AB’de Küçükbaş Hayvan Yetiştiren İhtisaslaşmış İşletmeler ve Türkiye’nin Uyum Sürecindeki Durumu

Yazar: Gülşen Keskin, İlkay Dellal
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
İhtisaslaşmış işletmeler, eşik değerleri aşan işletmelerden toplam işletme brüt karı içindeki oranlarına göre tipolojilere ayrılan ve ticari işletme olarak kabul gören işletmelerdir Artan küreselleşmenin yanı sıra AB’nin genişleme süreci de günümüzde işletmelerin rekabet edebilirliğini daha önemli yapmaktadır. Bu nedenle, işletmelerin sadece yapısal olarak karşılaştırılması değil aynı zamanda ekonomik olarak da karşılaştırılabilmesi gerekmektedir. Tam üyelik sürecinde olduğumuz AB’de. tüm üye ülkeler kendi tarımsal yapılarına uygun veri sistemlerine sahip olmakla birlikte, zamanla ortak bir sistem oluşturulması gereği belirmiş ve bunun sonucunda Tarımsal Muhasebe Veri Ağı (FADN) kurulmuştur FADN ile üye ülkelerdeki ihtisaslaşmış tarım işletmelerinin, bölgelerin ve zamanla ortaya çıkan değişikliklerin karşılaştırılması ve buna dayanarak alınan rasyonel kararlar ile tarım politikalarının yürütülmeli mümkün olmaktadır Türkiye’nin de üyelik sürecinde FADN’ın kurulmasına ilişkin mevzuata uyum sağlanması ve gerekli kurumsal kapasite çalışmalarını yapması kısa vadedeki yükümlülükleri içerisinde yer almaktadır. Orta vadede ise sistemin işler hale getirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, AB’de koyun ve keçi yetiştiren işletmelerin ülkelere göre genel yapısal durumu ve ihtisaslaşmış işletmelerin ekonomik işletme büyüklükleri (ESU) ve işletme gelirleri karşılaştırılmış Ülke karşılaştırmaları tarımsal muhasebe veri ağı kapsamında değerlendirilen ihtisaslaşmış işletmelerden toplanan verilere göre yapılmıştır. Türkiye örneği ise toplam küçükbaş hayvan varlığının %32’sinin bulunduğu Güneydoğu Tarım Bölgesinde bu bölgenin toplam küçükbaş hayvan varlığının %15’ini oluşturan Şanlıurfa ilindeki küçükbaş hayvancılıkta yoğunlaşmış işletmelerden anketle toplanan verilerden elde edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: AB, Küçükbaş Hayvancılık, FADN, Brüt Kar, Tarımsal Muhasebe

Araştırmayı İndir

Ab Sürecinde Türkiye’de Geleneksel Gıdaların Üretim Potansiyeli, Ekonomik Ve Sosyal Önemi: Ankara İlinin Gleneksel Tarım Ürünleri Açısından Değerlendirilmesi

Yazar: Gülşen Keskin, Haşim Özüdoğru, Alkan Demir
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Bursa
Konu: Uluslararası Tarım ve Ticaret
Özet: 1990’11 yıllarda özellikle BSE (Deli Dana Hastalığı) krizi ile gündeme gelen gıda güvenliği sorunu, GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ve bitkisel ürünlerdeki ilaç kalıntısı sorunu ile tüketiciler için gittikçe önemi artan konular haline gelmiştir. Günümüzde insanlar herhangi bir gıdayı tüketmek yerine gelir seviyelerine uygun olan ve aynı zamanda güvenle kendilerine ve aile bireylerine tükettirebilecekleri gıdaları temin yoluna gitmektedirler. Bu süreçte, doğal yollarla üretilmiş gıdalar ve özellikle de geleneksel tarım ürünleri ve bunlardan üretilmiş gıdaları tüketme isteği artmaktadır. Bunların dışında geleneksel ürünler ait olduğu ülkenin veya bölgenin tanıtımına ve dolayısı ile ekonomisine de katkı sağlamaktadır. Bu nedenlerle özellikle AB sürecinde farklı ve kendine özgü ürünler pazarda farklılaşmayı yaratan önemli bir unsur olarak da ortaya çıkmaktadır. Türkiye, geleneksel tarım ürünleri ve gıdalarda zengin bir çeşitliliğe ve üretim potansiyeline sahiptir. Ancak, bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar az sayıda olup, geleneksel gıda envanterinin çıkarılması çalışmaları ise halen
devam etmektedir. Bu süreçte, geleneksel gıdaların tescili ve pazarlanması da ekonomik olarak önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Ankara ilindeki geleneksel tarım ürünlerinin üretim potansiyeli ve bu ürünlerden üretilen geleneksel gıdalar ekonomik ve sosyal boyutu ile anlatılmaktadır. Bu ürünlerden bazıları Ankara ilinin adı ile tescil edilmiş bazıları da yöresel / bölgesel isimlerle tanınmaktadır. Yuva kavunu, Beypazarı kurusu, Kalecik karası bunlardan en çok bilinenlerdir.

Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Türkiye, Ankara, Geleneksel Gıdalar, Geleneksel Tarım Ürünleri.

Araştırmayı İndir

Tarımsal Alanda Kadına Yönelik Geliştirilen Projeler ve Değerlendirme

Yazar: G. Özdemir,F. Er Ülker, G. Keskin
Yıl: 2014
Yayım Yeri: 11. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Kırsal Kalkınma
Özet
Ülkemiz nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan kadınlar, özellikle de kırsal alanda yaşayan kadınlar ekonomik anlamda birçok sorunla karşı karşıyadır. Ülkemiz kadınlar açısından birçok uluslararası sözleşmeye imza atmış ve taahhütler vermiştir. Sorunlar sadece uluslararası yaptırımlarla çözülmeye çalışılmamalı, kadınların refahını arttırmaya dönük çözümler de üretilmelidir. Bu nedenlerle kadınların ekonomik fırsatlara erişimi, örgütlenme eğilimleri ve istihdamdaki rolü açılarından son yıllarda yapılmış ve yapılmakta olan çalışmalar, projeler, kamu ve özel sektör teşvik ve destekleri ele alınarak kadınlar açısından değerlendirilecektir. Bu alanda yapılması gerekenler ortaya konacaktır.

Anahtar Kelimeler: Kadın, Proje, Ekonomi, Örgütlenme, İstihdam.

Araştırmayı İndir

Küresel Gıda Güvenliği Endeksi ve Türkiye

Yazar: N. Yürekli Yüksel, A. Zan Sancak, G. Keskin, D. Dönmez, Ş. Kalanlar, E. Aygören, F. Canik
Yıl: 2014
Yayım Yeri: 11. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Gıda güvenliği 1996 yılındaki “Dünya Gıda Zirvesi”nde insanların her zaman sağlıklı ve aktif bir yaşam için beslenme ihtiyaçlarını karşılayan yeterli ve sağlıklı gıdaya fiziksel, sosyal ve ekonomik olarak erişmesi şeklinde tanımlanmıştır. Küresel gıda endeksinde 107 ülke yer almaktadır. 107 ülkede erişilebilirlik, bulunabilirlik ve kalite-güvenlik olmak üzere üç temel sorun endekslenmektedir. Bu üç temel sorunun altında gıda satın alma gücü, miktarı, kalitesi ve güvenliği gibi 27 unsur göz önüne alınmaktadır. Bu unsurlar dikkate alınarak ülkelere “Küresel Gıda Endeksi” nde 1’den 100’e kadar puan verilerek sıralamalar oluşturulmaktadır. Küresel gıda endeksinde 2013 yılında gıdada en güvenli ilk üç ülke sıralamasında, ABD (%87,2), Norveç (%86,3) ve Fransa (%84,1) yer almaktadır. Türkiye ise 107 ülke arasında 38’inci sırada yer almaktadır. Yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerin liste başında yer alma nedenleri arasında, geniş gıda tedariki, gıdaya yapılan harcamaların göreceli olarak düşük olması ve Ar-Ge alanında yaptıkları önemli yatırımlar gösterilmektedir. Sahra Altı Afrika ülkeleri ise endekste, gıda konusunda en hassas ülkeler olarak yer alıyor. Endeksin son üç sırasında Burundi, Çad ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) yer alıyor. Son 10 yılda küresel gıda fiyatlarının enflasyonun iki katı artış gösterdiği ve bunun bir anda milyonlarca kişinin yoksullaşmasına neden olduğu kaydedilmektedir. Bu çalışmada, gıda güvenlik endeksinin ülkeler itibari ile karşılaştırması yapılarak, hangi ülkelerin gıda açısından güvenli, hangi ülkelerin risk altında olduğu ve ülkelerin avantajlı dezavantajlı olduğu unsurlar incelenecektir. Ayrıca, küresel gıda endeksindeki unsurlar dikkate alınarak Türkiye’nin gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşabilmesi için yapılması gerekenler araştırılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Gıda, Gıda Güvenliği, Küresel Gıda Güvenliği Endeksi.

