Türkiye’de Tarımsal Desteklerin Mısır Tarımına Etkileri

Yazar: Bahri Karlı, Mevlüt Gül, Bektaş Kadakoğlu, Ayşe Karadağ Gürsoy
Yıl: 2018
Yayım Yeri: Akademia Sosyal Bilimler Dergisi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Tarım kendine has özellikleri ve doğa koşullarına bağlı olmasından dolayı risk ve belirsizliklerle karşı karşıyadır. Bu nedenle, tarım ürünlerinin arzını kısa zamanda arttırmak veya azaltmak mümkün değildir. Bu özellikler dikkate alındığında, tarım sektöründe desteklemelerin olması ve ürünlere yönelik destekleme politikalarının geliştirilmesi önem arz etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tarımsal üretimin arttırılması için destekleme politikaları bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu araştırmada, Türkiye’de mısır üretimine yönelik yapılan tarımsal desteklerin (motorin-gübre desteği, TMO alımları) ve mısır üretiminde kullanılan en önemli girdilerden motorin ve gübre fiyatlarının; mısır ekim alanları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada değişkenlere ait veriler 1982-2017 dönemini kapsamaktadır. Tarımsal desteklerin ve motoringübre fiyatının, mısır ekim alanı ile arasındaki ilişkiyi belirlemek için çoklu regresyon analizi yapılmış ve ekonometrik bir model oluşturulmuştur. Tarımsal üretimde, üreticiler üretimlerine karar verirken genellikle ürünlerin bir önceki yıl fiyatlarına bakarak hareket ettiklerinden, modelde bağımsız değişkenlerin bir önceki yıl reel fiyatları kullanılmıştır. Modelin sonuçlarına göre, TMO alım fiyatları, motorin-gübre desteği ve mısır ekim alanları arasında beklendiği gibi pozitif ve doğrusal yönde bir ilişki bulunmuştur. Motorin ve gübre fiyatları ile mısır ekim alanları arasında ise beklenenin aksine pozitif ve doğrusal yönde bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlardan yola çıkarak tarımsal desteklerin mısır tarımına etkileri irdelenmiş ve kendine yeterlilik oranın arttırılabilmesi için izlenecek politikalar üzerinde durulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Mısır, Tarımsal Destekler, Motorin-Gübre Desteği, TMO, Türkiye

Araştırmayı İndir

Gıda Güvenliği ve AB Uyum Sürecinde Türkiye’de Yaşanan Gelişmeler

Yazar: F. Handan Giray, Ayşegül Akın, Celile Özçiçek Dölekoğlu, Sema Gün
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Teknik yeniliklerin üretime yansıması sürecinde tüketicilerin sosyal ve ekonomik özellikleri ile birlikte tercihleri de değişmeye başlamıştır. 1980’li yılların başında tüketiciler ürünlerin fiyatları dışında sağlık, kalite, gıda güvenliği, diyet ve beslenme gibi kriterlere de dikkat etmeye başlamışlardır. Otoritelerin, araştırmacıların ve kamunun ilgisini öncelikle gıda güvenliği çekmiştir. Beslenme ve sağlık alanında yaşanan gelişmelere paralel olarak gıda güvenliği gündemdeki önemini korumuş ve son dönemde de Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde “gıda kalitesi” kavramı ön plana çıkmıştır. AB’de “tarladan çatala” prensibiyle özetlenebilen gıda politikaları benimsenmiş ve uygulamaya konulmuştur. Araştırma alanında ise tüketiciden üreticiye geri beslemenin önemine vurgu yapılması amacıyla söz konusu prensip “çataldan tarlaya” olarak yenilenmiştir. Her iki yaklaşımda da önemli olan ve değişmeyen olgu gerek araştırma gerekse de politika alanında uygulamaların merkezinde toplum ve birey sağlığının yer aldığıdır. Türkiye’de de gerek kendi iç dinamikleri ve gerekse AB’ye uyum süreci içindeki gelişmelerin bir yansıması olarak gıda alanında değişimler yaşanmaktadır. Bununla ilgili en önemli gelişme Gıda Yasa taslağının hazırlık çalışmalarıdır. Bu çalışmada, gıda güvenliği ve gıda kalitesi kavramları tartışılmış, Türkiye’deki gelişmeler AB’deki ilgili yasal mevzuat ve uygulamaları ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Gıda Güvenliği, Gıda Kalitesi.

