Bursa İlinde Bitkisel Ürün Sigortası Uygulamalarına Yönelik Çiftçi Yaklaşımı

Yazar: Filiz Pezikoğlu, M. Emin Ergun, Mustafa Öztürk, Atilla Altıntağ, Mine Uçar
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Diğer
Özet
Tarımsal üretimde ortaya çıkan doğal afetlere yönelik koruma tedbirlerinin başında gelen tarım sigortasında, 2006 yılından itibaren yayınlanan “Tarım Sigortası Yasası” ile çiftçilerin ödeyeceği doğal afet sigorta priminin %50’si devlet desteği kapsamına alınmıştır. Tarımsal üretimde görülen doğal afet zararları 2005 yılına kadar ilgili kanun kapsamında devlet güvencesi altında yer almaktaydı. 2010 yılı rakamlarına göre Türkiye genelinde 51.699 üretici sigorta kapsamındadır. Bursa ilinde ise 3.289 üretici kayıtlı görülmektedir.
Devlet destekli “bitkisel ürün sigortası’nda: açık alanlarda ekim-dikim yapılan tüm bitkisel ürünler için “dolu, fırtına, hortum, yangın, deprem ve heyelan” risklerinin neden olduğu miktar kaybı: sadece meyveler için isteğe bağlı yukarıda belirtilen risklere ilave olarak “don” riskinin neden olduğu miktar kaybı ile sebze, meyve ve kesme çiçekler için “dolu” riskinin neden olduğu kalite kaybı sigorta kapsamındadır.
Bu makalede, Bursa ilinde devlet destekli tarım sigortası yaptıran ve yaptırmayan üreticilere yönelik olarak yapılan bir saha çalışmasının sonuçları verilecek, ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri tartışılacaktır. Çalışmada, üreticilerin tarım sigortası yaptırmasını etkileyen faktörler belirlenerek, hasar durumları ile sigorta uygulamalarında ortaya çıkan sorunlar ve üreticilerin beklentileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Genel olarak hisseli tapu sahiplerinin Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı olmamalarından dolayı sigorta yaptıramadıkları, hasar tespiti sonrası muafiyetlerin yüksek oranda olduğu sorunları dile getirilmiş, üreticilerin bir kısmının 2006 yılından önce de özel sigorta yaptırdıkları saptanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Tarım Sigortası, Üretici Eğilimi, Bursa.
Araştırmayı İndir

Türkiye’de Ceviz ve Badem Üretimi, Özel Ağaçlandırma Kapsamındaki Durumu ve Pazarlama Koşulları

Yazar: Filiz Pezikoğlu, Mustafa Öztürk, İsmail Tosun
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Pazarlama
Özet
Bu makalede, ikincil kaynaklardan elde edilen veriler kullanılarak Türkiye’de ceviz ve badem üretim ve ticareti ile ilgili bir mevcut durum analizi yapılmış ve bazı öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.
Çin, ABD, İran, Ukrayna ve Meksika Türkiye ile birlikte dünyanın önemli ceviz üreticilerini oluşturmaktadır. Türkiye’nin ceviz üretimi iç tüketimin yaklaşık %80’ini karşılamaktadır. Bu rakam örneğin Çin’de %92 civarındadır. Aynı rakam bir başka önemli üretici olan Şili’de %8 civarındadır. Şili, üretiminin önemli bir kısmını ihracatta kullanmaktadır. Badem üretiminde ise ABD, İspanya ve İran ilk üç sırada yer almaktadır.
Türkiye’de Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın “Özel Ağaçlandırma” adı altında yürüttüğü ağaçlandırma projesinde ceviz ve badem de desteklenen ürünler içinde yer almaktadır. Bu nedenle pek çok orman vasfını yitirmiş alan ve hazine arazisi ceviz ve badem üretimine açılmış durumdadır. Yaklaşık 53.000 da alanda ceviz, 100.710 da alanda badem türlerine yönelik bahçesi tesisi yapıldığı bildirilmektedir.
Üreticilerin çoğunluğu bahçe tesisinde Şebin, Bilecik ve Yalova serisi çeşitleri tercih etmişlerdir. Üreticilerin %57’si cevizi kuru kabuklu olarak satmaktadır. Yerli ceviz üreticileri açısından şu an için çok önemli bir fiyat problemi yoktur. Ancak, sınır ticareti ile gelen ceviz iç piyasada fiyatları düşürmektedir.

