Samsun İlinde Açıkta Sebze Yetiştiren İşletmelerde Teknik Etkinlik ve Teknik Etkinliği Belirleyen Faktörler

Yazar: Ahmet Özçelik, Vedat Ceyhan, Mehmet Bozoğlu, Hüseyin Avni Cinemre
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Bu çalışmanın amacı. Samsun ilinde açıkta sebze yetiştiren işletmelerin teknik yönden ne kadar etkin çalıştığını ortaya koymak ve teknik etkinlik üzerinde etkili olan faktörleri saptamaktır Araştırmada kullanılan veriler 2002-200] üretim dönemine ait olup, basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmiş 75 işletmeden anket yoluyla elde edilmiştir İşletme düzeyinde teknik etkinlik katsayılarının tahmininde stokastik sınır analizi yöntemi kullanılmıştır Teknik etkinlik üzerinde etkili olan faktörler en yüksek olabilirlik metodu ile tahmin edilmiştir Araştırma sonuçları açıkta sebze üretiminin mevcut teknoloji ile %18 oranında artırılabileceğini ortaya koymuştur. İncelenen sebze işletmelerinde teknik etkinlik katsayısı 0.56 ile 0.95 arasında değişmekte olup, ortalama 0.82’dir. Araştırma sonuçlan ayrıca, eğitim görülen yıl sayısı, deneyim, kredi kullanımı, kadınların sebze tarımına katılım puanı ve enformasyon skoru değişkenlerinin teknik yetersizliği azalttığını göstermiştir. Çiftçinin yaşı, aile büyüklüğü, tarım dışı gelir ve işletme büyüklüğü değişkenleri ile teknik yetersizlik arasında pozitif ilişki söz konusudur İyi planlanmış yayım çalışmaları ile çiftçi eğitim programlarının uygulanması ve bu çalışmalara kadınların entegre edilmesi ve çiftçilerin kredi kaynaklarına ulaşımını kolaylaştıracak stratejilerin geliştirilmesinin, sebze tarımında teknik etkinliği artırabilecektir.
Anahtar Kelimeler: Sebze Tarımı, Stokastik Sınır Analizi, Teknik Etkinlik, Teknik Etkinliği Belirleyen Faktörler

Araştırmayı İndir

AB ve Türkiye’de Keçi Sütü Üretimi ve Değerlendirilmesi: K.Maraş İli Örneği

Yazar: Mücahit Paksoy, Ahmet Özçelik
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
AB ülkelerinde çok fazla keçi varlığı olmasına rağmen, keçi sütü üretimi ve verimi ülkemize oranla yüksektir AB’de yüksek verimli keçi ırkları ile bu faaliyet sürdürülmektedir. Ülkemizde keçi sütü üretimi ve keçi başına süt verimi birçok AB ülkesine göre düşüktür. Nitekim AB’de 2005 yılında 12,9 milyon baş keçi varlığına (6,9 milyon baş sağılan keçi) karşın 1,8 ton keçi sütü üretimi gerçekleştirilirken, keçi başına süt verimi 259,2 kg olmuştur Aynı yıl Türkiye’de ise 6.6 milyon baş keçi varlığına (3,0 milyon baş sağılan keçi) karşın 240 bin ton keçi sütü üretimi gerçekleştirilerek keçi başına süt verimi 80,0 kg’dır. AB’de keçi sütü genellikle peynir üretmek amacıyla sanayide değerlendirilmektedir Ülkemizde ise keçi sütü büyük oranda yöresel ürünlere işlenmektedir. Bu çalışma ile AB ile Türkiye’de keçi sütü üretimi ve değerlendirilme şekilleri ortaya konulduktan sonra, süt üretimine yönelik keçi yetiştiriciliğinin önemli bir faaliyet olduğu, keçi sütünün dondurma ve peynir üretiminde yoğun olarak kullanıldığı Kahramanmaraş ili keçi sütü üretiminin ekonomik boyutu işletme ve il düzeyinde örnek olay olarak incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: AB, Türkiye, Keçi Sütü Üretimi, K. Maraş