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Ekonomik Krizlere Alternatif Bir Çözüm Önerisi: Tarımda Güçlü ve Etkin Üretici Örgütlenme Modeli

Yazar: Gülen Özdemir, Gülşen Keskin, Haşim Özüdoğru
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Örgütlenme
Özet
Türkiye’de tarımın GSYH’deki payı son yıllarda %9’lar düzeyine gerilemekle birlikte milli gelir, istihdam ve ihracattaki önemini korumaktadır. Ayrıca 70 milyonu besleyen dev bir sektör olarak stratejik değerini de devam ettirmektedir. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaşanan krizlerin çıkış nedenlerine göre sektörlerin etkilenme dereceleri farklılık göstermiş, ancak krizin tarıma etkileri sektörün etki alanının geniş olması nedeniyle daima çok önemli olmuştur. Bu nedenle tarım sektörünün krizlere karsı dayanıklı olması genel ekonomi için de hayati önem taşımaktadır. Türkiye’de tarımsal faaliyette hakim olan küçük tarım işletmelerinin dezavantajlarını ortadan kaldıracak ve işletmelerin devamlılığını sağlayacak bir ekonomik örgütlenmenin gerekliliği sektörün ilgili tüm aktörleri tarafından yıllardır söylenmektedir. Bununla birlikte Türkiye’de halen tarım sektörünün temel sorunlarının basında üretim aşamasından tüketime kadar geçen süreçte ekonomik örgütlenmedeki yetersizlikler gelmektedir. Türkiye’de üretici örgütleri ile ilgili yasal düzenlemeler olmasına karsın uygulamalarda üretici örgütlerinin ekonomide etkin bir rolleri olmamıştır. Sektör örgütsüz olması nedeniyle krizlere karsı daha zayıf bir yapıda olmakta ve bazen de katkıda bulunmadığı krizlerle savaşmak zorunda kalmaktadır. Bu çalışmada 2007 ve 2008 yılında yaşanan gıda krizi ve küresel mali krizin ortaya çıkış nedenleri ve sonuçları dikkate alınarak üretici örgütlenmesinin bu krizlerin etkilerini azaltmadaki rolleri incelenmektedir. Bu kapsamda ekonomik amaçlı örgütleme modeli ele alınarak Türkiye’de üretici örgütlenmesinde hedeflerin sağlanmasında etkili olan faktörler ve bunların sonuçları anlatılacaktır. Bu kapsamda sorun ve hedefler ile güçlü ve etkili bir örgütlenme modelinin sağlayacağı katkılar irdelenecektir.
Anahtar Kelimeler: Gıda krizi, küresel mali kriz, tarımda örgütlenme, tarımsal kooperatifler

Araştırmayı İndir

GD’li ve GD’siz Mısır Gevreğinde Fiyat Artış Simülasyonlarının Tüketici Satın Alma Olasılıklarına Etkileri

Yazar: Güneş Eren, Abdulbaki Bilgiç, Bahri Karlı, Levent Kaya, Abdulvahit Sayaslan, Gülşen Keskin, Cihat Günden
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tüketim Ekonomisi
Özet
Günümüzde ve özellikle 2009 yılının son çeyreğinde Tarım ve Köyisleri Bakanlığı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) yasallaştırmış olduğu “ Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmenlik” çerçevesinde ülkemizde, kamuoyu tarafından yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde, tüketicilerin (haneleri) çoğunluğunun gelirlerinin büyük bir bölümünü gıda harcamalarına ayırdıkları düşünülürse, bir gıdanın GD ’li GD ’siz olma özelliği arasındaki fiyat farkının etkisi gıdayı tercih etmede büyük bir role sahip olacağı yadsınamaz. GD ’li ürünlerin, GD ’li olmayan ürünlere göre nispeten daha az maliyetle üretilmesi sonucu, düşük fiyatlar doğal olarak GD ’li ürünlere yansımaktadır. Ülkemizde kişilerin kendi gelirlerinin büyük bir bölümünü gıda harcamalarına ayırdığı düşünülürse, bu tip gıdaların satın alınması ile sağlayacağı mali fayda kayda değer bir özellik taşıyacaktır. Bu çalışmada mısır gevreğinin, GD ’li ve GD ’siz olduğu varsayımında bulunularak, bu ürünlerin fiyatlarındaki değişmenin tüketiciler üzerinde olan olası etkileri analiz edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Genetiği değiştirilmiş organizmalar, genetiği değiştirilmiş gıdalar, mısır gevreği, tüketici, fiyat

Araştırmayı İndir

AB Sürecinde Türkiye’de Geleneksel Ve Alternatif Tarımsal Üretim Sistemlerinin Sürdürülebilirliği