Anahtar Kelimeler: Ceviz, Badem, Özel Ağaçlandırma, Üretim, Pazarlama, Türkiye.
Araştırmayı İndir

Yaş Meyve Sebze İhracatçı Firmalarının Yapısı, Sorunları Ve Çözüm Önerileri

Yazar: Mustafa Öztürk, M. Emin Ergun, Süleyman Erkal, Filiz Pezikoğlu, Mine Uçar
Yıl: 2004
Yayım Yeri: 6. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet: Bu çalışmada Bursa, Antalya, Trabzon, Mersin. Adana. Hatay ve İzmir illerinden seçilen toplam 66 yaş mey ve sebze ihracatçısı firmadan anket yolu ile toplanan veriler değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde ikincil kaynaklardan elde edilen verilerle Dünya ve Türkiye yaş meyve ve sebze üretimi ile ihracatı incelenmiştir. İkinci bölümde anket çalışması yapılan firmalardan elde edilen veriler kullanılarak, yaş meyve ve sebze ihracatçılarının mevcut durumu ortaya konulmuş, ihracatta karşılaştıkları sorunlar belirlenmiş ve bu sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmiştir. Yaş meyve ve sebze ihracatı yapan firmaların ihracatını etkileyen temel 3 sorun; ihracat işlemlerinin uzun sürmesi ve çeşitliliği, firmalar arası rekabet, navlun hizmetlerinin yüksekliği ve yetersizliği olarak belirlenmiştir. Yaş meyve-sebze ihracatında mevcut pazarları koruyabilmek, yeni pazarlara açılabilmek, sürdürülebilir bir ihracat artışına erişebilmek için, üreticiler, ihracatçılar ve ilgili tüm taraflar arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Türkiye, Yaş meyve ve sebze, İhracat, İhracatçı

Araştırmayı İndir

Alleopatinin Ekonomik Yönü

Yazar: Filiz Pezikoğlu
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Bursa
Konu: Diğer
Özet: Allelopati, bir bitki türü tarafından salgılanan kimyasalların komşu bitkinin gelişmesi ve yerleşmesine olan etkisidir (Inderjit, 2006). Bir başka ifade ile mikroorganizmalar dahil bitkiler arasındaki biyokimyasal ilişkiler olarak tanımlanmaktadır. İnsanın bitki ile birlikte yaşamaya başlamasından bu yana bilinmesine rağmen, ilk kez 1930’larda ekosistem mantığının yaygınlaşması ile birlikte bilimsel bir terim olarak tanımlanmaya başlamıştır. Dünyada allelopatiııin ekonomik etkisi açısından yapılan incelemeler iki kısımda toplanmaktadır. Allelopatinin olumlu ve olumsuz etkileri. Olumlu etkiler açısından, allelopatinin yabancı ot kontrolünde kullanımı ile maliyetin düşürülmesi, allelopatik bitkilerin toprak beslenmesi ve bazı toprak kökenli hastalıklara karşı kullanılabilmesi sonucu üretim ve çevre maliyetinin düşmesi; olumsuz etkiler açısından ise, istilacı bitkilerin, topraklardan temizlenebilmesi için yapılan harcamalar nedeniyle ortaya çıkan ekonomik yükler ile ekosistemin bozulması sonucunda ortaya çıkan çölleşme ve diğer iklimsel felaketlerle birlikte ekonomik üretim kaybı gibi konular sıralanabilir. Bu bildiride, bitkilerin allelopatik etkilerinin ekonomik açıdan irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, konu hakkında yayınlanmış çalışmalar incelenmiş, ekonomik boyutta konunun tanımlanması ve tartışılması amaçlanmıştır. Ayrıca, konu hakkında yapılması gerektiği düşünülen araştırma konularının belirlenmesine çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Allelopati, Ekonomik Etki, Biyolojik Kontrol, İstilacı Bitkiler.
Araştırmayı İndir

Ege, Marmara ve Akdeniz Bölgeleri Bağcılık İşletmelerinde Üreticilerin Yenilikleri Benimsemeleri Üzerine Etkili Olan Değişkenlerin Belirlenmesi

Yazar: S. Karabat, H. Uysal, M. Ali Kiracı, F. Pezikoğlu, O. Sedat SubaşıM. Sacit İnan, Y. Savaş
Yıl: 2014
Yayım Yeri: 11. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Yayım Ve Haberleşme
Özet:

Bu çalışmanın ana amacı 1980 yılından günümüze Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı bağcılık üzerine çalışan araştırma kurumlarınca geliştirilen araştırma sonuçlarından bazılarının üreticilerce benimsenmelerini etkileyen değişkenlerin belirlenmesidir. Çalışma Ege, Marmara ve Akdeniz Bölgelerinde bağcılığın önde gelen illerinden Manisa, İzmir, Denizli, Tekirdağ, Bursa, Çanakkale ve Mersin ilindeki üreticilerle anket yapılarak yürütülmüştür. Araştırma kapsamında gayeli örnekleme ile seçilen toplam 205 üzüm üreticisi ile görüşülmüştür. Üreticiler yenilikçilik indeksi oluşturularak yenilikçilik düzeyi yüksek ve düşük olmak üzere iki kategoriye ayrılmış ve değerlendirmeler bu şekilde yapılmıştır. Araştırma kuruluşları tarafından geliştirilen yeni üzüm çeşitleri ve yüksek terbiye sistemleri temel yenilikler olarak ele alınmıştır. Üreticilere ait yaş, eğitim, tarımsal deneyim, aile işgücü gibi demografik verilerin yanı sıra ve işletmelere ait top lam alan, bağ alanı ve parsel sayıları ve ekonomik durumlarını belirleyici konular hakkında veriler derlenmiştir. Üreticilerin yenilikçilik düzeyi, yeni geliştirilen üzüm çeşitlerinden üretme, yeni geliştirilen bağ destek sistemlerini kullanma, toprak analizi yaptırma üzerinde etkili olan değişkenleri belirlemek amacıyla logit regresyon modelleri kullanılmıştır. Modellerde üreticilerin tarımsal deneyimi, bağcılık deneyimi eğitim durumu, top lam işletme arazi miktarı, top lam bağ arazi miktarı, parsel sayısı, bağcılıkla ilgili düzenlenen eğitimlere katılıp katılmama durumu, bağcılık eğitiminin orada düzenlenme durumu, üreticinin ailesindeki birey sayısı ve işletmenin brüt karı bağımsız değişken olarak yer almıştır.
Anahtar Kelimeler: Bağcılık, y eniliklerin benimsenmesi, tarımsal yayım, logit model.

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Seçilmiş Bazı İllerde Ceviz Yetiştiriciliğinin Üretim ve Pazarlama Yapısı

Yazar: F. Pezikoğlu, M. Öztürk, İ. Tosun, Y.Akça
Yıl: 2014
Yayım Yeri: 11. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Pazarlama
Özet:

Bu makalede, Türkiye Ceviz Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi isimli TÜBİTAK destekli projenin “Türkiye’de Cevizin Üretim ve Pazarlamasının Ekonomik Yönden Değerlendirilmesi” isimli ikinci iş paketinde elde edilen verilerin bir kısmı kullanılmıştır. Çalışmada üreticiler ile yüz yüze yapılan anketler ile ikincil kaynaklı verilerden yararlanılmıştır. Bu amaçla kapama bahçelerde ceviz yetiştiriciliği yapan 135 üretici ve cevizin işlem gördüğü 14 Ticaret Borsasından elde edilen veriler ve yayınlanmış çeşitli istatistikler ile yayınlar materyal olarak kullanılmıştır. Anket çalışmaları 2009-2010 yıllarında yürütülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. İncelenen işletmelerde ceviz arazisi ortalama 27 da büyüklükte olmasına rağmen, illere göre bu rakam oldukça farklılık göstermektedir. Cevizin diğer meyve türlerine göre daha masrafsız ve daha az işgücü gerektirmesi, uzun süreli bir yatırım olması ve dayanıklı görece yüksek fiyata sahip bir ürün olması nedeniyle, kapama bahçelerin sayısı giderek artmaktadır. Verim çeşitlere ve illere göre farklılık göstermekle birlikte elde edilen verilerin çiftçi beyanları olduğu dikkate alınmalıdır. Buna göre verim değerleri, 0-5 yaşlı ağaçlarda ortalama 7.6 kg/ağaç, 6-15 yaşlı ağaçlarda 12.1 kg/ağaç ve 16 yaştan büyük ağaçlarda 33.4 kg/ağaç olarak belirlenmiştir. İşletmelerin %57.0’sinde satışlar kuru-kabuklu şekilde yapılmaktadır. İşletmelerde üretilen cevizlerin büyük bir kısmı (%50.8) tüccarlara satılmaktadır. İşletmelerin %13.3’ü ürününü yerel pazarda kendi satmakta, %3.9’u gıda toptancılarına satmaktadır. Ticaret borsalarında işlem gören kabuklu ve iç ceviz fiyatlarında yıllara göre belirginlik taşımayan bir dalgalanma görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Ceviz, Üretim, Pazarlama.