Araştırmayı İndir

Türkiye’de Tarım Ve C02Emisyonu Arasındaki İlişkinin Çevresel Kuznets Eğrisi Yaklaşımı İle Değerlendirilmesi

Yazar: Ahmet Özçelik, O. Orkan Özer, Selma Kayalak
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Doğal Kaynaklar ve Çevre Ekonomisi
Özet
Bu çalışmada, Türkiye’de tarımın ve çevreye etkisi Çevresel Kuznets Eğrisi varsayımı çerçevesinde eş-bütünleşme analizi yardımıyla değerlendirilmiştir. Kuznets (1955) yılındaki çalışmasında, ekonomik gelişmeye bağlı olarak kişi başına düşen gelir miktarının arttığını ancak gelişmenin ilk safhasında gelir eşitsizliğinin de artmakta olduğunu belirtmiştir. Ayrıca artan gelir eşitsizliğinin ekonomik gelişmenin devam etmesiyle belirli bir dönüm noktasından sonra azalacağını ileri sürmüştür. Kuznets Eğrisi, 1990 yılların başında gelir düzeyi ve çevre kalitesi arasındaki ilişkiye göre tekrar yorumlanmıştır. Gelir dağılımın dengesiz ve yoksulluğun yoğun olduğu ülkelerde, insanlar kaynak kullanımında çevreye duyarlı olamamakta, bu durumda çevre kirliliğini bir kısır döngüye dönüştürebilmektedir. Ülkelerin kişi basına düşen gelir miktarları ve çevre kirliliği arasındaki ilişki irdelendiğinde, gelir artışı ile önce artan çevre kirliliğinin yaşam kalitesinin başlangıçta bozulduğunu ancak gelir artışının devam etmesiyle tekrar düzeldiğini gözlemişlerdir. Çalışmada, 1970-2010 yılları arasında, Türkiye’de kişi başına düşen CO2 emisyonu ile kişi başına düşen GSYİH, kişi başına düşen tarımsal üretim değeri ile işlenebilir arazinin 100 km2’ sine düşen traktör varlığının verileri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarıyla, kişi başına düşen C02 emisyonunu kişi başına düşen GSYİH’nin %1 artmasının %2,86 ve işlenebilir arazinin 100 km2’sine düşen traktör varlığının %1 artmasının ise %0,61 artırdığı bulunmuştur. Diğer taraftan kişi başına düşen tarımsal üretim değerinin %1 artmasının ise kişi başına düşen CO2 emisyonunu %1,70 azalttığı bulunmuştur.

Anahtar Kelimeler:Çevresel Kuznets Eğrisi, CO2 emisyonu, Kişi Başına Düşen GSYİH, Kişi Başına Düşen Tarımsal Üretim Değeri, Eş Bütünleşme Analizi.
Araştırmayı İndir

Ankara İli Sığır Besi İşletmelerinde Kırmızı Et Maliyetinin Belirlenmesi

Yazar:  Ahmet Özçelik
Yıl: 2014
Yayım Yeri: 11. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Ankara sahip olduğu alan ve ürün çeşitliliği ile tarımsal üretimde önemli bir ildir. Bitkisel üretim yanında, hayvancılık özellikle sığır besiciliği önemli bir faaliyettir. Çubuk, Kazan ve Akyurt ilçeleri ilin sığır besi merkezidir. İncelenen işletmelerde, bir çiftçi ailesinin ortalama nüfusu 5,02 kişi, ortalama işgücü miktarı 3,81 Erkek İşgücü Birimi (EİB), ortalama hayvan varlığı 36,27 Büyük Baş Hayvan Birimi (BBHB) ve ortalama arazi genişliği 66,28 dekardır. İşletmelerde aktif sermayenin %55,57’sini çiftlik sermayesi ve %44,43’nü işletme sermayesi oluşturmaktadır. İncelenen işletmelerdeki öz sermaye oranı %89,07’dir. Araştırmaya en az 10 baş sığır besisi olan işletmeler dahil edilmiş olup, işletmeler 3 tabakaya (10-35 baş, 36-59 baş ve 60+ baş) ayrılmıştır. İncelenen işletmelerde ortalama besi süresi 160 gün ve günlük canlı ağırlık artışı 1,20 kg. olarak tespit edilmiştir. Rasyona ortalama günlük 4,58 kg. kaba yem ve 7,53 kg. kesif yem girmekte olup, besi hayvanı başına günlük 12,11 kg. yem tüketilmektedir. Sığır alım fiyatı dahil 1 kg. canlı ağırlık artış maliyeti 8,76 TL olarak hesaplanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Sığır besiciliği, yem tüketimi, canlı ağırlık maliyeti.

