Kırsal Kadınların Tarımsal Yenilikleri Benimseme Süreci (TRA1 Bölgesi Örneği)

Yazar: Tuğba Erem Kaya, Tecer Atsan
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Yayım ve Haberleşme
Özet
Bu çalışma kırsal kadınların tarımsal yenilikleri benimseme süreci ve tarımsal yenilikler karşısındaki davranışlarını somut bir şekilde ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada materyal olarak. Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerine ait 15 ilçedeki 60 köyde faaliyette bulunan kırsal kadınlarla yapılan toplam 158 adet anket verileri kullanılmıştır. Araştırma alanında görüşülen kadınların %48.1’i yeniliklerin benimsemesinde en teşvik edici unsurun ucuzluk olduğunu ifade etmiştir. Araştırma alanında beş ayrı tarımsal yenilikten en yüksek düzeyde benimsenen yenilik sağım hijyeni, en fazla haberdar olunan yenilik ise süt sağım makinesidir. Kadınların yeniliklerden haberdar olmasında en etkili kaynak kitle iletişim araçları olup bu yolla varlığı öğrenilen yeniliklerin başında sağım hijyeni ve organik tarım gelmektedir. Araştırmada yenilikleri benimsemiş kadınların %57.9’u yeniliği uygulamadan önce denemişlerdir. Kadınların %79.1’inin ele alınan yenilikleri uygulamaya devam etmede kararlı oldukları tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Kırsal kadın, Tarımsal Yenilik, Yeniliklerin Benimsenmesi, Kırsal kalkınma
Araştırmayı İndir

Erzurum İli Süt Sığırcılık İşletmelerinde Yeniliklerin Benimsenmesine Etkili Olan Sosyo-Ekonomik Faktörler

Yazar: Tuğba Erem Kaya, Ayşe Sezgin, Hediye Kumbasaroğlu
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Yayım ve Haberleşme
Özet
Bu çalışma Erzurum ili süt sığırcılık işletmelerinin: suni tohumlama uygulaması, hayvan sigortası, otomotik suluk, sağım maki- nası, silaj kullanımı gibi yenilikleri benimseme düzeyleri üzerine: işletme ölçeği, yem tedarik şekli, işletme verimliliği, işletmecinin yaşı, eğitim durumu, aile tipi, sosyal katılım düzeyi, kitle iletişim araçlarından yararlanması, mesleki deneyimi, mesleği gibi faktörlerin etkisinin saptanması amaçlanmıştır. Çalışmada materyal olarak, Erzurum İline ait 4 ilçedeki 20 köyde faaliyette bulunan çiftçilerle yapılan toplam 82 adet anket verileri kullanılmıştır. Çalışmada Lojistik regresyon sonuçlarına göre genç, gelir ve eğitim seviyesi yüksek, hayvan sayısı fazla olan, daha fazla sıklıkla ilçe merkezine giden ve kooperatife üye olan işletmecilerin suni tohumlamayı ve süt sağım makinesini benimseme konularında daha fazla istekli oldukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, işletmecilerin sorunlarının çözümlenebilmesi için kamu ve özel kurumlar aracılığıyla geniş kapsamlı kalkınma projeleri yapılmalı, kırsal alanda gelişme sağlanabilmesi için öncelikle eğitim faaliyetlerine önem verilmelidir. Ayrıca çiftçilerin bilgi ve becerilerini geliştirmeye yönelik kurslar düzenlenerek, aynı faaliyetlerde bulunan çiftçilerin örgütlenmeleri sağlanmalıdır.

Anahtar Kelimeler:Tarımsal Yenilikler, yenilikleri benimseme, Sosyo-ekonomik faktörler, LİMDEP
Araştırmayı İndir

Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde Kırsal Alandan Göç Etme Eğilimini Etkileyen Faktörlerin Analizi