Araştırmayı İndir

Dünya’da Ve Türkiye’de Organik Üzüm Yetiştiriciliği

Yazar: Gülşah Mısır, Filiz Pezikoğlu
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Dünya’da organik üzüm üretim alanları giderek artış göstermektedir. 2004 yılında 87,6 bin hektar olan organik üzüm üretim alanları 2014 yılına geldiğimizde 316 bin hektara ulaşmıştır. Dünya’da organik üzüm yetiştiriciliği yapan ülkeler arasında İspanya 84,4 bin hektar alan ile en büyük paya sahipken İtalya 72,4 bin hektar, Fransa 66,2 bin hektar, Çin 15,7 bin hektar ile diğer önemli üreticilerdir. Türkiye 9,1 bin hektar ile bu ülkelerin ardından en büyük beşinci organik üzüm alanlarına sahip ülke konumundadır. 2014 yılı verilerine göre Türkiye’de 21,7 bin ton organik yaş üzüm, 5,6 bin ton ise organik kuru üzüm üretimi gerçekleşmiştir. En fazla organik üzüm üretimi yapılan iller arasında birinci sırada 13,5 bin ton yaş üzüm, 5,2 bin ton kuru üzüm ile Manisa yer almaktadır. Bu değer Türkiye’de üretilen toplam organik yaş üzümün % 61,7’sine, kuru üzümün ise %94’ne denk gelmektedir. Diğer iller ise: İzmir (2,7 bin ton yaş üzüm, 375 ton kuru üzüm), Mersin (2,5 bin ton yaş üzüm), Niğde (441 ton yaş üzüm), Tekirdağ (419 ton yaş üzüm), Çanakkale (378 ton yaş üzüm) şeklinde sıralanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Bağ, organik tarım, üzüm, üretim.

Araştırmayı İndir

Yeşil Ekonomi Göstergeleri Ve Yeşil Etiketler

Yazar: Filiz Pezikoğlu
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Pazarlama
Özet
Sürdürülebilir kalkınmanın yollarından biri olarak dünyada kabul gören ve yaygınlaşan yeşil ekonomi (ya da yeşil büyüme) kalkınmanın olumsuz ekolojik ve çevresel etkilerini yavaşlatmayı ve böylece ekonomik kalkınmanın sürekliliğini sağlamayı hedeflemektedir. İçinde doğal kaynakları da barındıran kıt kaynakları kullanarak varlığını sürdüren ekonomik faaliyetlerin ekolojik performansları büyüme performanslarının önüne geçmektedir. Ekolojik performansı ölçebilmek amacıyla kullanılan yeşil ekonomi göstergeleri içerisinde insani gelişme endeksi, çevresel sürdürülebilirlik endeksi, ekolojik ayak izi, binyıl kalkınma göstergeleri gibi göstergeler bulunmaktadır. Ekonomik faaliyetler sırasında ve sonrasında doğal kaynaklar üzerinde oluşabilecek etkilerin hesaplanmasında yeterlilik olmadığı ve bu tip durumlarda ihtiyatlılık ilkesinin dikkate alınması gerektiği bildirilmektedir. Bu nedenle, dışsallığı önleyici vergilendirme, yasal düzenlemeler, kota ticareti ve fayda-maliyet analizi gibi araçların ekolojik sorunları tam anlamıyla çözebilmesinin söz konusu olmadığı farklı çalışmalarda bildirilmektedir. Yeşil ekonomi, üretimin sürdürülebilirliğini sağlayabilmek amacıyla tanımlanan yeşil pazarlama sistematiği, yeşil tüketici, yeşil üretim ve bu ikisini birbirine tanıtacak bir yeşil etikete ihtiyaç duymaktadır. Yeşil etiketleme ürünün hayat döngüsünü gösteren etiketler olabildiği gibi negatif etiketleme ya da tek kullanımlık etiketleme ile de ürünün bir tek yönünden de bahsedebilir. Yeşil etiketlere örnek olarak: karbon ayak izi, çevre dostu, el yapımı, fair-trade, organik vb tanımlar verilebilir. Bu bildiride ikincil kaynaklar kullanılarak, yeşil ekonomi göstergeleri ve yeşil etiketlerin özellikleri incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Yeşil ekonomi, yeşil etiket, ekolojik ayak izi.