Araştırmayı İndir

Kırsal Yoksulluğun Giderilmesinde Temel Dinamik: Hayvancılık Sektörü

Yazar: Sabri Er, Ahmet Özçelik
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Kırsal Kalkınma ve Yoksulluk
Özet
Temelde sübjektif ve çok boyutlu bir niteliğe sahip olan yoksulluk, üzerinde mutabık kalınan kesin bir tanımı olmamakla birlikte bireylerin temel ihtiyaçlarını elde etmekten yoksun olma durumunu ifade etmektedir. Yoksulluk; yaş, cinsiyet, yaşam yeri(kent/kırsal), ülke/bölge durumu, etnik grup, gelir kaynağı, vb. hususlara göre farklılık arz eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.
Büyük çoğunluğu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yer alan 1.2 milyar yoksul insanın 900 milyonunun kırsal alanlarda yaşıyor olması, yoksulluğun kırsalda daha yoğun hissedildiğinin göstergesidir. Topraksız tarım işçileri, kırsal yoksullar içerisinde en yoksul kesimi oluştururken, hane halkında ise kadın ve çocuklar kırsal yoksulluktan en fazla etkilenenlerdir. İklim başta olmak üzere birçok riski bünyesinde barındıran tarım sektörü, bu ülke ekonomilerinde önemli yer tuttuğundan ve bu ülkelerin kırsalında en önemli ekonomik faaliyet olduğundan kırsal yoksulluk ile mücadelede, stratejik bir öneme sahiptir. Ülkemizde de hem kırsal yoksulluğun yapısı hem de kırsal yoksullukla mücadelede, tarım sektörünün önemi, benzer bir görünüm arz etmektedir.
Hayvancılık; insanların yeterli ve dengeli beslenmesine önemli katkıda bulunmak, et, süt, deri, vb. sanayi dallarına hammadde sağlamak, tarımsal atıkları biyolojik yolla kullanıp değerlendirmek, doğal mera, otlaklar ve tarıma elverişsiz alanların değerlendirilmesini sağlamak gibi birçok genel ekonomik katkı ve fayda oluşturan bir sektördür. Kırsaldaki gizli işsizliğin önlenmesi, küçük ve yoksul üreticiye nakit para sağlaması, hayvana sahip olan kadınların sosyal statüsünün artması, yoksulların borçlarını ödemesi, kırsal toplum barışının sağlanması, ürünlerinin satılması ile gelir elde etmek, vb. hususlar ile hayvancılık, kırsal yoksulluğun giderilmesinde etkili bir araçtır.

Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Kırsal Yoksulluk, Kırsal Alan, Hayvancılık
Araştırmayı İndir