Araştırmayı İndir

AB ile Uyum Kapsamında Türkiye Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliğinin Durumu ve Desteklemelerin Olası Etkileri (Kocaeli İli Örneği)

Yazar: Bahar Aydın Can, Onur Can
Yıl: 2006
Yayım Yeri: 7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Türkiye 10 173 246 büyükbaş hayvan varlığı ile Avrupa Birliği’ne (AB) üye birçok ülkeden daha fazla büyükbaş hayvan varlığına sahiptir. Bu anlamda hayvansal ürün üretimimiz içerisinde büyükbaş hayvan ürünlerinin yerinin belirlenmesi, AB’ye üye ülkelerin seviyesine ulaşılması bakımından büyük önem taşımaktadır. Türkiye büyükbaş hayvanlarının verimlilik değerleri incelendiğinde, süt verimi I 669 kg/baş ve et verimi 198 kg/baş’dır. Kocaeli ili büyükbaş hayvan süt verimi 3 300 kg/baş ve et verimi 200 kg/baş ile Türkiye ortalamasının üzerindedir. Kocaeli ilinin Gayri Safi Hasılasında hayvansal ürün üretiminin payı %57.20 olup, hayvansal ürün üretimi içinde büyükbaş hayvan ürünlerinin payı ise %37.28 ile önemli bir yer oluşturmaktadır. Bu çalışmada, üreticilerin hayvancılık desteklemelerinden yararlanma durumu Türkiye ve Kocaeli ili açısından değerlendirilerek, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğine gereken önemin verilmesiyle sağlayacağı fayda ortaya konulmuştur. Ayrıca AB’ye uyum çerçevesinde büyükbaş hayvan yetiştiriciliğimizdeki sorunlara karşı, alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Kocaeli ilinde büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal özellikleri, üretim durumları, hayvansal ürünleri değerlendirme şekilleri, hayvancılık desteklemelerinden yararlanma durumları ve ekonomik sorunları makro düzeyde incelenmiştir. Ayrıca çalışmada büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin Türkiye ve AB’deki durumu karşılaştırılarak, saptanan sorunlar karşısında konuya ilişkin çözüm önerileri getirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği, Desteklemeler, AB, Kocaeli

Araştırmayı İndir

Küreselleşme, Yoksulluk ve Genetiği Değiştirilmiş Tarım Ürünleri

Yazar: Erkan Aktaş
Yıl: 2006
Yayım Yeri:7. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Antalya
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
1980 sonra neo-klasik iktisadi politikalarla birlikte küreselleşen dünyada yoksulluk ve gelir dağımı eşitsizliği daha da ön plana çıkmıştır. Küreselleşme dalgası, çevre ülkelerin merkez ülkelere ticari bağımlılığının yanında teknolojik bağımlılığı da getirmiştir. Bu çalışmadaki amaç, dünyadaki küre sel leşe sürecini, teknolojik gelişme ve yoksulluk sonuçlan ile birlikte değerlendirebilmektir Artan nüfus ve birlikte açlığı çözüleceği sloganı gerekçelendirilen genetiği değiştirilmiş üretim ne yazık ki yalnızca gelişmiş ülkelerin ticari kaygılarına hitap etmektedir. Hatta genetiği değiştirilmiş ürünler etik yönden tartışılmadan ve insan sağlına ve ekolojiye olası etkileri tam olarak araştırılmadan “kar” hırsı ile birlikte çok hızlı bir şekilde yaşamımıza girmiş durumdadır. Bu çalışmadaki materyal, ikincil veriler ve konu ile ilgili literatürlerden oluşmaktadır. Bu çalışmada kullanılan yöntem ise, küreselleşmeyle birlikte, teknolojik gelişme ve yoksulluk (Açlık sorunu) arasındaki ilişkilerin betimsel olarak incelenmesidir. Sonuç olarak neo-klasik iktisadi teorilerin mutlak, göreli yoksulluğun yanında insani yoksulluğu da ön plana çıkarmaktadır özellikle tarım alanlarında oluşturulacak teknoloji politikalarında yalnız ekonomi Ön plana çıkartılmamalı ve bu teknolojilerin ekolojiye ve insana verebileceği zararları dikkate alınmalıdır
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yoksulluk, Genetiği Değiştirilmiş, Tarım Ürünleri