Yazar: Fahri Yavuz, Adem Aksoy, Yavuz Topçu, Tuğba Erem
Yıl: 2004
Yayım Yeri: 6. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Kırsal Kalkınma
Özet: Araştırmada, Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi Çoruh Havzasında kırsaldan kentsel alana göç arzusuna etkili olan faktörlerin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bayburt. Erzurum ve Artvin illerinden 30 orman köyünü içeren toplam 600 adet hane halkı anket çalışmasından elde edilen veriler, çalışma materyalini oluşmakladır Köylülerin kente göç etme isteklerinde hangi faktörlerin daha etkili olduğunu belirlemek amacıyla, sınırlı bağımlı değişken ekonometrik modeli, Limdep ekonometrik bilgisayar programında Probit Binominal tahmin yöntemi kullanılarak tahmin edilmiştir. Yaş, eğitim, toplam arazi miktarı ve hanede kalan nüfus istatistiki önemli bulunmuştur. Üreticilerin yaşları ve sahip olunan toplam arazi miktarı ile göç etme eğilimi arasında ters bir ilişki varken, üreticinin eğitimi ve hanede kalan nüfus miktarı ile göç eğilimi arasında doğru bir ilişki vardır. Ayrıca üreticilerin sosyal güvenlik sigortasına sahip olmaları göç isteğini azaltmaktadır. Bölgedeki işletmelerin ekonomik büyüklüğe ulaştırılması ve sosyal güvenlik sigortasının yaygınlaştırılmasına yönelik politikalar, göçü azaltıcı rol oynayabilir.

Anahtar Kelimeler: kırsal göç, Çoruh Havzası, sınırlı bağımlı değişken modeli

Araştırmayı İndir

Erzurum İlinde (Aziziye, Palandöken Ve Yakutiye İlçeleri) Balık Tüketimine Etki Eden Faktörlerin Belirlenmesi

Yazar: Murat Külekçi, Tuğba Erem Kaya, Ayşe Sezgin
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Çalışmanın ana amacı Erzurum İli’nde balık tüketimine etki eden faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmada kullanılan örnek sayısı “Anakitle Oranlarına Dayalı Kümelendirilmemiş Tek Aşamalı Basit Tesadüfi Örnekleme” yöntemine göre belirlenmiştir. Elde edilen bulgular çapraz tablolarla sunulmuştur. Çalışmada Erzurum ilinde kişi basına balık tüketimi 6.06 kg olarak bulunmuştur. Ailelerin yaklaşık %70’i sağlıklı bir gıda olduğu için balık tükettiklerini belirtmişlerdir. Ayrıca ailelerin %90’ı sadece kıs aylarında balık tükettiklerini ifade etmişlerdir. İncelenen ailelerin %99.32’si balığı taze olarak tüketmeyi tercih etmektedir. İncelenen ailelerin %64.38’i balık satın alırken daha çok sabit balık satıcılarını tercih ettiklerini belirtmişlerdir.
Anahtar Kelimeler: balık, tüketim, Erzurum

Araştırmayı İndir

Küresel Isınmanın Tarım Üzerine Etkileri

Yazar: Tuğba Erem Kaya, Tacer Atsan
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8.Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Bursa
Konu: İklim Değişikliği
Özet: Küresel ısınma, atmosfer, okyanuslar ve kara kütleleri yüzeyindeki sıcaklıktaki yükselme olarak tanımlanabilmektedir. Bu ısınmaya kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların yakılması sonucu atmosfere dâhil olan sera gazlarının neden olduğu sanılmaktadır. Dünyayı aydınlatan ve ısıtan enerjinin kaynağı güneştir. Güneşten gelen kısa dalgalı radyasyon, ışıktan ısıya dönüşmek suretiyle dünyayı ısıtır. Yeryüzü, bu radyasyonun bir kısmını uzun dalgalı kızılötesi ışın olarak uzaya geri yansıtır. Bu uzun dalgalı kızılötesi ışınların büyük bölümü uzaya geri dönerken, bir bölümü dünya atmosferinde sera gazları vasıtasıyla tutulu kalmaktadır. Bu durumun, buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğuracak iklim değişmelerine yol açmasından endişe edilmektedir. Küresel ısınmanın tarım üzerinde temel etkisi, yağmur rejiminin değişmesi ve yeryüzüne düşen yağmur miktarının azalması olacaktır. Bazı bölgeler daha fazla yağmur alabilecek, ancak değişimler o bölgenin yapısını zorlayacağı için tarımsal mahsul üzerinde olumsuz etki yaratacaktır. Mevsimler bazı bölgelerde daha uzun olmaya başlayacak, kış ve gece sıcaklıkları, yaz ve gündüz sıcaklıklarından daha fazla artma eğiliminde olacaktır. Sıcaklıkların artması, bitkilerin can damarı fotosentez işlemini yavaşlatacaktır Bu durumda bitkinin büyümesi yavaşlayacak ve döllenme yetisi düşecektir. Yükselen sıcaklıklar, tropiklerde ürün kaybına neden olurken, tahıl üretimi için çok soğuk olan kuzey bölgelerini de tarım için elverişli hale getirecektir. Küresel ısınmanın etkisiyle hayvanlar ve bitkiler kutuplara ve üst dağlık kesimlere-yüksek rakımlara doğru göç edeceklerdir. Türkiye, küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasındadır. Ülkemiz küresel ısınmanın özellikle su kaynaklarının zayıflaması, orman yangınları, kuraklık ve çölleşme ile bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi olumsuz yönlerinden etkilenecektir.
Anahtar Kelimeler: Küresel ısınma, tarım, iklim değişikliği.

