Türkiye’de Önemli Tarım Ürünlerinde Başabaş Analizi

Yazar: Kübra Polat
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Kâr amacıyla ticari olarak faaliyet yapan işletmeler, bu amaç doğrultusunda, yapılacak çalışmalarla ilgili kararların alınmasında çeşitli ekonomik analizlerden yararlanırlar. Bu analizler içerisinde başa baş analizi, işletmelerin kâra geçmeleri için gerçekleştirmeleri gereken minimum üretim miktarının tespiti, en kârlı ürün türlerinin seçilmesi, en düşük satış fiyatının belirlenmesi ve işletmelerin izleyeceği politikalara karar desteği sağlaması açısından oldukça önemli ve yol gösterici bir analiz olarak öne çıkmaktadır.
Bu çalışmada, Türkiye için stratejik öneme sahip olan 16 tarımsal ürününün (arpa, buğday, dane mısır, çeltik, pamuk, kırmızı mercimek, ay çiçeği, soya, kanola, şeker pancarı, fındık, kivi, mandarin, domates, yonca, fiğ) her biri için kâra geçiş noktasındaki üretim miktarı ve satış fiyatı hesaplanarak, bu ürünlerde satış geliri, maliyet ve kâr arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda, yetiştirilen ürünlerden alınan verimlerin ve ürün satış fiyatlarının, işletmelerin kâr edebilmeleri için yeterli olduğu, ancak arpa veriminin başa baş noktasından %48, fındık veriminin ise %3 daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Ancak ürünlere ait brüt kârlar, destekleme fiyatları dahil edilerek hesaplandığında, arpa ve fındık yetiştiren işletmelerin de toplam masraflarını karşılayabildikleri gözlenmiştir.
Çalışmada, işletmelerdeki katkı payı oranı ve satış hacimleri de hesaplanmış olup, bütün bu hesaplamalar ile Türkiye’deki temel tarım ürünlerini yetiştiren işletmelerin finansal pozisyonlarının tespitine farklı bir bakış açısı getirmek amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Başabaş, Tarımsal ürün, Türkiye, Satış hacmi, Katkı payı oranı
Araştırmayı İndir

İklim Değişikliği İle Mücadele Ve Uyumda Tarımın Rolü

Yazar: Kübra Polat, İlkay Dellal
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: İklim Değişikliği
Özet
Dünya nüfusunun hızla artması, temel gıda maddelerine duyulan ihtiyacı artırmakta ve böylece doğal kaynaklar giderek zarar görmektedir. OECD 2012 verilerine göre dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 9,2 milyona yükselmesi öngörülmektedir. Araştırmalar, artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması hususunda atılacak her adımda, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kullanımı gözetilmediği takdirde, gelecek nesillerin tehdit altında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü bu kaynaklar üzerindeki baskı sadece kirlilikle kalmamakta, aynı zamanda iklim değişikliğine de sebep olmaktadır. İklim değişikliği, insan faaliyetleri sonucunda açığa çıkan sera gazlarının, kuvvetlenmiş sera etkisi oluşturarak atmosferin doğal yapısını bozmasından kaynaklanmaktadır. Atmosferdeki sera gazları doğal yollarla oluşabildiği gibi, fosil yakıt kullanımı, tarım, ormansızlaşma ve diğer endüstriyel faaliyetler gibi insan faaliyetleri ile oluşmaktadır. Bu faaliyetler içerisinde ormancılık dahil %24’lük paya sahip olan tarım, gübreleme, ilaçlama, hayvancılık, arazi kullanım değişimi, çeltik üretimi gibi pek çok uygulama sonucunda metan (CH4,), nitröz oksit (N2 O) ve karbondioksit (CO2) emisyonlarına sebep olmaktadır. FAO (Gıda ve Tarım Örgütü)’nun verilerine göre, tarım kaynaklı sera gazlarının en geniş kaynağını oluşturan nitröz oksit ve metan gazının, önlem alınmadığı takdirde 2030 yılına kadar %60 oranında artacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla, iklim değişikliği ile tarımsal mücadele ve uyum konusunda, ARGE çalışmalarının ve toplum bilincinin artırılması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, iklim değişikliği ve sera etkisi, tarımın iklim değişikliği ile mücadele ve uyumdaki rolü ve bu kapsamda alınması gereken tarımsal önlemler incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: Tarımsal uygulamalar, iklim değişikliği, mücadele, uyum, emisyon

Araştırmayı İndir