Yoksulluk Analizi: Türkiye, Kent ve Kır

Yazar: Mehmet Arif Şahinli, Ahmet Özçelik
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Kırsal Kalkınma ve Yoksulluk
Özet
Bu çalışmanın amacı, yoksulluk profilinin Türkiye, kent ve kır ayrımında ortaya çıkarılmasıdır. Çalışma, 2002-2009 arası yılları kapsamaktadır. Bu amaç dahilinde, Türkiye İstatistik Kurumu’nun hesaplamış olduğu hane halkı büyüklüğüne göre yoksulluk oranları, hane halkı büyüklüğüne göre yoksul fert oranları, hane halkı fertlerinin eğitim durumuna göre fert yoksulluk oranları, hane halkı fertlerinin ekonomik faaliyet durumuna göre fert yoksulluk oranları, hane halkı fertlerinin işteki durumuna ve çalıştığı sektöre göre yoksulluk oranları, hane halkı türüne göre yoksul hane halkı oranları, yoksulluk sınırı yöntemlerine göre fertlerin yoksulluk oranları, yoksulluk sınırı yöntemlerine göre yoksul fert sayısı hesaplamaları verilmiştir.
Yoksul hane halkı oranları, Türkiye ve kentsel yerlerde azalırken, kırsal yerlerde artmaktadır. Hane halkı büyüklüğü arttıkça yoksulluk riski artış göstermektedir. Eğitim düzeyine paralel olarak fert yoksulluk oranları Türkiye ve kentsel yerlerde düşüş gösterirken, kırsal yerlerde ilkokul ve üzeri eğitime sahip fertlerin yoksulluk oranları düşmüştür. Hane halkı fertlerinin ekonomik faaliyet durumuna göre fert yoksulluk oranları, Türkiye ve kentsel yerlerde tüm yıllarda düşüş göstermiştir.
Kırsal yerlerde tarım sektöründe çalışanlarda yoksulluk oranları 2002, 2005 ve 2008 yıllarında artış gösterirken 2009 yılında azalış göstermekte, sanayi sektöründe çalışanlarda 2005 yılında ciddi bir azalış söz konusu iken, 2008 yılından itibaren oransal bir artış trendi mevcuttur.

Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Türkiye, Kent, Kır.
Araştırmayı İndir

Toprak Analizi Sonucuna Göre Kullanılan Gübrenin Verime Etkisinin Belirlenmesi: Konya İlinde Buğday Yetiştiren Tarım İşletmeleri

Yazar: Mehmet Arif Şahinli, Ahmet Özçelik, Hüseyin Tayyar Güldal
Yıl: 2016
Yayım Yeri: 12. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal İşletmecilik
Özet
Toprak analizi, toprağın ihtiyacı olan gübrenin belirlenmesinde kullanılmaktadır. İyi bir gübreleme, bitkinin ihtiyacı olan gübrenin cinsinin ve miktarının belirlenerek, bu gübrenin doğru zamanda tekniğine uygun olarak toprağa verilmesi ile olmaktadır. Toprak analizleri sayesinde, toprağın ihtiyacı olan besin maddeleri doğru bir şekilde saptanabilmektedir. Araştırma alanı olarak Türkiye’de buğday yetiştiriciliğinin en önemli sahası olan Konya ilinde Cihanbeyli, Ilgın, Karatay ve Seydişehir ilçeleri seçilmiştir. Araştırmada örnek hacminin belirlenmesinde %5 hata ve %95 güven (z=1.96) sınırları içerisinde çalışılmıştır. Araştırmada kullanılan örnek hacmi toprak analizi yaptıranlar için 82, toprak analizi yaptırmayanlar için 28 işletme olarak belirlenmiştir. Tarım işletmelerinden 2013 ve 2014 üretim dönemine ait veriler anket ile toplanmıştır. Regresyon modellerinde gölge (dummy) değişkenler nicel değişkenler gibi kolaylıkla kullanılır. Bir regresyon modelinin tüm açıklayıcı değişkenleri gölge ya da nitel değişken olabilmektedir. Bu çalışmada, gübre kullanım miktarının, toprak analizi yaptırmanın ve yaptırmamanın vb. gibi diğer değişkenlerin, verim üzerinde etkisinin olup olmadığı dummy değişkenler kullanılarak araştırılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Toprak analizi, gübreleme, buğday yetiştiren tarım işletmeleri, Konya İli, gölge değişkenler