Araştırmayı İndir

Tarımsal Yeniliklerin Benimsenmesinde Etkili Olan Faktörlerin Analizi: Erzurum İli Örneği

Yazar: Ayşe Sezgin, Tuğba Erem Kaya, Murat Külekçi, Hediye Kumbasaroğlu
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Yayım ve Haberleşme
Özet
Tarımsal yeniliklerin benimsenmesinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi amacı ile Erzurum ilini sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan temsil edebilecek 7 ilçede 169 çiftçi ile yapılmıştır. Anket verilerin LİMDEP programında Lojistik regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiş ve sonuçlar tablo halinde sunulmuştur. Yenilik olarak suni tohumlama yaptırma durumu, Kooperatife üye olma durumu, ahırda otomatik suluk bulundurma durumu ve tarımsal desteklerden faydalanma durumu incelenmiştir. Analiz sonuçları tarımsal yeniliklerin benimsenmesinde çiftçilerin yası, eğitim seviyesi, gelir seviyesi, işletmenin faaliyet amacı, yayım faaliyetlerine katılma, kitle iletişim araçlarından yararlanma ve tarımsal desteklerden faydalanma durumlarının önemli ölçüde etkili olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak yeniliklerin benimsenmesi çalışmalarında etkinliği önemli ölçüde arttırılması için yayım faaliyetlerinin sürekli ve yoğun bir şekilde yapılması, kitle iletişim araçlarının diğer yöntemlerin yanında etkili bir şekilde kullanılması, yeniliğin belirli bir süre destekleme kapsamına alınması ve işletmelerin ticari amaçla üretim yapmalarının teşvik edilmesi gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler: Yeniliklerin benimsenmesi, LİMDEP, Lojistik regresyon analizi, Erzurum

Araştırmayı İndir

Erzurum İl’inde (Aziziye, Palandöken Ve Yakutiye İlçeleri) Kırmızı Et Tüketim Alışkanlığı Ve Buna Etki Eden Faktörlerin Belirlenmesi

Yazar: Tuğba Erem Kaya, Murat Külekçi, Ayşe Sezgin, Hediye Kumbasaroğlu
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tüketim Ekonomisi
Özet
Bu çalışmada Erzurum İl’inde kırmızı et tüketim alışkanlığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunu belirleyebilmek için Ana kitle Oranlarına Dayalı Kümelendirilmemiş Tek Aşamalı Basit Tesadüfi Olasılık Örneklemesi yöntemi kullanılarak 150 anket yapılmıştır. Elde edilen veriler, Ordered Probit modeli kullanılarak tüketicilerin kırmızı et tüketim alışkanlığı üzerinde etkili olan faktörlerin analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre anket çalışmasına katılanların % 89.3’nün kırmızı eti tercih ettiği, %10.7’sinin ise beyaz eti tercih ettiği anlaşılmıştır. En çok tercih edilen kırmızı et türünün sırasıyla sığır (%86), koyun (%6) ve keçi (%0.7) olduğu görülmüştür. Tüketim sekli olarak %12 oranında sebzeli, %8.7 oranında ızgara, %4 oranında fırında tercih edilmekte, %69.3 oranında ise “fark etmez” denilerek bir tercih ortaya konmamıştır. Kırmızı et tüketen ailelerin %41.3’ünün ayda 3 kg’dan az kırmızı et tükettikleri bulunmuştur. Anket çalışmasının sonucuna göre, tüketilen kırmızı eti lezzetli bulanların oranı %86, lezzetli bulmayanların oranı ise %14 olmuştur. Ordered probit modeli analizinde kırmızı et tüketim miktarı bağımlı değişken olarak alınmıştır. Analizin sonucuna göre, kırmızı et tüketimi ile medeni hal, tüketicilerin aylık toplam geliri, sevilen et türü, hijyen durumu ve dengeli beslenme durumu arasında önemli ve pozitif ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Anahtar Kelimeler: kırmızı et, tüketim alışkanlığı, Sıralı Probit Model, Erzurum