Araştırmayı İndir

Yerel Buğday Çeşitlerinin Korunması, Çevre ve Yoksulluk İlişkisi: Ege Bölgesi Örneği

Yazar: H. Ece Salalı, Ela Atış
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
İnsanlığın, yaşamsal ihtiyaçlarının değişerek çeşitlenmesi sonucu, bunların karşılanması için doğal olmayan yollarla, verim artışı gerekçesiyle uygulanan suni gübreler ve kimyasallar, toprak, su ve hava kirliliğini beraberinde getirmiştir. Bu tür uygulamalar toprağı daha da verimsizleştirirken, verim düştükçe çiftçi daha fazla ilaç ve gübre kullanmaya yönelmiştir. Bu noktada, tarım ve çevre arasındaki ilişkiye bakıldığında, karmaşık ve çift yönlü olduğu görülmektedir. Tarımsal faaliyetler, ekosistemlerin bozulmasına neden olurken, bozulmuş ekosistemler de yoksulluğun önemli etkileri ile birlikte tarımın canlılığını tüketmektedir. Hâlbuki tarımsal üretim, sulama için gerekli olan yeraltı ve yüzey sularının sağlanması, bitkisel ve hayvansal hastalıkların düzenlenmesi, toprak verimliliğinin korunması, bitkisel ve hayvansal ürünlerin devamlılığının korunması ve atıkların ayrıştırılması gibi nedenlerle sağlıklı ekosistemlere ve yerel türlere bağımlı durumda bulunmaktadır. Ancak, tüm bunlara rağmen, bazı tarımsal uygulamalar, çoğu zaman bağımlı oldukları biyoçeşitlilik ve ekosistem fonksiyonlarına zarar vermişlerdir.
Tarımsal üretim ve ekosistem işleyişi arasında bir köprü durumunda olan tarımsal biyoçeşitlilik, yapay destekleyiciler yerine daha değerli olan doğal hizmetlerin arayışı içindedir. Bu anlamda, yerel çeşitlerin muhafazası, mevcut üretim alanlarının korunması faaliyetleri çok büyük önem kazanmaktadır. Tarımsal üretimin: bölgedeki üretici ve tüketicilerin, gıda güvenliği ve beslenme ihtiyaçlarını karşılaması ve ekonomik ve demografik değişimlere dinamik olarak cevap verebilmesi, doğal ve insan kaynaklı bozulmalara karşı dayanıklı olmasının gerekliliği tarımsal biyoçeşitliliğin önemini arttırmaktadır.
Bu çalışmada, tarımsal üretimin sürdürülebilir, verimli ve ekolojik açıdan uygun olması amacına yönelik kriterlerden birisi olan, tarımsal biyoçeşitliliğin mevcut ve gelecek kullanımlar için en iyi şekilde yönetilmesi kriteri dikkate alınmıştır. Buna göre, tarım, çevre ve yoksulluk ilişkisi çerçevesinde tarımsal biyoçeşitliliğin global olarak korunması, ancak yerel olarak da tarımsal üretimi devam ettirecek şekilde yönetilmesi gerekir.
Bu çerçevede, bu çalışmada tarımsal biyoçeşitlilikte en önemli rolü oynayan üreticilerin görüşleri ve yerel çeşitlere bakış açıları dikkate alınmıştır. Ege Bölgesi’nde yürütülmüş olan bu çalışmada, yerel buğday çeşitlerinin üretimi açısından çiftçi hedeflerinin analizi, bulanık eşli karşılaştırma yöntemi ile yapılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Yerel çeşit, tarımsal biyoçeşitlilik, çevre, yoksulluk
Araştırmayı İndir