Araştırmayı İndir

Türkiye’nin Buğday Üretimi İçin Bir Öngörü Modeli: VAR Yaklaşımı

Yazar: Ahmet Özçelik, Selma Kayalak, O.Orkan Özer
Yıl: 2010
Yayım Yeri: 9. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Araştırma Yöntemleri
Özet
Üretim kararını belirleyen en önemli faktör fiyattır. Türkiye’de buğday üretim miktarı üzerinde fiyatların etkisi, VAR (Vektör Otoregresif Regresyon) Modelleri ile analiz edilmiştir. Değişkenlerin durağanlıkları ADF ve yapısal kırılmalı Perron 1997 birim kök testleri ile incelenmiştir. Üretimden bağımsız, alana yönelik uygulanan Doğrudan Gelir Desteğinin başlamasıyla, buğday ekimi düşüş göstermiştir. Bu azalış seyrinin etkisiyle; buğday üretim alanları ve üretim alanlarına bağlı olan üretim miktarı değişkenlerinde kırılma yılı 2002 olarak bulunmuştur. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri test edilmiş, değişkenler arasındaki dinamik ilişkiler VAR analizi varyans ayrıştırmasıyla incelenmiştir. VAR denklemlerinin öngörü güçlerinin değerlendirilmesinde, Theil Eşitsizlik Katsayısı (TIC) istatistiği kullanılmıştır. Denklemlerin tahmin sonuçlarından elde edilen hata terimlerinin istatistiklerinden yararlanan Theil Eşitsizlik Katsayısına göre modellerin öngörü gücünün rastgele yürüyüş sürecinde iyi çalışır olduğu ve öngörü yapma imkanının “U(0.3244) < 1” bulunduğu sonucu elde edilmiştir. 2009-2015 yılları için gerçekleştirilen simülasyon tahminine göre; 2015 yılı için Türkiye’nin buğday üretiminin 18716,23 bin ton olacağı hesaplanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Buğday üretimi, VAR modeli, Theil Eşitsizlik Katsayısı, Öngörü

 

Araştırmayı İndir

Şeker Pancarı Ve Şeker Pancarı Kotasından Etkilenme Durumu

Yazar: İsminaz Özdemir, Ahmet Özçelik
Yıl: 2008
Yayım Yeri: 8. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarımsal işletmecilik
Özet
Bu araştırmada, 2001 yılında yürürlüğe giren 4634 sayılı Şeker Yasası sonrası şeker pancarı yetiştiricilerinin uygulanan yasadan etkilenme durumunun analizi yapılmak üzere gayeli örnekleme yöntemi ile başta Polatlı ilçesi olmak üzere Kazan ve Ayaş ilçelerinde şeker pancarı ekimi yapan 50 işletme ekim alanlarına göre 0 – 50 ve 51 – + dekar olmak üzere iki büyüklük grubuna ayrılarak incelenmiştir. İncelenen işletmelerde toplam arazinin %55’inde buğday ekilirken, % 10’unda arpa ve % 10’unda da şeker pancarı yetiştirilmektedir. Kotaların yıllar itibariyle miktar olarak azalması sonucunda şeker pancarı ekim alanları daralmıştır. 2003 yılında, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, üreticilerin pancar ekim alanlarının daraltılmasından olumsuz etkilenmemeleri için “Alternatif Ürün ve Telafi Edici Ödeme Sistemi” uygulaması başlatmıştır İncelenen işletmelerin %34’ü alternatif ürün olarak yonca, silajlık mısır, ayçiçeği ve darı yetiştirmektedirler Fakat bu ürünlerin getirisinin düşük olması ve pazarlama probleminin bulunması gibi nedenlerle üreticilerin gelir kaybını engellememektedir. Şeker pancarı münavebeli bir ürün olmasından dolayı incelenen bölgede sulu arazide münavebeye başta buğday olmak üzere soğan ve kavun/karpuz da girmektedir.

Anahtar Kelimeler: Kota, Şeker Pancarı, Şeker Kanunu

Araştırmayı İndir