hesaplanmıştır. Sonrasında yıllar itibariyle verilen bu RCA değerlerinin ortalaması alınarak, her dalın ortalama RCA değeri elde edilmiştir. Bu aşamada hesaplanan değişim katsayısı (CV) vasıtasıyla da sektörün ortalama RCA. değetl-ıvimvı dağılım karakteristiği belirlenmiştir. Bazı dallarda dönemsel olarak ihracat/ithalat rakamlarının çok düşük olması RCA endeksini ilgili yıllarda çok düşük gösterdiğinden değerlendirmenin daha sağlıklı olabilmesi için uygun ortalama ile hesaplanmıştır. Yapılan analizden hareketle; dondurulmuş gıda sanayi sektörünün alt sektör sınıflamasına göre RCA katsayılarında; dondurulmuş meyve ilk sırayı alırken dondurulmuş sebze alt dalı ikinci dondurulmuş sebze konserveleri son sırayı almıştır. Çalışmada RCA skorlarına göre ortalama skor değeri 50 ve üzerinde olanlar “Rekabet Gücü Yüksek’’ ki bu tanıma göre dondurulmuş ülkemiz meyve sektörü rekabet gücü yüksek bir sektör olarak belirlenmiştir. RCA skorları -50 den büyük, 50 den küçük olan sektörler “Rekabet Gücü Sınırda” ülkemiz dondurulmuş sebze sektörü ve dondurulmuş sebze konserveleri rekabet gücü sınırda sektörler olarak tespit edilmiştir. Rekabet gücü sıralamasının dikkat çekici bir sonucu; son beş yıllık eğilim incelendiğinde; dondurulmuş meyve sektöründe endeks azalma eğilimindedir. Dondurulmuş sebze sektöründe ise eğilim sabit ve dondurulmuş sebze konserveleri sektöründe artan bir endeks tespit edilmiştir. Çalışmada dondurulmuş gıda ürünleri; her bir gıda ürünü açısından RCA skorlarına göre ele alınmıştır. Dondurulmuş sebze sektörü, meyve sektörü ve dondurulmuş sebze konserveleri alt ürünlerinin her biri için RCA skorları hesaplanmış analiz edilerek Türkiye dondurulmuş gıda sektörünün dış ticarete konu mallar üreten alt dalları için mukayeseli analiz yapılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Dünya gıda ticareti, tarım ürünleri, gıda dış ticareti.

Araştırmayı İndir

Türkiye Dünya Piyasalarında Lİder Olduğu Ve Olabileceği 20 Gıda Ürünü

Yazar: Berrin Taşkaya, Umut Gül, Şevket Kalanlar
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Uluslararası Tarım ve Ticaret
Özet
Bu çalışmada Türkiye’nin dünya piyasalarında lider olduğu ve olabileceği 20 gıda ürünü belirlenmeye çalışılmıştır. Dünya üretiminde Türkiye’nin ilk sırada yer aldığı ürünler; fındık, kayısı, incir, ayva, kiraz ve mercimek olarak karşımıza çıkmakladır. Ayrıca karpuz, nohut, antepfıstığı, elma, ceviz, kuru soğan, zeylin, çay, arpa, çilek, üzüm, şeftali, şekerpancarı gibi ürünlerde ön sıralarda yer almakta olduğumuz belirtilmiştir. Tarımın GSMH’daki payı yıllar itibariyle düşüş göstermekle birlikte 1990 yılında %17,3 iken 2006 yılında %9,2’ye gerilemiştir. Tarım ürünleri ihracatımız ise yıllar itibariyle artış göstermiş ama genel ihracat içindeki payı giderek düşmüştür. 1990 yılında tarım ürünleri ihracatının genel ihracat içindeki payı %23 iken 2007 yılında bu oran %8,8 olarak gerçekleşmiştir.

Anahtar Kelimeler: tarım ürünleri, ihracat, dünya piyasaları

Araştırmayı İndir