Türkiye’de Hayvansal Gıda Tüketimi ve Sorunlar

Yazar: İsmail Yılmaz, Emine Yılmaz
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Günümüzde: dünya nüfusunun hızla artmasına bağlı olarak gıda maddelerine olan ihtiyacın artması, bu artan gıda maddesi ihtiyaçlarının da karşılanması hayvansal ve bitkisel ürünlerin arttırılması ile gerçekleştirilmededir. Tarımsal üretimde artış ancak birim alandan veya hayvandan elde edilen ürünün artması ile mümkün olabilmektedir. Ülkemizde bitkisel ürün tüketimimiz beslenme tarzımıza da uygun olarak yeterli olduğu söylenebilir ancak hayvansal gıda tüketimi kesinlikle yeterli düzeyde değildir.
Hayvansal gıda tüketimi: dün olduğu gibi bugün de mesut, sıhhatli, enerjik, zeki ve çalışkan bir toplumun işaretidir. Bugün halen dünyada yeterli miktarda gıda maddesi olmayan ve fiziki açlıkla karşı karşıya olan yöre ve toplumlar olduğu gibi, dengeli bir şekilde beslenmeyen ve özellikle protein noksanlığı çeken, fizyolojik açlık ile iç içe olan toplum ve yöreler de oldukça yaygındır. Günde vücuda alınması gereken proteinlerin yaklaşık yarısının, hiç olmazsa %35-40’nın hayvansal orijinli proteinler olması gereklidir. Hayvansal kaynaklı proteinler insan için gerekli olan esansiyel aminoasitleri yeterli ve dengeli bir şekilde içerdikleri gibi bu proteinlerin insan tarafından hazım ve bünyede kullanılabilirlikleri de bitkisel proteinlerden daha üstün ve daha yüksek biyolojik değerdedirler. Bizim ülkemizdeki hayvansal ürün tüketimi göz önüne alındığında Avrupa Birliği ülkelerinden 3-5 kat, ABD’den ise 8-10 kat daha azdır. Tüketimde beslenme piramitlerinin en üst kısmında hayvansal ürünler yer almaktadır.
Bu derlemede beslenmede büyük öneme sahip olan hayvansal gıda tüketimimiz ve karşılaşılan sorunlara değinilecektir.

Anahtar Kelimeler: hayvansal gıda, tüketim, sorunlar, beslenme
Araştırmayı İndir

Gıda Güvencesi ve Hesaplama Yöntemleri Üzerine Bir Değerlendirme: Kısıtlar ve Öneriler

Yazar: Berkay Keskin,Nevin Demirbaş
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Açlık ve yoksulluk dünyayı küresel olarak etkileyen en önemli sorunlardandır. Bu sorunların tüm dünyada giderek daha büyük boyutta tartışılması gıda güvencesi kavramının önemini de arttırmıştır. Gıda güvencesi, bütün insanların yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik bakımdan sürdürülebilir biçimde ulaşabilmeleri olarak tanımlanmaktadır. Tanım ve kapsamı açısından değerlendirildiğinde, gıda güvencesi kavramının çok boyutlu bir kavram olduğu ortadadır. Makro ya da mikro baz da gıda güvencesinin sağlıklı bir şekilde hesaplanabilmesi için: üretim, ithalat, ihracat, stok, üretimin farklı kullanım alanları arasında dağılımı, üretim yapılan tarımsal alan, gelir dağılımı, hane halkı gelir düzeyi, gıda fiyatları, talep edilen gıdaya fiziksel uzaklık ve bunun gibi birçok değişkenin değerlendirmeye katılması gerekmektedir. İstatistiklerin her zaman sağlıklı olmaması, bazı istatistiklere ulaşımda yaşanılan güçlükler, bazı istatistiklerin ortaya konulmasının her zaman mümkün olmaması gibi sebepler gıda güvencesinin sağlıklı bir şekilde hesaplanamaması sonucunu doğurmaktadır. Bu çalışmada gıda güvencesi kavramı ve gıda güvencesinin hesaplanmasında kullanılan yöntemleri değerlendirerek, sağlıklı hesaplamaların yapılabilmesinin önündeki kısıtların ortaya konulması ve bunlara ilişkin çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Açlık, yoksulluk, gıda güvencesi, üretim, istatistik
Araştırmayı İndir

Türkiye’de Gıda Fiyatlarının Kırsal ve Kentsel Kesimde Yoksulluk ve Gıda Güvencesi Üzerine Etkisi