Yazar: Gülşen Keskin, S. Ahmet Çeliker, Sevgi İriboy
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Uluslararası Tarım Ve Ticaret
Özet
Dünya’daki artan nüfus baskısına karşın doğal kaynakların sınırlı olması, gıda güvenliği ve tarımın çevreye verdiği zararlar alternatif üretim sistemlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle 1980’lerden sonra AB’de geleneksel tarım sistemlerinin çevresel, ekonomik ve sosyal etkileri yoğun olarak tartışılmaya başlanmış ve organik tarım, alternatif bir tarımsal üretim sistemi olarak kabul görmüştür. Bu kabul görmede politik yaklaşımların da önemli olduğu bilinmektedir. Nitekim AB’de önceleri uygulanan tarım politikaları üretimi artırmaya yönelik olmuş, ancak zamanla oluşan üretim fazlalığı ile birlikte çevreye daha duyarlı üretim sistemlerine sıcak bakılmıştır. Bu gelişmelere son yıllarda biyoteknoloji ve genetik çalışmaların tarımdaki uygulamaları da eklenmiştir. Türkiye, organik tarım ürünlerinin üretiminde son yıllarda önemli gelişmeler göstermiştir. Ancak, özellikle iç pazarda fiyat farkı nedeniyle sınırlı bir potansiyele sahiptir. Organik tarım ürünleri dışında özellikle son yıllardaki gelişmeler dikkate alındığında genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili gelişmeler de gelecekte pazarın yapısını etkileyebilecektir. Bu nedenle, geleneksel tarıma organik tarımdan sonra yeni bir alternatif geldiğini/geleceğini söylemek de mümkündür. Bu çalışmada, tarihi süreç içerisinde tarımsal üretim sistemlerinin gelişimi, güçlü ve zayıf yönleri anlatılmakta, geleceğe yönelik olarak da çevre sel, ekonomik ve sosyal boyutu dikkate alınarak sürdürülebilirlikleri belirlenmektedir. Çalışmanın en önemli sonucu, sürdürülebilirlik bakımından birincil önceliğin tarım politikasında karar alıcılara ait olacağıdır. Daha sonra insanların gelir seviyesinin belirleyici olacağı ve düşük gelirlilerin daha ucuz üretilen ürünlere (GDO, geleneksel üretim), yüksek gelir düzeyindeki az sayıdaki tüketicinin ise organik ürünlere yöneleceğidir.

Anahtar Kelimeler: Organik Tarım, Sürdürülebilir Tarım, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar, Biyoteknoloji

Araştırmayı İndir

Türkiye Yaş Meyve Sebzede AB İle Rekabet Edebilirmi? Domates Alt Sektör Analizi

Yazar: Gülşen Keskin, Cihan Nazlı, Tijen Özüdoğru
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Uluslararası Tarım Ve Ticaret
Özet
Türkiye, ekolojik koşul kırın uygun olması nedeniyle bir çok meyve ve sebze türünde önemli düzeyde üretim yapan ülkelerden birisidir. Bununla birlikte üretimdeki bu avantaj dış ticarette yeteri kadar kullanılamamaktadır. Özellikle tarımsal üretimde Türkiye’ye benzer özellikler gösteren Akdeniz ülkelerinin Topluluk üyesi olmaları ve AB’ye ihracatta topluluk tercihi avantajından yararlanmaları Türkiye bakımından rekabette dezavantaj yaratmaktadır. Nitekim son yıllarda AB pazarlarının yerini Rusya almaktadır. Türkiye’nin yaş meyve sebze ticaretinde rekabetini belirlemede AB ve DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) gibi dış etkenlerin yanı sıra iç dinamikler de önemli olmaktadır. Bu bakımdan pazarlama kanalının karmaşıklığı ve üreticilerin pazarlama kanalında etkin olamaması, arazi parçalılığı, üretim kayıplarının fazla olması, depolama ve muhafaza tesislerinin yetersizliği, işleme sanayinde kapasite kullanım oranının düşüklüğü, ham madde temini nedeniyle işleme süresinin kısalığı sektördeki önemli sorunlardan bazılarıdır. Ayrıca, rekabet açısından özellikle son yıllarda önemi gittikçe artan İTU (İyi Tarım Uygulamaları), izlenebilirlik ve gıda güvenliği konularında da daha fazla ilerleme gerekmektedir. Bu çalışmada Türkiye’de gerek üretim, gerekse sanayide kullanım, yurt içi tüketim ve ihracat miktarları dikkate alındığında üretilen sebzeler içerisinde en önemli ürün olan domates alt sektörü İncelenmektedir. Sektörde çiftçi düzeyinde üretimden sanayiye ve tüketime kadar olan tüm aşamalar genel olarak anlatılmakta ve son olarak AB ülkeleri ile mevcut durum karşılaştırılarak swot analizi ile güçlü ve zayıf yönler İncelenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Türkiye. Domates, Rekabet Analizi, Sebze İşleme Sanayi.

Araştırmayı İndir