Araştırmayı İndir

Sürdürülebilir Kalkınma Ve Yeşil Pazarlama

Yazar: Filiz Pezikoğlu
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Pazarlama
Özet
Ekonomik yaklaşımlar, 1972 yılında tanımlanan “sürdürülebilir kalkınma” kavramı ile birlikte hızla değişmeye başlamıştır. Bu kavram ile birlikte, üretim ve tüketim süreçlerinde kullanılan ya da yok edilen sermayenin (doğal, insan eliyle üretilmiş ve insan sermayesi) sorgulanması başlamıştır. Bu süreç, açlık sınırının altında yasayan ve ciddi yoksulluk çeken insan nüfusunun ve dünya nüfusunda ortaya çıkan artısın üretim kaynaklarında oluşturduğu olumsuz baskının azaltılması amacıyla farklı çevrelerde farklı anlamlarda değerlendirilmektedir. Kavramın tanımlanmasının hemen ardından, 1975 yılında ABD’de Amerikan Pazarlama Birliği’nin “ekolojik pazarlama” seminerinde ilk kez “yeşil pazarlama” kavramı ortaya konmuştur. Ekolojik pazarlama, çevreci pazarlama, yeşil pazarlama ve sürdürülebilir pazarlama çoğu kez benzer anlamlarda kullanılsa da, aslında yeşil pazarlamanın evrelerini oluşturan ve giderek farklılıklar içeren pazarlama yaklaşımlarıdır ve yeşil pazarlama daha fazla ürün kategorisine sahiptir. Çevresel duyarlılıkların artması, gıda güvenliği konularının yaygınlaşması ve konuyla ilgili olarak kalite güvence sistemlerinin tüketici tarafından benimsenmesi sonucu, bir adım öteye gidilerek tüketiciye yeni bir tanımlama yapılmış ve “yeşil tüketici” gündeme gelmiştir. Yeşil pazarlamada yeşil tüketicinin yanında ürünü tanımlayan bir de “eko-etiket” tanımlanmıştır. Bu bildiride, pazarlama literatüründe dünyanın gündeminde olan “yeşil pazarlama” konusunda yayınlanmış ikincil kaynaklardan yararlanılarak çevre-ekonomi-toplum odaklı bu kalkınma sürecinin ortaya çıkardığı yeşil pazarlama stratejisinin gelişimini ortaya koymak ve avantajları ile dezavantajlarını tartışmak amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yeşil pazarlama, sürdürülebilir kalkınma, yeşil tüketici

Araştırmayı İndir

İstilacı Yabancı Bitkilerin Ekonomik Yönü

Yazar: Filiz Pezikoğlu
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal Finansman
Özet
Makalede ikincil kaynaklardan yararlanılarak, istilacı yabancı bitkilerin ekonomik ve ekolojik etkilerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. İstilacı yabancı türler (İYT), kendi habitatları dışına taşınmaları ve baskın özellikleri sonucu biyoçeşitliliği tehdit eden, sosyo-ekonomik etkileri olan yabancı türler olarak tanımlanmaktadır. İstilacı bitkilerin ekonomik etkisi doğrudan ve dolaylı olarak tanımlanmaktadır. Doğal ekosistemlerde, uzun yıllar boyunca gerçekleşen yer değiştirmeler olmaktadır. Ancak türlerin bu hareketliliği coğrafi bariyerler nedeniyle çok kısıtlı ve ekosistemin düzeni içerisinde gerçekleşmektedir. Bu hareketlilik, insan hareketliliğinin artmasıyla birlikte (kolonizasyon, küreselleşme, ticaret, taşımacılık, seyahat ve turizm vb) son yüzyılda çok artmıştır. Karasal bitkilerin taşınma/bulaşma yolları içerisinde en önemli yollar, süs bitkileri, bahçecilik işleri, tohum bulaşımı, insanlar tarafından kasıtsız bırakma olabildiği gibi, kaçışlar da bulunmaktadır. Bazı istilacı türlerin az da olsa olumlu etkileri olduğu bildirilmektedir. Çok daha yaygın olarak karşılaşılan olumsuz etkiler ise temizleme amaçlı yapılan harcamalar, yerli türler üzerindeki verim kaybı, insan sağlığına olumsuz etkiler, biyoçeşitlilik kaybı vb konular nedeni ile ortaya çıkan ekolojik ve ekonomik sorunlar üzerine yoğunlaşmaktadır.

Anahtar Kelimeler: İstilacı yabancı bitkiler, ekonomik etki, ekolojik etki, allelopati

Araştırmayı İndir