Araştırmayı İndir

GDO’ların (Transgenik Ürünler) Tarım Ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

Yazar: Tecer Atsan, Tuğba Erem Kaya
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Günümüzde ekilebilir alanların marjinal sınırına gelinmesi, klasik ıslah çalışmalarından elde edilen verimlilik artışı, artan Dünya nüfusunun temel gıda ihtiyaçlarının karşılanmasına yetmemektedir. Bu nedenlerle, bitki ıslah çalışmalarında yeni teknolojilerin kullanılması gündeme gelmiştir Dünya da giderek artan gıda ihtiyacını karşılamak ve açlık sorununa çare bulmak için karşımıza “Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)” kavramı çıkmakta dır. Gen değişikliği tarım, sağlık, gıda endüstrisi gibi pek çok alanda kullanlıyor. 1996 yılından itibaren GDO’lu tarımsal ürünlerin dünya ticaretine girmesiyle birlikte GDO’lar hakkında giderek artan biçimde tartışmalar devam etmektedir. Modern biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü haricinde bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara GDO (Transgenik) denilmektedir. Böylece gıdalardaki organizmaların doğal yapısı değiştirilmektedir. Ülkemizin tarımsal dış ticareti açısından olaya baktığımızda kısaca, en büyük ihraç pazarımız olan AB’nin transgenik ürünler konusunda en sıkı iç ve ithalat düzenlemelerine sahip olduğu, diğer bir ifadeyle pazara girişin zor olduğu, Avrupalı tüketicilerin bu tür ürünleri tercih etmediği dolayısıyla modern biyoteknolojinin tarım alanında kullanılmasının kısa ve orta vadede tarımsal ihracatımız üzerinde olumlu bir etkisi olamayacağı gibi, geleneksel ve organik ürünlerimize bulaşma olasılığı nedeniyle, bu tür ürünlerimizin ihracatını da sıkıntıya sokabilecek, hatta durmasına yol açabilecektir. GDO’ların çevre konusunda oluşturdukları olağanüstü tehlike herkesin bilincindedir. Buna karşılık insan sağlığı konusundaki olası zararlarına daha büyük kuşkuyla bakılmalıdır Bugün için varsayım kabul edilen ve hatta reddedilen pek çok olumsuz etkisinin bundan beş ya da on yıl sonra ortaya çıkmayacağını kimse ileri süre mez. Ayrıca GDO’lar hayatımıza çok uluslu, tekelleşmiş biyoteknoloji ve tohum şirketlerinin dünyanın dört bir yanındaki bazı tarımsal bitki ve hayvan türlerini ve bazı mikroorganizmaların genleri üzerinde değişiklikler yaparak onları patent altına alması ve piyasaya sürmesiyle girdi. GDO’lar tarım alanında giderek yaygınlaşmaktadır. Şirketler GDO’lar sayesinde her tohum satışında patent bedeli tahsil ederek yeni bir kazanç kapısı elde etmiş durumdalar. GDO’lar biyoçeşitlilik açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tozlaşma yoluyla kilometrelerce uzağa taşınabilen GDO’lıı polenler, yabani olanlar da dahil olmak üzere kendine akraba çeşitlere bulaşıp onların genetiğini değiştirebilmektedir. Bu, yerel tarımsal türlerin giderek azalması, onların yabani akrabalarının yok olması gibi sonuçlar doğurabilir. Olaya bu açıdan bakıldığında tehlikenin boyutları daha da artmaktadır. Bu çalışmada GDO’ların tarım ve insan sağlığı üzerine etkileri ve bu konuda dünyada ve ülkemizde yapılan çalışmalar irdelenecek ve çok yönlü bir şekilde ele alınarak yapılması gerekenler ortaya konularak ve ilgili kesimlerin dikkati çekilmeye çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: GDO, biyoteknoloji, tarım, insan sağlığı, biyogüvenlik.

Araştırmayı İndir