Yazar: Betül Gürer, M. Necat Ören
Yıl: 2012
Yayım Yeri: 10. Tarım Ekonomisi Kongresi
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet
Son yıllarda gıda fiyatlarında meydana gelen artışlar tüm dünyayı etkisi altına almıştır. 2011 yılında Dünya Bankası tarafından yapılan açıklamada, artan gıda fiyatlarının 44 milyon kişiyi aşırı yoksulluğa sürüklediği belirtilmiştir. Dünyanın birçok bölgesinde yoksulluk ve artan gıda fiyatları başta olmak üzere bir dizi faktörün etkisiyle yeterli gıdaya ulaşılamadığı, bu bölgelerde gıda güvencesinin sağlanmadığına dikkat çekilmiştir. Özellikle az gelişmiş ülkelerdeki yoksul kesim üzerinde tahrip edici etki yaratan bu durum, milyarlarca kişinin açlıkla ve/veya beslenme kalitesinin düşmesi sebebiyle yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur.
Gelişmekte olan ülkelerdeki yoksul kesim, bütçelerinin büyük bir bölümünü gıda alımı için harcadıkları bilinmektedir. Gelişmiş ülkelerde ise hane halkı gelirlerinin gıdaya ayrılan kısmı yaklaşık %10-20 civarındadır. 2010 yılı TÜİK verilerine göre, Türkiye’de hane halkı gelirlerinin %22’si gıda harcamasına ayrılmakta olup, bu oran kırsal kesimde %29’a ulaşmaktadır. Gıda fiyatlarındaki yükselişler, gıda için daha fazla harcama yapılmasına neden olmaktadır. Gıda için yapılan harcamaların artması diğer ihtiyaçlar için yapılan harcamaların kısılmasına ve yoksulluğun artmasına sebep olmaktadır. Diğer yandan hane halkı refah düzeyindeki bu azalmayı telafi edebilmek için tükettikleri gıdaların kalitesini ve miktarını düşürerek gıda güvencesizliğine de neden olmaktadır.
Bu çalışma kapsamında Türkiye’de artan gıda fiyatlarının yoksulluk ve gıda güvencesi üzerine etkisi kırsal ve kentsel kesimde incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Gıda Fiyatları, Yoksulluk, Gıda Güvencesi, Türkiye
Araştırmayı İndir

Doğrudan Gelir Desteğinin Fındık Sektörüne Olası Etkilerinin Ekonometrik Analizi

Yazar: Avni Birinci, Tecer Atsan, Kenan Peker, Fahri Yavuz
Yıl: 2002
Yayım Yeri: 5. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Erzurum
Konu: Tarım ve Gıda Politikası
Özet: Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip fındık sektöründe, dikim alanları Doğu Karadeniz Bölgesindeki eğimli fındık alanlarından alternatif ürünlerin ekonomik olarak üretilebileceği Batı Karadeniz Bölgesindeki taban arazilerine kaymakta ve bu da fındık arzı fazlalığına neden olmaktadır Emdik sektöründeki bu problemin asıl kaynağının yıllardan beri uygulanan, küçük ve orta büyüklükteki fındık üreticisine peşin Ödeme yapılmadığından fazla yansımayan yüksek destekleme fiyatları olduğu belirtilmektedir Bu çalışmada sektörün problemlerine çözüm getirecek uygun alternatif politikalar sunmak için sektörün ekonometrik modeli oluşturulmuştur Model ve modeldeki eşitlikler iyi açıklanırken, tüm parametrelerin işaretleri ekonomik teoriye uygun olarak tespit edilmiştir. Model, sektördeki problemin kaynağının yıllardan beri uygulanan yüksek destekleme fiyatları olduğunu doğrulamaktadır Ülke içindeki tüketim, gelir seviyesi ve reklama karşı tepkili, fakat fiyatlara tepkili değildir Kısa dönemde iç tüketimi artırmanın en iyi yolunun reklam olduğu görülmektedir Model sonuçlarına göre, destekleme fiyatları, fındık üreticisine piyasa garantisi sağlamak için üretim maliyetleri ve piyasa fiyatına yakın belirlenerek üreticiye sadece piyasa garantisi sağlanmalıdır Sadece, fındık dikini alanlarını belirleyen yönetmeliklerin izin verdiği alanlarda üretim yapanlara doğrudan gelir ödemesi yapılmalıdır.
Anahtar Kelimeler: Türkiye fındık sektörü, ekonometrik model, politika analizleri

Araştırmayı İndir

Tarımsal Reformlar Çerçevesinde Tarımla İlgili Kuruluşların Yeniden Yapılanması

Yazar: Sema Gün
Yıl: 2002
Yayım Yeri: 5. Türkiye Tarım Ekonomisi Kongresi Erzurum
Konu: Tarım ve Gıda Politikası

Anahtar Kelimeler: Tarım Reformu, Tarımda Kamusal Organizasyon,

Araştırmayı İndir